<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tayfun Şahin &#187; tayfun şahin</title>
	<atom:link href="http://www.tayfunsahin.com/tag/tayfun-sahin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tayfunsahin.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Jan 2012 20:46:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Bu köyü mutlaka ziyaret edin</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/bu-koyu-mutlaka-ziyaret-edin/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/bu-koyu-mutlaka-ziyaret-edin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 07:50:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel Tayfun Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi Tayfun Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin Hazel]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin romanları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=1077</guid>
		<description><![CDATA[Hani bir galaya, davete ya da ödül törenine gidersiniz de, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2011/11/entelkoy-efekoye-karsi-1.jpg"><img src="http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2011/11/entelkoy-efekoye-karsi-1-174x250.jpg" alt="" title="entelkoy-efekoye-karsi-1" width="174" height="250" class="alignleft size-medium wp-image-46170" /></a>Hani bir galaya, davete ya da ödül törenine gidersiniz de, konuşmacılar çıkmaya başladığında kısa kesmeleri için dualar edersiniz&#8230; İşte böyle başladı film&#8230; Ama duam Yüksel Aksu&#8217;nun hiç susmaması üzerine oldu. Neşeli, içten, enerjik, espirili&#8230; Daha en baştan harika bir film izleyeceğimizin fotoğrafını gösteriyordu bizlere.</p>
<p>Entelköy Efeköy&#8217;e karşı filmi uzun zamandır Bkz İletişim&#8217;in de harika tanıtımlarıyla takip ettiğim bir filmdi. Beğenilmesi konusunda şüpheleri çoktu çünkü Dondurmam Gaymak&#8217;ı hiç beğenmemiştim. Aksu yine Ege&#8217;ye kapağı attı, bir Dondurma Gaymak daha yapıyor diye içimden çok geçirdim. Hatta buda yetmedi basın gösterimine gitmedim. Galasına gitmek içinde içimde tereddütler çoktu. </p>
<p>Amma velakin&#8230;</p>
<p>Son anda gittiğim galaya şimdi &#8216;iyiki gitmişim&#8217; diyorum. Atmosferi görmeniz lazımdı. Köyü resmen getirmişlerdi. Hatta galanın hala gerçek amacının ne olduğunu anlayamayan öküzleri bile unutmamışlar saman bile getirmişlerdi.</p>
<p>Keyifli bir konuşmanın ardından film yine Yüksel Aksu&#8217;ya ait espirili bir şekilde başladı. Hele ki bazı zaman araya girerek şarkıları ile filme apayrı bir renk katan &#8216;Prostat müziğin mucidi&#8217; Ortanca Orhan (Orhan Kaplan)&#8217;a bayıldım. Aynı gün izlediğim ve bitmesi için artık neredeyse hatim indirdiğim Hugo filminden sonra hiç bitmesini istemedim bir film çıktı karşıma.</p>
<p>Filmin konusuna uzunca girmeyeceğim. Şunu bilin ki çok güzel bir konu, çok güzel bir hikaye, çok güzel bir yönetim&#8230; Filmin başından sonuna kendinizi gülmekten alıkoyamayacaksınız. </p>
<p>Eleştirim yok mu? Var&#8230; Çok kısa&#8230; Keşke muhtarı Şahin Irmak yerine bir Ata ya da Şafak ya da olsaydı da Cem Yılmaz oynasaydı&#8230;</p>
<p>Teşekürler Yüksel Aksu&#8230;</p>
<p>Çok keyifli bir film izlettiğin için&#8230;</p>
<p>Tayfun Şahin<br />
tayfun@tayfunsahin.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/bu-koyu-mutlaka-ziyaret-edin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;O&#8217; Bir Seyyid, Peygamber Soyundan&#8230; &#8216;O&#8217; Geleceğin Türkiye&#8217;sinde Bir Başbakan&#8230; &#8216;Mehdi&#8217; satış noktalarında!</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/o-bir-seyyid-peygamber-soyundan-o-gelecegin-turkiyesinde-bir-basbakan-mehdi-satis-noktalarinda/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/o-bir-seyyid-peygamber-soyundan-o-gelecegin-turkiyesinde-bir-basbakan-mehdi-satis-noktalarinda/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Nov 2011 20:11:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel romanı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi Tayfun Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin Mehdi kitabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=1071</guid>
		<description><![CDATA[Aşk Zaman, Aşk Mekan Değiştiriyor&#8230;
İlk romanı ‘’Hazel’’ ile başarılı bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2011/11/mehdi-kapak.jpg"><img src="http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2011/11/mehdi-kapak-297x420.jpg" alt="" title="mehdi-kapak" width="297" height="420" class="alignleft size-large wp-image-46094" /></a><strong>Aşk Zaman, Aşk Mekan Değiştiriyor&#8230;</strong><br />
İlk romanı <strong>‘’Hazel’’</strong> ile başarılı bir satış yakalayarak listelerde üst sıralara yerleşen Tayfun Şahin&#8217;in yeni romanı &#8216;<strong>&#8216;Mehdi&#8221;</strong> raflarda yerini aldı.  İnsan, Allah ve vatan aşkının kaleme alındığı Hazel – Mehdi – Başkan üçlemesinin ikincisi olan Mehdi, 2050 yılında başbakan olacak bir çocuğun hayat hikayesini anlatıyor. Hazel&#8217;in devamı da olan romanda ölüm sonrası hayat ile ilgili kesitlerede yer veriliyor.<br />
10 yaşlarında Urfa&#8217;da bulunan ve babası Ali Aşiroğlu&#8217;nun vasiyeti üzerine İstanbul&#8217;a getirilen  Mehdi, çocukluğundan beri manevi koruyuculuğunu yapan İbrahim Efendi&#8217;den ilim dersleri almaya devam ederken Yusuf isimli biri ile arkadaşlık kurar. Yusuf Cebrail (as)&#8217;in kendisidir. Mehdi aynı zamanda yeni yüzyılın kutbudur. Bunun işareti olarak omuzunda bir mühür taşımaktadır. Mehdi yaşamına devam ederken ölümünden sonra Berzah Alemi&#8217;nde yeni hayatına başlayan Ali ise halen yarım kalan aşkı Hazel&#8217;i aramaktadır. İbrahim Efendi’nin aracılığı ile iletişim kurduğu dünya hayatını gördükçe bıraktıklarının planladığı gibi gitmediğini görür. Mehdi bir gün suikasta uğrar. Saldırıda çok ağır kayıplar verilir. Hikayenin en önemli noktası, dört büyük meleğin yeryüzüne indiklerinde Mehdi için yaptıkları olacaktır.</p>
<p><strong>İşte Mehdi’den kestiler&#8230;</strong></p>
<p>Haşmetli dev kapının iki kanadı birden açıldı. Gözleri kör edecek kadar kuvvetli bir ışık içeri sızdı. İçeri gireni gören her başın saygı ile eğildiğini gördü. Aynı ses o ismi zikretti&#8230;</p>
<p>&#8221;Alemlerin Sultanı, Hazreti Muhammed (S.A.V)&#8221;</p>
<p>Aklını oynattığını hissetti. Sultan&#8217;ın sureti belirdiğinde aralarında sadece bir karış mesafe kalmıştı. Sesi titriyordu&#8230;</p>
<p>&#8221;Ama siz&#8230;&#8221; diyebildi&#8230;</p>
<p>Kolunu tutan bir el sözünü tamamlamasını engelledi. Elin sahibine baktığında İbrahim Efendi&#8217;yi gördü. Gözleri doldu. Artık biliyordu, bu ne bir Şeytan aldatması ne de bir rüya değildi. Eğildi, Sultan&#8217;ın elini öptü. Sultan makamına oturduğunda herkes etrafında toplanmaya başladı. İbrahim Efendi&#8217;ye baktı.</p>
<p>&#8221;Neredeyiz efendim?&#8221;</p>
<p>&#8221;Burası yerle gök arasında, insan gözünün görmediği, zamansız, mekansız Berzah Âlemi…&#8221;</p>
<p>Sultan&#8217;ın karşısında bulundular. Sultan ayağa kalktı, konuşmaya başladı.</p>
