Yılın filmi sloganı ile aylardır haberlerde yer alan ‘Ejder Kapanı’nı nihayet dün geceki ön gösteriminde izleme şansını yakaladım. Gitmez olaydım…
Hadi birçok filmimiz düşük bütçeli ya da star sistemine dayalı olmadığı için kötü olabiliyor da, böylesine büyük bütçeli ve star dolu bir filmi bu kadar kötü yapabilmek için ne kadar uğraştılar diye düşünmekten kendimi alamadım. Psikopat bir polis (Kenan İmirzalıoğlu), yıllarını görevine adamış dürüst bir polis (Uğur Yücel), görevinden çok seksiliğini gösteren stajyer polis (Berrak Tüzünataç), ve Türkçeyi konuşamayan bir emniyet müdürü (Sırrı Süreyya Önder). Bu kadar ünlü isim ve bir bu kadarda bir hiç…
Film aksiyon olmaktan çıkmış komediye dönüşmüş. Filmi izlerken nedir bu doğu şivesi merakımda yine tavan yaptı. Koskoca amirler ve emniyet müdürleri düzgün Türkçemizi konuşmaktan aciz. Hele Kenan’a şive bir yere üşüsen sinekler kadar kötü durmuş.
Hollywood çakması filmde (ki, çakamamışlar) kahramanlarımız bir seri katilin peşinde. Aslında seri katil daha ilk sahnede gayet belli iken başka biriymiş gibi gösterilmesindeki zihniyet senaristin mi, yönetmenin beceriksizliği mi anlayamadım.
Filmde hiçbir sahnenin ne öncesi var ne sonrası. Akrep Celal lakaplı polis (Kenan) neden bu lakabı aldığı bilinmiyor. Celal’e aşık olan stajyer polisimiz (Berrak) ne zaman aşık oluyor da evine gidiyor, daha önce gitmediği evi nasıl buluyor da kapısını çalıyor ben anlamadım. Hiç tasvip etmediğim sahnelerse bizim Türk Polisimizin Cem Yılmaz’ın dediği gibi şive sorunu. Şiveyi duyan sanırlar ki Emniyet Müdürlüğümüz eroin şebekesinin başı.
Her şey o kadar abartılmış ve saçmalanmış ki, bu ekibe ve TMC gibi bir yapıma bu film hiç yakışmadı. Daha ilk sahnelerde ki Uğur Yücel’in Bruce Lee’yi kıskandıran kavga sahnesi, Kenan İmirzalıoğlu’nu görenlerin saygı içinde neden alındığı bilinmeyen ‘Akrep’’ namıyla hitap etmeleri, Fransa’dan ekip getirilmeden bizim mahalle çocuklarının bile yapabileceği gereksiz araba sahneleri, katil daha olay yerindeyken kurtlanmış ceset, seri katile halkın ‘’Türkiye seninle gurur duyuyor’’ sloganları…
Ama iki sahne var ki saçmalığın en önde gideni olmuş. Bunlardan ilki Emniyet Müdürü’nün ‘’Bu cinayetler hükümet düşürür’’ demesiydi. Bu millet binlerce şehit verdiği halde ben hiçbir hükümetin düştüğünü görmedim. Diğer sahne ise kalp krizi geçiren Uğur Yücel’in hastanede hemşireye ‘’Benim çıkmam lazım kızım, dışarıda bir katil var ve ben çıkmazsam kimse yakalayamaz’’ demesiydi. Filmde, yüzlerce polisimizin görev yaptığı müdürlükte ki diğer polisler temizleme ve mezar kazma işlerinde kullanılıyor. Burada ulannnnnn… Ulannnnnn…. Demek istiyorum. Aslında gerisini de getirmek istiyorum da…
Ben polisimizin bu kadar küçük düşürüldüğünü gösteren başka bir film hatırlamıyorum. Kınıyorum, ayıplıyorum. Benim polisimi bu kadar düşüren bir filmi bedava bile izlemek vicdanımı sızlattı. Son söz olarak diyorum ki bu film için ne fazla söz, ne de para harcamaya değmez. Bu film Uğur Yücel’in bittiğinin resmidir.
Tayfun Şahin
tayfun@tayfunsahin.sinemaloji.com
Etiketler: Ejder kapanı hakkında düşünceler, Ejder Kapanı yorumları Ejder Kapanaı filmi yorumları Ejder Kapanı eleştirileri Ejder Kapanı film yorum