<p>&#8221;Sizler Allah tarafından yeryüzüne birer görev için gönderildiniz. Allah sizden razıdır, bende sizden razıyım. Şimdi size yeni yüzyılın kutbunu tanıtacağım.&#8221;</p>
<p>Sağ elini açık bir şekilde havaya kaldırdı. Yere indirdiğinde iki âlem arasındaki bütün perdeler kalktı.  10 Yaşlarında bir erkek çocuk, elinde Zülfikar ile ucu bucağı görünmeyen bir meydanda masmavi gözlerini ufuklara dikmiş bakıyordu. Sultan&#8217;ın mübarek sesi yine duyuldu&#8230;</p>
<p>&#8221;Allah O&#8217;na, Fatih&#8217;in kudretini, Ömer&#8217;in adaletini, Hamza’nın cesaretini, Ebubekir’in sadakatini, Ali’nin ilmini, Mustafa&#8217;nın zekasını, Süleyman&#8217;ın ihtişamını, benimde şefkatimi verdi. O, Ali oğlu Mehdi&#8217;dir&#8221;</p>
<p>Ali gözlerinde yaşlar, dünya gözü ile göremediği oğluna bakıyordu. İbrahim Efendi&#8217;ye baktı, yarı ağlamaklı bir ses ile mırıldandı.</p>
<p>&#8221;O benim oğlum&#8230;&#8221;</p>
<p><strong>Yıl: 2020 &#8211; Şanlı Urfa</strong></p>
<p>Yeryüzü mahşer gibiydi. Mirza&#8217;nın elinde iki silah, hareket eden her şeye ateş ediyordu. Mehdi kan dolu avuçlarını semaya kaldırdı. Gözbebekleri yaşların içinde kaybolmuştu&#8230; Son gücü ile seslendi&#8230;</p>
<p>&#8221;Yusuf! Yusuf yetiş! Yusuf!&#8221;</p>
<p>Cebrail (as) belirdi semalarda, iki dev kanadı açık…</p>
<p>Elinde Hazreti Ali’nin Zülfikar&#8217;ı…</p>
<p>Hemen arkasında Mikail (as), yerle gök arasında bir yerde. Dönmeye başladı kendi ekseninde… O döndükçe rüzgarlar toplandı etrafına…</p>
<p>İsrafil (as)&#8217;in dudakları ile Sur arasında artık sadece milimler mesafe…</p>
<p>Ve Azrail (as),</p>
<p>Yaratıldığı günden beri hiç olmadığı kadar acımasız… Daha Zülfikar inmeden söküp alıyor ruhları…</p>
<p>Bir ses yankılanıyor kainatta,</p>
<p>‘’Arş üzerindeki hakimiyetime yemin ederim ki, benim sevdiğime dil dahi uzatana ben harp ilan ederim!’’</p>
<p>Ve Cebrail (as)&#8217;in şefkat dolu sesi…</p>
<p>‘’Yetiştim dostum, sen iste hepsini helak edeyim, sen iste bu dünyayı tersine çevireyim… Sen iste dostum, senin için gökleri yere indireyim…</p>
<p>Mehdi sağ elini kaldırdı, işaret parmağını uzattı.</p>
<p>&#8221;Ben annemi istiyorum.&#8221;</p>
<p>Cebrail (as) başını çevirdi. Azrail (as) görev için bekliyordu. Nemli gözlerle seslendi dostuna.</p>
<p>&#8221;Yapma&#8230;&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/o-bir-seyyid-peygamber-soyundan-o-gelecegin-turkiyesinde-bir-basbakan-mehdi-satis-noktalarinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hazel&#8230;</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/hazel/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/hazel/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 23:23:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel romanı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi Tayfun Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin Mehdi kitabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=201</guid>
		<description><![CDATA[
Tayfun Şahin Hazel ve Mehdi imza günü
Kitap Severler için güzel ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/11/hazel.jpeg"><img src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/11/hazel.jpeg" alt="" title="hazel" width="180" height="267" class="alignleft size-full wp-image-1109" /></a><br />
<a href="https://www.facebook.com/events/348142748538001/"><strong>Tayfun Şahin Hazel ve Mehdi imza günü</strong></a><br />
Kitap Severler için güzel bir yarışma&#8230;<br />
http://www.tayfunsahin.com/hazel/ adresine girerek Hazel için en iyi yorumu yapan 2 kişi ister kendisinin isterse bir arkadaşının adına imzalı Hazel kitabı kazanacaktır. Son katılım tarihi: 30 Ocak 2012&#8242;dir. Kazananlar 1 Şubat&#8217;ta http://www.facebook.com/hazelroman sayfasında yayınlanacaktır&#8230;</p>
<p>Not: Mehdi romanı Hazel&#8217;in devam niteliğini taşımaktadır. Seri 3 roman olarak tasarlanmış olup sonuncusu Mayıs ayında çıkacak olan bAŞKan-dır</p>
<p><a href="http://www.sinemaloji.net/hazel.mp3">Tayfun Şahin&#8217;in Hazel konulu radyo söyleşisi için tıklayınız</a><br />
<a href="http://www.kitapturk.com/roman/hazel-80380k.html"><strong>Hazel kitabını %40 indirimli almak için tıklayınız</strong></a><br />
21. Yüzyılda dillere destan bir aşk… Ve bu aşktan doğacak bir başbakan…<br />
‘Hazel – Mehdi – Başkan’ üçlemesinin birincisi – ‘’Çok yakında sinemalarda’’</p>
<p>Dün<br />
Hazel başını adamın omzundan ayırdı. Gözlerine bakıyordu.<br />
- Söyle bakalım Ali Aşiroğlu, beni ne kadar seviyorsun?<br />
Ali bir an sustu. Biliyordu, ne dese az olacaktı.</p>
<p>- Benim seni ne kadar sevdiğimi anlatmaya ne dilim ne de kelimelerim yeter Hazel. Ama elimde olsa seni ne kadar sevmek isterdim biliyor musun? Ezan ile namaz arası kadar&#8230; Doğduğumda kulağıma okunan ezan, öldüğüm kılınan cenaze namazıma kadar, her saniye seni sevmek isterdim.</p>
<p>Bugün<br />
Başer Ali&#8217;nin haline üzülmüştü. Tedirgin bir halde sordu.<br />
- Ne zamandır görmüyorsun Hazel&#8217;i evlat?</p>
<p>- Dünya takvimine göre mi soruyorsun ağabey, gönül takvimime göre mi? Bendeki takvime göre bir ömür geçti.<br />
- Belki yeniden bir araya gelirsiniz Ali&#8230;<br />
- Bizim kaderimiz ayrı yazılmış ağabey. Bırak bedenlerimizin bir araya gelmesini, isimlerimizin baş harfleri yan yana gelse bir acıyı ifade ediyoruz.<br />
Ali odadan çıktıktan sonra Başer önündeki kağıda iki harf yazdı.<br />
&#8221;Ah&#8221;<br />
Peki dün ile bugün arasında yaşananlar neydi?</p>
<p>İşte Hazel&#8217;den kesitler</p>
<p>‘’Burada, 20 yaşlarında, hayatının baharında ve daha yapacağı hatanın farkına varamayan bir beyinden söz ediyoruz. Ben şunu gördüm, gençlerin yaptıkları hatalardan, ne yazık ki anne babalarının haberleri olmuyor. Olduğunda ise çok geç kalınmış oluyor. Biz üstümüze düşeni yapalım. Gerisi ister alana, ister verene kalsın. Bizim ödeyeceğimiz hiçbir tazminat, aldatılan bir eşin ya da canı acıyan bir anne-babanın acısından daha fazla olamaz.’’<br />
————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’ Allah’ım! Bu insanlar paranın gücü karşısında gösterdikleri saygıyı, senin gücün karşısında nasıl gösteremiyorlar. Nasıl bir sabırdır sendeki? Ben bana gösterdikleri halde bu saygıya tahammül edemezken, her şeylerini borçlu oldukları sen, nasıl sabredebiliyorsun?’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>“Remzi Efendi misafirlerimizle ilgilendiniz mi?’’<br />
Remzi Efendi,Amerikalılara bu kadar yalakalık yaptığı için Ege’ye kızıyordu. Cevabı gecikmedi.<br />
‘’Sordum ama Türkçe bilmiyorlarmış. Bende bu kayıplarından ötürü, utandırmayayım diye üstelemedim’’<br />
Ege Remzi Efendi’nin laf soktuğunu anlamış ve çaktırmadan ayıp dercesine başını bükmüştü.</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’Hadi kızım iyisin yine. Artık sırtın yere gelmez. Genel müdür asistanı oldun.’’<br />
Hazel gözleriyle Ali’yi işaret etti.<br />
‘’Birazdan Ali Bey’in odasına gideceğimizi unuttun galiba. Bizi balkondan atacak gibi duruyor. Bakalım yere vardığımız da sırtımız üstümü düşeriz yoksa tepemiz üstümü göreceğiz…’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Gözlerinden yaşlar yağmur gibi akıyordu.<br />
‘’Bana emanet ettiğin kardeşini de koruyamadım. Her şeye gücü yettiğini sanan bu oğlun ne kadar aciz kaldı ölüm karşısında. Telefonun hala “annem” diye kayıtlı değiştiremedim. Babamı her arayışımda ekranımda annem yazıyor ya, her çalışın ardından senin sesin gelecekmiş gibi heyecanlanıyorum. Yemeklerini o kadar özledim ki. Sıcaklığını. Saçımla oynayışını. Sana hep yalan söyledim. Saçıma dokunuşun o kadar hoşuma giderdi ki, yaşımdan utanırdım. Saçımla oynarken uyuya kalmak çok güzeldi. Bunun için hep saçımda bit var yalanını uydururdum. Hep bir gün söyleyeceğim derdim gerçeği. Şimdi ancak mezarının başında söyleyebiliyorum ancak.’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’Herkesin bir bedeli vardır Ertaç! Sadece bu bedeli ödeyeceğin zamanı iyi seçmelisin…’’</p>
<p>———————————————————————————————————————————————–</p>
<p>”Hazel’in bana ihtiyacı var gitmem gerek.” dedi endişeli bir sesle. Başer biliyordu ki; Ali kalmayacaktı. Yine de uyarmak istedi. ”Gelen milletvekili, başın ağrımasın sonra.” Ali güldü;” Adı üstünde, milletvekili.” Sonra işaret parmağını göğsüne bastırarak, ”Millet burada, vekil kim oluyor.”</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Ali boğaza doğru bakıyor, hiç konuşmuyordu. Sessizliği Naşide bozdu; ”Güzel kız Hazel, ama şunu unutma, kalp dediğin belki bin kez vurur, ama bir kez durur.” Ali gözlerini Naşide’ye çevirdi. Sonra yine denize bakarak mırıldandı, ”Bin kez vurduğu da O olsun… Bir kez durduğu da…”</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Hazel tavlada kazandığı her sette Ali’nin yanaklarını okşuyor ”Oy oy, üzülme başkanım kıyamam ben sana” diyerek burnunu sıkıyordu. Ali her seti vermeye başladı. Her giden set ona Hazel’i getiriyordu. Zaten kural da bu değilmiydi. Kumarda kaybeden, Aşkta kazanır…</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>”Hayırdır, ne bu hal? Saç sakal bir birine girmiş.”<br />
”Çağrı filmini yeniden çekeceğim, Hz. Hamza rolü benim…”<br />
Naşide gülümsedi..<br />
”Sen Hazel’siz bir şey yapmasın. Ona da bir rol verirsin artık.”<br />
Ali mırıldandı…<br />
”Vermem mi? Vahşi rolü onun…”</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Naşide’nin yanına gittiğinde Ege yoktu.<br />
‘’Ne erkekten, ne dişiden Ali?’’<br />
‘’O ne abla?’’<br />
‘’Eskiden Ege ile gelirdin, sonra Hazel. Ama şimdi hep teksin. İstersen bir de gay dene. Vefalı olduklarını duydum.’’<br />
Ali gülümsedi.<br />
‘’Ya oda tutmazsa?’’<br />
‘’O zaman kaderin tek yazılmış Ali…’’<br />
‘’Kalbimiz gibi…’’ diye mırıldandı<br />
‘’Efendim?’’<br />
Ali kısa bir süre suskunluktan sonra;<br />
‘’Farkında mısın abla? Vücudumuzda hemen her organımızın bir eşi var. Bir tek kalbimiz tek. Ve o kendi eşini bulabilsin diye ne kadar acı çekiyor…’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’Ne zamandır görmüyorsun Hazel’i evlat?’’<br />
‘’Dünya takvimine göre mi, benim mi? Bana göre bir ömür geçti…’’<br />
‘’Belki yeniden bir araya gelirsiniz Ali.’’<br />
‘’Bizim kaderimiz ayrı yazılmış ağabey. Bırak ikimizin bir araya gelmesini, isimlerimizin baş harfleri bile yan yana gelse acının ifadesi oluyor.’’<br />
Ali odadan çıkınca Başer beyaz bir kağıda iki harf yazdı.<br />
‘’AH…’’</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/hazel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>60</slash:comments>
<enclosure url="http://www.sinemaloji.net/hazel.mp3" length="32093021" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Hazel yeni baskısı ile 16 Ağustos&#8217;ta raflarda yerini alıyor</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/hazel-yeni-baskisi-ile-8-agustosta-raflarda-yerini-aliyor/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/hazel-yeni-baskisi-ile-8-agustosta-raflarda-yerini-aliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jul 2011 01:53:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel romanı]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel sinema filmi]]></category>
		<category><![CDATA[hazel tayfun şahin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin Hazel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=968</guid>
		<description><![CDATA[
 
Romanı yazar imzalı olarak almak istiyorsanız tıklayın.
&#8221;Yıl 2050… Başbakanlık ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/07/hazel1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-970" title="hazel1" src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/07/hazel1.jpg" alt="" width="200" height="306" /></a><span style="color: #ff0000;"></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"> </span></p>
<h2><span style="color: #ff0000;"><a href="http://www.tayfunsahin.com/hazel-kitap/">Romanı yazar imzalı olarak almak istiyorsanız tıklayın.</a></span></h2>
<p>&#8221;Yıl 2050… Başbakanlık Ofisi, Ankara<br />
Mehdi, başbakanlığının üçüncü yılında, yaptığı reformlar ile<br />
Türkiye’yi dünya üzerinde çok iyi bir konuma getirmişti. Dur durak<br />
bilmeden çalışıyordu. Yine bir pazar günü ofisinde dosyaları incelerken<br />
kapısı çaldı.<br />
- Gir!<br />
Gelen kişiyi gördüğünde gülümsedi. O an bütün sıkıntısı gitmişti.<br />
- Gel canım. Hayırdır, pazar pazar beni mi özledin bakalım?<br />
Birden yüzü değişti. Gördüğü manzara karşısında şaşkınlık ve<br />
şok halini almıştı.<br />
- Ne yapıyorsun? Çıldırdın mı? Bu bir şakaysa hoş d…<br />
Sözünü tamlayamadan iki el silah sesi patladı. Mehdi, göğsü kanlar<br />
içinde adım atmak istedi, gücü yetmedi. Yere düştüğünde gözleri<br />
komodinin üzerinde duran bir fotoğrafa ve altındaki yazıya bakıyordu…“<br />
Ali Aşiroğlu”<br />
Ve masmavi gözler kapandı…<br />
Suikast sorumlusu olarak tutuklanan Şahin müebbet hapis cezasına<br />
çarptırıldı.<br />
Mehdi’nin ölümü ülkeye karabulut gibi çöktü. Dünya basını bu<br />
ölüme kayıtsız kalmayıp manşetlerine taşıdı. Ülke basını birçok<br />
manşetler attı. Fakat iki gazete vardı ki, manşetlerine taşıdıkları cümleler<br />
oldukça ilginçti. Başbakan olduğu dönemden beri haberleri ile<br />
muhalefet olan Hakimiyet Gazetesi ‘’Türkiye sevgilisine ağlıyor…’’<br />
başlığını atarken, babasının kurduğu Manşet Gazetesi bu acıyı simsiyah<br />
bir zemin üzerine yazılmış cümle ile anlatıyordu.<br />
‘’İnsanı sadece en yakınındaki yok eder…’’</p>
<p>İlk baskısı ile raflara çıktığı tarihlerde satış listelerinde en üst sıralara oturmayı başaran Tayfun Şahin&#8217;in yazdığı aşk romanı <strong>&#8220;Hazel&#8221;</strong> yeni ve düzenlenmiş baskısı ile 8 Ağustos&#8217;ta yeniden raflara çıkıyor.</p>
<p>Üçleme olarak tasarlanan <strong>&#8216;Hazel&#8217;</strong> projesi her seride farklı bir aşkı anlatacak. Seriye adını veren ve ilki olan &#8216;Hazel&#8217; insanın insana olan aşkını anlatırken serinin 2. romanı olan <strong>&#8216;Mehdi&#8217;</strong> insanın Allah&#8217;a olan aşkına değienecek. Serinin sonu olaacak olan <strong>&#8217;2050&#8242;</strong> ise insanın devlete olan aşkını anlatacak.</p>
<p><strong>&#8216;Hazel</strong>&#8216;in umduğundan daha büyük bir ilgi gördüğünü belirten Tayfun Şahin şunları söyledi&#8230;<br />
&#8221;Aslında bir roman yazmak hiç planlarımda yoktu. Yaşamış olduğum bir hikayeden yola çıkarak başladığım öykü bir romana dönüştü. Okurlardan çok güzel yorumlar ve e-postalar aldım. <strong>&#8216;Hazel&#8217;</strong> tek başına kalmamalıydı. <strong>&#8216;Hazel&#8217;</strong> yaşadıklarımdı. Peki sonrasında ne yaşamak isterdim diye düşündüm ve onları kaleme almaya karar verdim. Sonraki serilerde ölümü ve Berzah Alemini göreceğiz. Üçlemeden sonra Deccal adında son yazacağım roman aslında bu üçlemedeki olaylardan sonra dünyayı nelerin beklediğini anlatacak. Umarım diğer romanlarda <strong>&#8216;Hazel&#8217;</strong> gibi sevilir. Aynı zamanda her romanı beyazperdeye taşımak niyetindeyiz.&#8221;</p>
<p>Ve Yıl 2009… İstanbul<br />
Ali Aşiroğlu hayatının uzun bir bölümünü yapay insanların bulunduğu fanusun içinde derin nefesler alarak yaşamaya çalışmış bir medya patronudur. Başında bulunduğu şirketi kendi alanlarında deneyimli kişilerle birlikte yönetmektedir. Ege, Başer, Sinem… Başer’i bir baba gibi görürken, Ege en saklı sırlarını bile paylaştığı bir kardeş, Sinem ise gönlünü verdiği sevgilidir. Ancak yıllardır birlikte olmalarına rağmen hiç birisinde bulamadığını bir gün staj için kapısını çalan Hazel’ de bulacaktır.</p>
<p>Kaybetme korkuları diğer insanlardan farklıdır… Yaşamında değer verdiklerini kaybetmek, onun için elindeki tüm parayı kaybetmekten daha önemlidir… Duygusallığın doruğunda yaşayan ama bulunduğu ortamda katı, çalışanlarının çoğu zaman konuşmaya cesaret edemediği bir patrondur…</p>
<p>Bir Cumartesi sabahı uyuyup kaldığı odasında gözlerini bir Ebru Gündeş şarkısı ile açar. Öfke ile kalkıp camını araladığında gördüğü manzara ya Allah’ın bir lütfu olacaktır, ya da vereceği sınavın ilk bölümü. Hazel elinde klimanın kumandasından yaptığı bir mikrofon ile çalan müziği sanki kendisi söylermiş gibi yapıyor bir yandan da müziğin ritmine kendisini kaptırmış dans ediyordur. Bu manzara onu çocukluğunun en derinliklerine kadar götürmüştür. Artık Hazel’i her görüşünde kalbi hiç atmadığı kadar hızlı atıyor, o despot ve sert adam gidiyor, yerine sanki 7 yaşlarında bir çocuk geliyordu.</p>
<p>Artık günler çok daha güzel geçiyordu. Bu kızda unuttuğu duyguları, kaybettiği annesini buluyordu. Allah, Hazel’i sanki desen desen işleyip kendisi için yeryüzüne göndermişti. Gözleri, bakışı, duruşu, oynayışı, esprileri… Tepeden tırnağa her zerresi…</p>
<p>Yaşanan hep güzellik değildir. Baş düşmanı olan İsmet Kartal boş durmamış, zehri verecek olan yılanı Ali’nin içine çoktan salmıştır. Uğrunda bir hayat vereceği Hazel’in ihaneti yetmezmiş gibi en güvendiği dostu Ege, bir gün şirketi İsmet Kartal’a satar. Savcılık Ege’yi yakalayacak ama sırf Hazel’i işe alan Ege olduğu için şikâyetçi olmayacaktır. Bu Öyle Bir Sevmekti ki, savcı neden diye sorduğunda Ali parmağı ile Ege’yi işaret edecek ve şu cevabı verecekti.<br />
‘’O adam bana hayatımın en güzel günlerini getirdi. Hani imkan olsa, ben Ona bir bir şirket daha, Oda bana bir Hazel daha verebilse… Hani imkan olsa da, geçmiş yeniden yaşanabilse…’’</p>
<p>Ali kaybettiği her şeyden vazgeçmiş sadece Hazel’den uzak olmanın acısını yaşıyordur. Fakat bir gün İsmet Kartal Hazel’inde canını yakar. İşte o gün sadece kaderinin yazdıklarını yaşayan Ali, o günden sonra yaşanacakları kendisi yazacaktır…</p>
<p>Sahnelerden…:</p>
<p>‘’Burada, 20 yaşlarında, hayatının baharında ve daha yapacağı hatanın farkına varamayan bir beyinden söz ediyoruz. Ben şunu gördüm, gençlerin yaptıkları hatalardan, ne yazık ki anne babalarının haberleri olmuyor. Olduğunda ise çok geç kalınmış oluyor. Biz üstümüze düşeni yapalım. Gerisi ister alana, ister verene kalsın. Bizim ödeyeceğimiz hiçbir tazminat, aldatılan bir eşin ya da canı acıyan bir anne-babanın acısından daha fazla olamaz.’’<br />
————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’ Allah’ım! Bu insanlar paranın gücü karşısında gösterdikleri saygıyı, senin gücün karşısında nasıl gösteremiyorlar. Nasıl bir sabırdır sendeki? Ben bana gösterdikleri halde bu saygıya tahammül edemezken, her şeylerini borçlu oldukları sen, nasıl sabredebiliyorsun?’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>“Remzi Efendi misafirlerimizle ilgilendiniz mi?’’<br />
Remzi Efendi,Amerikalılara bu kadar yalakalık yaptığı için Ege’ye kızıyordu. Cevabı gecikmedi.<br />
‘’Sordum ama Türkçe bilmiyorlarmış. Bende bu kayıplarından ötürü, utandırmayayım diye üstelemedim’’<br />
Ege Remzi Efendi’nin laf soktuğunu anlamış ve çaktırmadan ayıp dercesine başını bükmüştü.</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’Hadi kızım iyisin yine. Artık sırtın yere gelmez. Genel müdür asistanı oldun.’’<br />
Hazel gözleriyle Ali’yi işaret etti.<br />
‘’Birazdan Ali Bey’in odasına gideceğimizi unuttun galiba. Bizi balkondan atacak gibi duruyor. Bakalım yere vardığımız da sırtımız üstümü düşeriz yoksa tepemiz üstümü göreceğiz…’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Gözlerinden yaşlar yağmur gibi akıyordu.<br />
‘’Bana emanet ettiğin kardeşini de koruyamadım. Her şeye gücü yettiğini sanan bu oğlun ne kadar aciz kaldı ölüm karşısında. Telefonun hala “annem” diye kayıtlı değiştiremedim. Babamı her arayışımda ekranımda annem yazıyor ya, her çalışın ardından senin sesin gelecekmiş gibi heyecanlanıyorum. Yemeklerini o kadar özledim ki. Sıcaklığını. Saçımla oynayışını. Sana hep yalan söyledim. Saçıma dokunuşun o kadar hoşuma giderdi ki, yaşımdan utanırdım. Saçımla oynarken uyuya kalmak çok güzeldi. Bunun için hep saçımda bit var yalanını uydururdum. Hep bir gün söyleyeceğim derdim gerçeği. Şimdi ancak mezarının başında söyleyebiliyorum ancak.’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’Herkesin bir bedeli vardır Ertaç! Sadece bu bedeli ödeyeceğin zamanı iyi seçmelisin…’’</p>
<p>———————————————————————————————————————————————–</p>
<p>”Hazel’in bana ihtiyacı var gitmem gerek.” dedi endişeli bir sesle. Başer biliyordu ki; Ali kalmayacaktı. Yine de uyarmak istedi. ”Gelen milletvekili, başın ağrımasın sonra.” Ali güldü;” Adı üstünde, milletvekili.” Sonra işaret parmağını göğsüne bastırarak, ”Millet burada, vekil kim oluyor.”</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Ali boğaza doğru bakıyor, hiç konuşmuyordu. Sessizliği Naşide bozdu; ”Güzel kız Hazel, ama şunu unutma, kalp dediğin belki bin kez vurur, ama bir kez durur.” Ali gözlerini Naşide’ye çevirdi. Sonra yine denize bakarak mırıldandı, ”Bin kez vurduğu da O olsun… Bir kez durduğu da…”</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Hazel tavlada kazandığı her sette Ali’nin yanaklarını okşuyor ”Oy oy, üzülme başkanım kıyamam ben sana” diyerek burnunu sıkıyordu. Ali her seti vermeye başladı. Her giden set ona Hazel’i getiriyordu. Zaten kural da bu değilmiydi. Kumarda kaybeden, Aşkta kazanır…</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>”Hayırdır, ne bu hal? Saç sakal bir birine girmiş.”<br />
”Çağrı filmini yeniden çekeceğim, Hz. Hamza rolü benim…”<br />
Naşide gülümsedi..<br />
”Sen Hazel’siz bir şey yapmasın. Ona da bir rol verirsin artık.”<br />
Ali mırıldandı…<br />
”Vermem mi? Vahşi rolü onun…”</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Naşide’nin yanına gittiğinde Ege yoktu.<br />
‘’Ne erkekten, ne dişiden Ali?’’<br />
‘’O ne abla?’’<br />
‘’Eskiden Ege ile gelirdin, sonra Hazel. Ama şimdi hep teksin. İstersen bir de gay dene. Vefalı olduklarını duydum.’’<br />
Ali gülümsedi.<br />
‘’Ya oda tutmazsa?’’<br />
‘’O zaman kaderin tek yazılmış Ali…’’<br />
‘’Kalbimiz gibi…’’ diye mırıldandı<br />
‘’Efendim?’’<br />
Ali kısa bir süre suskunluktan sonra;<br />
‘’Farkında mısın abla? Vücudumuzda hemen her organımızın bir eşi var. Bir tek kalbimiz tek. Ve o kendi eşini bulabilsin diye ne kadar acı çekiyor…’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’Ne zamandır görmüyorsun Hazel’i evlat?’’<br />
‘’Dünya takvimine göre mi, benim mi? Bana göre bir ömür geçti…’’<br />
‘’Belki yeniden bir araya gelirsiniz Ali.’’<br />
‘’Bizim kaderimiz ayrı yazılmış ağabey. Bırak ikimizin bir araya gelmesini, isimlerimizin baş harfleri bile yan yana gelse acının ifadesi oluyor.’’<br />
Ali odadan çıkınca Başer beyaz bir kağıda iki harf yazdı.<br />
‘’AH…’’</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/hazel-yeni-baskisi-ile-8-agustosta-raflarda-yerini-aliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye &#8211; Boollywood ile el sıkıştı</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/turkiye-boollywood-ile-el-sikisti/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/turkiye-boollywood-ile-el-sikisti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jul 2011 19:39:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Avcı]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Avcı kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Cinemascope Film]]></category>
		<category><![CDATA[Evrensel Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Javed Rehman Khan]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin cinemascope film]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin Hazel]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye - Boollywood ile el sıkıştı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=955</guid>
		<description><![CDATA[3 milyon dolarlık bütçe ile ortak film çekilecek ‘SÜPER RAKSTAR’ ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.dizidergisi.com/wp-content/uploads/2011/07/2011-07-05-14.02.45.jpg"><img src="http://www.dizidergisi.com/wp-content/uploads/2011/07/2011-07-05-14.02.45-300x249.jpg" alt="" title="2011-07-05 14.02.45" width="300" height="249" class="alignleft size-medium wp-image-5882" /></a>3 milyon dolarlık bütçe ile ortak film çekilecek ‘SÜPER RAKSTAR’ Mart 2012 de vizyonda…<br />
Son dönemde gittikçe büyüyen Türk sineması şimdide yılda çektiği film sayısıyla Hoolywood’u geride bırakan Hindistan’ın Boolywood sinemasıyla ortak film projesi çin el sıkıştı.</p>
<p>Yapımcılığını Evrensel Medya ile Rakhshan Movies Network’ün yapacağı ve 3 milyon dolara mal olacak <strong>‘SÜPER RAKSTAR’</strong> adlı aşk macera konulu filmin çekimleri önümüzdeki ekim ayında başlayacak. Filmin uygulayıcı yapımcılığını ise Cinemascope Film üstleniyor.</p>
<p>Bugüne kadar ziyaretçi bile Kabul etmeyen Boolywood platolarına girmeyi başaran bir Türk yapımcı dış ticaret kafilesi ile gittiği Hindistan gezsinden eli boş dönmedi. Boolywood platolarında ayda yüzlerce filmin çekildiğine dikkat çeken Türk film yapımcısı Ali Avcı Hindistan’a yaptığı ziyareti anlattı. Platoya girdiğimizde o gün aynı anda çekilen 34 filmin olduğunu söylediler. Çok inandırıcı gelmesede yaptığımız gezintide doğru olduğunu görmek beni çok heyecanlandırmıştı.</p>
<p>Yapımcı Ali Avcı ;Hindistan sinemasının duayeni Kabul edilen ve Hindistan film endüstrisi başkanı Javed Rehman Khan’ın birlikte 3 milyon dolarlık ‘SÜPER RAKSTAR’ isimli ortak film projesine imza attı. İmza töreninde konuşan ünlü sinemacı Khan ; ‘’Temennim odur ki Türk-Hint yapımı çok güzel bir filme imza atacağız. Bu proje hepimizi heyecanlandırdı. Bunu başlangıç olarak Kabul edebiliriz. Tabii bu anlaşma Boolywood sinemasınıda tetikleyecektir. Türk filmeleri bizim ülkemizde takdir görüyor ve sevilerek seyrediliyor’’ dedi.</p>
<p>Her iki tarafıda oldukça heyecanlandıran projeye sinemanın duayen senaristi Safa Önal’da danışmanlık yapıyor. Önal imza töreninde ; ‘’59 yıl once bana senin sineman Asya sinemasıyla bir araya gelecek, müşterek filmler yapacak deselerdi, hem inanmazdım, hem gülerdim, belki de terslerdim. 20 milyon seyirci Hint yapımcısını memnun etmiyor. 100 milyona kadar çıkan seyirci potansiyeli var. Böyle bir ülke -gel seninle bir film yapalım- dedirtmek kolay değildi. Burda öncelikle genç ve idealist yapımcı Ali Avcı’yı tebrik ediyorum.’’ Şeklinde değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Aşk ve macera konulu filmin çekimleri önümüzdeki Ekim ayında başlayacak ve çekimlerin bir kısmı Boolywood da çekilirken bir kısmıda İstanbul da çekilecek.</p>
<p>Yapımcı Ali Avcı yaptığı açıklamada ; ‘’Hindistan hem sinema için hem de dış ticaretimiz adına çok özel bir ülke. Onların ithalatı ile bizim ihracatımız gözönüne alındığında %45 lik bir örtüşme sözkonusu. O halde neden yaptıkları ithalatı Türkiye ihrac etmesin. 1,2 milyar insanın yaşadığı bu coğrafyada hergün bir avuç fındık yerine hergün 1 adet fındık uyarlatabilirseniz Türkiye fındık ihracatını sadece Hindistan’a yapsa yeterli gelecektir. Yılda 2000 filmin çekildiği endüstrinin başkanını İstanbul da gezerken her kelimesinde hayranlığını dile getirmesi ve arkasından bizim ülkeden klip, belgesel,film ve program çekmek için genelde Kore, Çin ve Arap ülkelerine gidiliyor. Bol bol fotoğraflar çeken Mr. Khan tüm arkadaşlarını artık Türkiye’ye yönelendireceğini söyledi. Tüm bunları göz önüne aldığımızda güzel bir iş çıkacağına kuşkum kalmadı. Bu konuda bize desteklerini esirgemeyen ve bu yolun açılmasında bize vesile olan en başta dış ticaretten sorumlu Devet Bakanımız Zafer Çağlayan olmak üzere Türkiye ihracatçılar meclisi Başkan vekili Tahsin Öztiryaki’ye , İstanbul Ticaret Odası başkanı Murat Yalçıntaş’a haddizatında Yönetim kurulu üyesi İsrafil Kurulay‘a , MÜSİAD Yönetim kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan’a haddizatında Bilal Arıoğlu’na şükranlarımı sunuyorum.</p>
<p>Cinemascope Film adına konuşan Tayfun Şahin ise şunları söyledi: ‘’Evrensel Medya <strong>‘Hazel’</strong> ve <strong>’Mehdi’</strong> projelerimizde yapım ortağımızdır. Böyle önemli bir projeye vesile olması bizleride mutlu etti. Javet Khan ile geçirdiğimiz 3 gün mükemmeldi diyebilirim. Bu Hindistan ile yapılan tek proje olarak kalmayacaktır. Her yıl iki bin filmin çekildiği ve bir milyar iki yüz milyon insanın yaşadığı bir ülke bence sinema için çok ideal bir ülkedir. Projede Safa Önal gibi bir duayeninde olması ayrı bir güç demektir.’’</p>
<p>Imza töreninde konuşan İsrafil Kurulay ; ‘’Sinema ve televizyon sektörünü biz stratejik sektor olarak Kabul ediyoruz. Bunu sadece bir aışveriş olarak algılamamalıyız. Milyonları etkiliyor bir çok sektörü turizmi ticareti ilişkileri etkileyen bir sektor. Bu açıdan Hem Ali Avcı’yı kutluyor hemde hayırlı sonuçlar diliyorum.’’ dedi.</p>
<p>Mart 2012 de gösterime girmesi planlanan film ; Türkiye ve Hindistan başta olmak üzere Kuzey ve Güney Kore, Çin, Arap yarımdasında izleyici ile buluşacak. Tüm dünyada gösterime girmesi içinde çalışmalar sürüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/turkiye-boollywood-ile-el-sikisti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mehdi</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/mehdi-3/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/mehdi-3/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Mar 2011 13:56:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=914</guid>
		<description><![CDATA[Haşmetli dev kapının iki kanadı açıldı. Gözleri kör edecek kadar ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/03/mehdi-afis.jpg"><img src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/03/mehdi-afis-212x300.jpg" alt="" title="mehdi-afis" width="212" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-1019" /></a><em>Haşmetli dev kapının iki kanadı açıldı. Gözleri kör edecek kadar kuvvetli bir ışık içeri sızdı. İçeri gireni gören her başın saygı ile eğildiğini gördü. Aynı ses o ismi zikretti&#8230;</em></p>
<p><em> &#8221;Alemlerin Sultanı, Hazreti Muhammed (S.A.V)&#8221; </em></p>
<p><em>Aklını oynattığını hissetti. Sultan&#8217;ın sureti belirdiğinde aralarında sadece bir karış mesafe kalmıştı. Sesi titriyordu&#8230;</em></p>
<p><em>&#8221;Ama siz&#8230;&#8221; diyebildi&#8230;</em></p>
<p><em>Kolunu tutan bir el sözünü tamamlamasını engelledi. Elin sahibine baktığında İbrahim Efendi&#8217;yi gördü. Gözleri doldu. Artık biliyordu, bu ne Şeytan aldatması ne de bir rüya değildi. Eğildi, Sultan&#8217;ın elini öptü. Sultan makamına oturduğunda herkes etrafında toplanmaya başladı. İbrahim Efendi&#8217;ye baktı. </em></p>
<p><em>&#8221;Neredeyiz efendim?&#8221; </em></p>
<p><em>&#8221;Burası yerle gök arasında, insan gözünün görmediği, zamansız, mekansız Berzah Âlemi…&#8221; </em></p>
<p><em>Sultan&#8217;ın karşısında bulundular. Sultan ayağa kalktı, konuşmaya başladı.</em></p>
<p><em>&#8221;Sizler Allah tarafından yeryüzüne birer görev için gönderildiniz. Allah sizden razıdır, bende sizden razıyım. Şimdi size yeni yüzyılın kutbunu tanıtacağım.&#8221; </em></p>
<p><em>Sağ elini açık bir şekilde havaya kaldırdı. Yere indirdiğinde iki âlem arasındaki bütün perdeler kalktı.  10 Yaşlarında bir erkek çocuk, elinde Zülfikar ile ucu bucağı görünmeyen bir meydanda masmavi gözlerini ufuklara dikmiş bakıyordu. Sultan&#8217;ın mübarek sesi yine duyuldu&#8230;</em></p>
<p><em> &#8221;Allah O&#8217;na, Fatih&#8217;in kudretini, Ömer&#8217;in adaletini, Hamza’nın cesaretini, Ebubekir’in sadakatini, Ali’nin ilmini, Mustafa&#8217;nın zekasını, Süleyman&#8217;ın ihtişamını, benimde şefkatimi verdi. O, Ali oğlu Mehdi&#8217;dir&#8221;</em></p>
<p><em> Ali gözlerinde yaşlar, dünya gözü ile göremediği oğluna bakıyordu. İbrahim Efendi&#8217;ye baktı, yarı ağlamaklı bir ses ile mırıldandı.</em></p>
<p><em> &#8221;O benim oğlum&#8230;&#8221; </em></p>
<p><strong>Yıl: 2019 &#8211; Şanlı Urfa</strong></p>
<p>Kan dolu avuçlarını semaya kaldırdı. Gözbebekleri yaşların içinde kaybolmuştu&#8230; Son gücü ile seslendi&#8230;</p>
<p>&#8221;Yusuf! Yusuf yetiş! Yusuf!&#8221;</p>
<p>Cebrail belirdi semalarda, iki dev kanadı açık…</p>
<p>Elinde Hazreti Ali’nin Zülfikar&#8217;ı…</p>
<p>Hemen arkasında Mikail, yerle gök arasında bir yerde. Dönmeye başladı kendi ekseninde… O döndükçe rüzgarlar toplandı etrafına…</p>
<p>Mikail’in dudakları ile Sur arasında artık sadece milimler mesafe…</p>
<p>Ve Azrail…</p>
<p>Yaratıldığı günden beri hiç olmadığı kadar acımasız… Daha Zülfikar inmeden söküp alıyor ruhları…</p>
<p>Bir ses yankılanıyor kainatta,</p>
<p>‘’Arş üzerindeki hakimiyetime yemin ederim ki, benim sevdiğime dil dahi uzatana ben harp ilan ederim!’’</p>
<p>Ve Cebrail’in şefkat dolu sesi…</p>
<p>‘’Yetiştim dostum, sen iste ben hepsini helak edeyim, sen iste bu dünyayı tersine çevireyim… Sen iste dostum, senin için gökleri yere indireyim…</p>
<p>Bir cümle çıktı dudaklarının arasından… Tek bir cümle, tek bir istek…</p>
<p>‘’Ben, annemi istiyorum.’</p>
<p>Cebrail başını çevirdi. Azrail görev için bekliyordu. Nemli gözlerle seslendi dostuna.</p>
<p>&#8221;Yapma&#8230;&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/mehdi-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ömür Gedik&#8217;in atacağı hava&#8230;</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/omur-gedikin-atacagi-hava/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/omur-gedikin-atacagi-hava/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Feb 2011 15:54:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin videoları]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=895</guid>
		<description><![CDATA[Sözüm ona sinema yazarı Ömür Gedik’in, her ne kadar kendim ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/02/astoria.jpg"><img src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/02/astoria.jpg" alt="" title="astoria" width="275" height="184" class="alignleft size-full wp-image-898" /></a>Sözüm ona sinema yazarı Ömür Gedik’in, her ne kadar kendim kadar bile olsa sinemacı görmediğimden yinede bir arkadaşımın tavsiyesi  üzerine 15 Şubat tarihli yazısını okudum. Okumaz olaydım. En azından o ana kadar sinemaya azda olsa yakın görüyordum.<br />
Ömür Gedik’in gafları sanırım alışkanlık haline geldi. Ya da kendisi bir gafomen oldu. Havalı başlamış cümlesine.  ‘’ Claudia Cardinale ile yemekteyiz’’ deniş başlamış olanları anlatmaya.<br />
Astoria’nın bir odasının kapatıldığını, yapımcıların çok özel davrandığını&#8230; Bla bla&#8230;<br />
Bu yemek olayını birde ben anlatayım. Yapımcı firma oldukça firavun kibrine sahip birileri. PR işlerini yürüten şirketide kendilerine uygun bulmuşlar. Sinyora Enrica ilk uzun metraj filmleri. Ali İlhan muhteşem bir senaryo ve kadro ile bu kişilere meslekleri boyunca göremeyecekleri bir imkan sunmuş. Peki bunlar ne yaptı Ali İlhan’a? Neredeyse hiçe saydılar&#8230; Bu konu hakkında uzunca bir yazım hazır, film gösterime girdiğinde okuyacaksınız.<br />
Astoria’daki yemeğe dönersek&#8230; Bu yapımcı firma  yazarları ikiye ayırmış. Astoria’ya davet ettikleri sözüm ona VİP kesimi. Takriben davet ettikleri sayı 25-30&#8230; Gelenlerin sayısı 5.<br />
Bir sonraki yemek Gmall’da basın gösteriminden sonra sinema yazarlarına verildi. Katılım onlarca&#8230; Ömür Gedik bu yemeğede katıldı. Sanırım aynı havayı burada bulamadı ki yazısında hiç değinmemiş. Ya da kendiside gerçeği gördü, sinema yazarı olmadığını anladı. </p>
<p>Claudia Cardinale ile ilgili bilgiler verip kültürünüde ortaya koyuyor yazarımız. Her ne kadar bu bilgiler Google&#8217;den araklanmış gibi görünsede&#8230;</p>
<p>Sonra Claudia Cardinale&#8217;nin dergilere kapak olduğu bilgilerini döşüyor önümüze. Yahu bu bilgiler zaten daha iki gün önce bütün basına toplu e-posta olarak atıldı. Milyonlarca sitede bunları yayınladı.</p>
<p>Yani uzun lafın kısası&#8230;</p>
<p>Ah Ömür Gedik ah&#8230; Gereksiz bir çok kelimeyi eklemeyi ihmal etmemişsin, hani havalıda olmuş&#8230;<br />
Ama, keşke yönetmenin adınıda doğru yazabilseydin.  Ali Kuzu değil&#8230; Ali İlhan&#8230; Hadi birlikte tekrar edelim&#8230; <strong>&#8221;A – l – i      İ- l – h – a – n&#8221;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/omur-gedikin-atacagi-hava/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ölümün, diğer yüzü</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/bir-olumun-diger-yuzu/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/bir-olumun-diger-yuzu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Feb 2011 13:34:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=870</guid>
		<description><![CDATA[Ölülerin arkasından konuşulmaz derler, halt etmiş diyenler. Öyle durumlar vardır ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/02/defme-joy-e1296740316635.jpg"><img src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/02/defme-joy-e1296740316635.jpg" alt="" title="defme joy" width="290" height="181" class="alignleft size-full wp-image-872" /></a>Ölülerin arkasından konuşulmaz derler, halt etmiş diyenler. Öyle durumlar vardır ki konuşulması gerekir. Kaldı ki bir kişi öldüğünde, arkasından ‘’Gençlik zamanında gitti, vah vah çok iyiydi, sağlığında şunu yapmıştı’’ diye ağıt yakmalar konuşmak olmuyor mu? Artık ölülerin ardından sadece konuşulmuyor, dizisi ya da filmi bile yapılıyor.</p>
<p>Defne Foster, genç bir yaşta ne yazık hayatını kaybetti. Bir sürü haber yazıldı, çizildi. Herkes sağlığında yapamadığı kadar yanında olmaya çalıştı Defne’nin&#8230; Bir gerçek daha var ki, üç güne kalmaz unutulur gider… </p>
<p>Bu ölümün birde diğer yüzü vardı. Kimsenin görmediği… Ya da görmek istemediği…</p>
<p>Defne’nin öldüğü yer Ahmet Altan’ın oğlu Kerem Altan’ın evi. Belki medya çok geniş yer vermeseydi bu ortaya bile çıkmayacaktı. Bakın neler var bu ölümün ardında göremediğimiz.</p>
<p>Kerem Altan verdiği ifadede birkaç poliklinik gezdiğini ve doktor bulamadığını söylüyor fakat kimse olayın bu kısmına pek değinmedi nedense. Bir poliklinik ne için vardır? Sağlık Bakanlığı bu olaya acilen el atmak zorunda değil mi?</p>
<p>Kerem Altan Defne’nin fenalaştığını gördüğünde acil yardım ekibi çağırmak yerine ya da Defne’yi bir hastaneye götürmek yerine neden kapı kapı doktor aramayı seçti? Bu acaba Defne ile o gece birlikte olduklarının deşifre olmaması için olabilir mi?</p>
<p>Ve en önemli konu… Bunu yazdığımda biliyorum ki tepkilerde gelecek. Ama biraz olsun mantıklı ve adaletli düşünen anlayacaktır. Defne evli bir kadın, iki yaşında bir bebeği var. Gece bara gidiyor, eğleniyor, yiyor, içiyor. En doğal hakkı diyenler olabilir ama benim için değil. Kerem Altan’ın ve diğerlerinin ifadelerinden de anlaşılacağı üzere Kerem Altan ile o gece barda ilk kez tanışıyorlar. Ve iki saat sonra Kerem Altan’ın evine gidiyorlar.</p>
<p>Şimdi soruyorum…<br />
Evli bir kadın ilk kez tanıştığı bir adamın evine neden gider?<br />
Daha doğrusu bir kadın evine, eşine ve çocuğunun yanı yerine başka bir eve neden gider?<br />
Bu gitmeden eşinin haberi var mıdır?</p>
<p>Şimdi yazımı okuyanlardan kimse bana ne masal anlatsın, ne maval okusun. ‘’Vay kadın ölmüş senin dediğine bak, ayıp ayıp’’ vb. vb.</p>
<p>Eğer bu gitmeden eşinin haberi varsa medeniyet der, modernlik der yazdığımla kalırım. Ama eşinin haberi yoksa bir cümle daha yazarım…</p>
<p>Hep ölenlere üzülmeyin… Birde geride kalanlar var… Bir eş ve bir yavru gibi…</p>
<p>Ve eğer benim içimden geçenler doğru ise, birilerinin gittiği yerde huzurla uyuması çok zor gibi görünüyor…</p>
<p>Kimbilir belkide evinde olsaydı, birilerinin medyanın diline düşmemek uğruna kapı kapı doktor aramasının kurbanıda olmazdı&#8230;</p>
<p>Defne ve Kerem Altan&#8217;ın son görüntüleri&#8230;<br />
<embed src="http://sinema.sinemaloji.com/face/player.swf" width='450' height='300' allowscriptaccess='always' allowfullscreen='true' flashvars='height=300&#038;width=450&#038;logo=http://sinema.sinemaloji.com/face/logo.png&#038;file=http://videonuz.cubecdn.net/flvideo/defne-joy-foster-ve-altan-in-birlikte-son-goruntuleri.mp4&#038;=true'  /></p>
<p>Kerem Altan&#8217;ın ifadesi &#8211; (İfade yazımdan sonra yayınlanmıştır)</p>
<p>Defne Joy Foster&#8217;ın evinde öldüğü Kerem Halit Altan&#8217;ın polise verdiği ifade şoke edici.</p>
<p>Kerem Halit Altan, Defne Joy Foster&#8217;la duygusal yakınlaşmalarının olduğunu ama aralarında cinsel ilişki yaşanmadığını polise söyledi.</p>
<p>Altan’ın ifadesinde geceyi şöyle anlattığı öğrenildi:</p>
<p>&#8220;Arkadaşlarımla gittiğimiz mekanda, bir müddet sonra Defne ile konuşmaya başladık. Bir süre sonra Defne ile dans etmeye başladım. Bu şekilde tanıştık. Defne çok fazla alkol almadı. Ben de iki adet vokta içtim. Yaklaşık 20-30 dakika eğlendikten sonra bardan ben, Defne ve iki arkadaş beraber çıktık.</p>
<p>Bir ticari taksiye bindik. Yol üzerinde iki arkadaşı evlerine bıraktık. Defne ile Göztepe Mahallesi’nde bulunan evime saat 04.00 sıralarında gittik. Bir müddet oturduk.</p>
<p>Duygusal anlamda aramızda yakınlaşma oldu. Ancak cinsel ilişki yaşanmadı. Otururken Defne’nin boğazından hırıltı şeklinde sesler gelmeye başladı. Benden yiyecek istedi. Dolabı açıp zeytin ezmesi ve krem peynirden biraz yedikten sonra votka istedi. Kola ile karıştırılmış bir bardak votka verdim. Votkasından bir ya da iki yudum aldıktan sonra masaya bıraktı. Yatak odasına gittik. Aramızda duygusal anlamda yakınlaşma burada da oldu. Ancak yine cinsel ilişki yaşanmadı.</p>
<p>Tanıştığımız andan itibaren Defne’nin alkol dışında herhangi bir madde aldığın görmedim. Hasta olup olmadığını da bilmiyordum. Sonra Defne’nin boğazından yine aynı ses geldi. Çok bitkin görüyordu. Soğuk su ile yıkarsam kendine geleceğini düşündüm. Banyoya götürüp biraz soğuk su ile yıkadım. Ancak gittikçe kötüleşiyordu. Eve yakın olan Bağdat Caddesi’ndeki Acıbadem Kliniği’ne gittim.?</p>
<p>Güvenlik görevlisi kimsenin olmadığını söyleyerek İstek Vakfı’na ait kliniğe yönlendirdi. Ancak burada da kimse yoktu. Sonrasında eve döndüm. Yatakta baygın halde yatıyordu. Ben biraz da alkollü olduğunu düşünüyordum. Durumu düzelmeyince 06.30 sıralarında Back-up’ı aradım. Hangi doktorla görüştüm bilmiyorum. Hatırladığım tek şey acil bir ambulans istediğimdi. Yaklaşık 10-15 dakika içinde ambulans geldi ve doktor hemen ilk müdahaleyi yaptı. Defne’nin ex olduğunu söyledi. Sonra da polise bilgi verdik.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/bir-olumun-diger-yuzu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu insanların &#8216;İslamiyet&#8217;ten haberleri var mı?</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/bu-insanlarin-islamiyetten-haberleri-var-mi/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/bu-insanlarin-islamiyetten-haberleri-var-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Jan 2011 13:53:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[muhteşem yüzyıl eleştirleri]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=857</guid>
		<description><![CDATA[Anlattığınız Kanuni Sultan Süleyman... Benzemez Su’ya, Aslı’ya Efe’ye]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2011/01/muhtesem.jpg"><img src="http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2011/01/muhtesem.jpg" alt="" title="muhtesem" width="278" height="213" class="alignleft size-full wp-image-35705" /></a>Kendisi daha yayınlanmadan haberleri rekor kırdı dizinin. Başlarda olumsuz eleştirileri yapanları bende yadırgamadım değil hani. Daha dizi başlamadan bu kadar yaygara neden diye sorguladım kendimce…</p>
<p>Diziler her ne kadar hayal dünyası olsa da, Muhteşem Yüzyıl tarihimizde bütün dünyanın Muhteşem Süleyman dediği Kanuni Sultan Süleyman’ın hayatı. İlk bölümde başlayan harem sahneleri ikinci bölümde dahada hızlandı. Hayır, padişahlar hiç yatağa girmez demiyorum, ama bu filmdeki padişah yataktan çıkmıyor.<br />
Hürrem tarihe nam salmış önemli bir şahıs fakat Kanuni zamanında yaşamış çok büyük kişilerde bulunuyor. Henüz bunlara değinilmedi dizide. Hele sultan yataktan bir çıksın ileride görürüz diye umut ediyorum. Kimler mi? Mesela dünyaya nam salmış Mimar Sinan, mesela dünya haritasını çizerek Osmanlı ve Kanuni’ye başarılarında yardım etmiş olan Piri Reis.<br />
Bu kadar önemli kişiler dururken Kanuni gibi bir kişinin baştan sonra Hürrem ile bağdaştırılması mallığın en üst seviyesi.</p>
<p>Bukadarlada kalmıyor mallık. Vatikan’ı gösterirken kiliseyi şahane sahnelerle gösterenler Cuma namazına giden Süleyman’ı camide göstermeye korkmuşlar. Cihan sultanını ve İslamiyet’in halifesini yatakta gördük ama henüz bir namaz kılarken görmek nasip olmadı. Dizi yapımcıları ya da senaristi ya da tarihçisi… Sanırım İslamiyet’ten bihaberdarlar. Muhafazakâr değilim. Fakat bu dinin getirdiği hükümlülükler var. Kaldı ki anlatılan İslam’ın halifesi Kanuni Sultan Süleyman.</p>
<p>Hele ki bir sahnesinde Kanuni halktan gelen dilekleri okuturken ‘’Oku bakalım kullarım benden ne diler’’ ibaresi çok saçma ve şirk koşan bir cümle olmuş. Meral Okay, hangi dine hizmet ediyor bilmiyorum ama en büyük mallığı burada yapmış. Kulum kelimesi sadece Allah’a mahsustur. Senaryoya koydukları o cümle Allah’ın meleklere söylediği buyruktur. Kulun kula kul olduğu hiçbir dinde görülmemiştir. Hele ki Kanuni böyle bir cümle kuracak bir zat hiç değildir.<br />
 Bu yapım şirketinin daha önceki dizilerini de izledik. Kavak Yelleri’nde arkadaşının sevgilisine göz dikmeyi, kanka dediğimizle sevgili olabileceğimizi, kucaktan kucağa gezebileceğimizi öğrendik. Küçük Sırlar’a değinmeye bile gerek yok. Bu yapım şirketi nedense yataktan çıkmayı bilemiyor. </p>
<p>Son olarak bir uyarı&#8230;<br />
Anlattığınız Kanuni Sultan Süleyman… Anlattığınız bir cihan padişahı… Anlattığınız İslam’ın halifesi…<br />
Benzemez Su’ya, Aslı’ya Efe’ye… Alırlar bir gün merkeze… Sonuç? Allah kerim…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/bu-insanlarin-islamiyetten-haberleri-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eyvah ki, ne Eyvah!</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/eyvah-ki-ne-eyvah/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/eyvah-ki-ne-eyvah/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Jan 2011 19:09:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[eyvah eyvah2]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=848</guid>
		<description><![CDATA[Eyyvah Eyvah 2,  galasında yaşattığı skandaldan sonra ikinci skandalınıda ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2010/12/eyvah-eyvah2_640x426.jpg"><img src="http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2010/12/eyvah-eyvah2_640x426-250x166.jpg" alt="" title="eyvah eyvah2_640x426" width="250" height="166" class="alignleft size-medium wp-image-32992" /></a>Eyyvah Eyvah 2,  galasında yaşattığı skandaldan sonra ikinci skandalınıda getirdi. Filmin ana oyuncuları Ata Demirer ve Özge Borak aşk yaşamaya başladı. Peki aşk yaşamanın nesi kötü? Aşk yaşamanın kötü bir yanı yok elbette. Keşke güzel aşklar herkese nasip olsa. Ama&#8230;</p>
<p>Konuyu bir irdelersek aşka yakışmayacak çirkinlikler göreceğiz. Özge Borak kendisi gibi oyuncu olan Bülent Şakrak ile evliydi. Yanlış hatırlamıyorsam Eyvah Eyvah’in ilk filmi içinde bir tv programına Ata, Özge ve Bülent katılmıştı. Şimdi..</p>
<p>Ata ve Özge’nin aşkı ne zaman başlıyor? Çekimlerde. Zaten başka yerde başlamasına imkânda yok. Özge ne zaman boşanıyor? Ekim 2010’da. Çekimler ne zaman oldu. Çok çok önce&#8230; Yani?</p>
<p>Yanisi şu, bu aşk başladığında Özge hala bir kocaya sahipti. Ata burada sanırım kuma görevini üstlendi. Çünkü bana göre yasak aşk diye bir şey yoktur. Aşk ya vardır ya yoktur. Bülent Şakrak ile Ata tanışıyorlardı. Sonuçta birbirlerinin ellerini sıkmışlıkları, hal hatır sormuşlukları, görüşürüz kardeşim demişlikleri, oturup aynı sofradan yemek yemişlikleri, belki Ata onların evine gitmişliği bile vardı. İyi kötü bir dostluk ortaya çıkıyor. Şimdi ben soruyorum nasıl bir kişiliktir ki bu birisinin karısına göz dikiyorsun, ya da nasıl bir kadınlık gururudur ki bu evli barklı iken biriyle birlikte oluyorsun, sonrada bunun adına aşk diyor ve aşkın içine ediyorsun. Bunun adı aşk, meşk değil. Bunun adı rezillik, bunun adı kepazelik. Gerçi katıldığı bir tv programında canlı yayına bağlanan bir kızın ‘sevgiliniz var mı?’ sorusuna ‘ vericen mi?’ diye cevaplayan adamdan bunu görmek pek şaşırtmadı beni. Benim şaşırdığım efendi takılan, hatta canladırdığı karakterlerle bile bunu yansıtan Özge’nin bu hatayadüşmesi.</p>
<p>Tabi bu olayın farklı bir tarafıda gelmedi değil aklıma. Taraflardan bu iddalara henüz cevap gelmedi. Aklıma gelen şu; Madem bu aşk vardı bu kadar zaman neden çıkmadı. Hani diyorum ki, filmin gişesi için yapılan bir reklam olabilir mi?  Sonra çıkıp ‘Yok böyle bir şey’ diye bir açıklama gelebilir mi? Her şey geliyor insanın aklına&#8230; Gişe için bile olsa bu büyük bir çirkinliktir. Kaldı ki gerçekse siz düşünün.</p>
<p>Şimdi düşündüğümde Eyvah Eyvah&#8217; ta Ata Demirer&#8217;in söylediği şarkıyı daha anlamlı buldum&#8230; Sanırım Özge Borak&#8217;a söylemişti&#8230; Yandan Halime&#8217;m yandan, seviyorum seni candan, seviyorsan candan, BOŞAN GEL KOCANDAN&#8221;</p>
<p>Benim bildiğim insanlık, benim bildiğim şeref, benim inandığım din şunu söyler. Eğer ki nefsin seni kötü yola sürüklüyorsa sadece gönlüne değil, bütün organlarına sahip çıkacaksın. Yoksa Eyyvah Eyvah!!!</p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3412753707005098";
/* 468x15, oluşturulma 02.02.2010 */
google_ad_slot = "4680922139";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<p><embed id="player" height="346" name="player" type="application/x-shockwave-flash" width="472" src="https://www.4shared.com/flash/player.swf" allowfullscreen="true" allownetworking="internal" allowscriptaccess="always" flashvars="file= http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2011/01/ata_demirer_vericenmi.flv&#038;ec_rate=10&#038;type=video&#038;image=http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2010/12/karayipkorsanlari.jpg&#038;logo=http://sinema.sinemaloji.com/face/logo.png&#038;stretching=exactfit&#038;skin=http://img59.imageshack.us/img59/5451/modieus.swf" quality="best"/></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/eyvah-ki-ne-eyvah/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

