‘tayfun şahin’ olarak etiketlenmiş yazılar

‘Karabaş’ın Referandum Oyu

Çarşamba, 08 Eylül 2010

Her gün çarşıya inerken yürüdüğüm yolda bir köpek miskin miskin yatarken çarpardı gözüme. O kadar miskindi ki, kediler tepesine çıksa kulağını bile oynatmak zor gelirdi. Birde isim koymuştum ona, ‘Karabaş’ Ne gerçek adını, ne sahibini hiçbir zaman öğrenemedim fakat geçen zaman içinde bir dostlu olmuştu aramızda. En azından gördüğü zaman işkence çekermişçesine kalkar, yanıma gelir ve beni koklardı. Bende bizim Çirkin’e mama alırken bir kutuda ona alır böylece karşılıklı jestleşirdik. (daha fazla…)

Ahlaksız, iftiracı, şeytan, şerefsiz, rezil bir zavallıyadır bu yazım

Cuma, 03 Eylül 2010

Hayatımda bir sürü dolandırıcı yazdım. Hiç kimse Yaşar Çiftçi kadar ahlaksız, utanmaz, iftiracı, şerefsiz, uçkur düşkünü, rezil, zavallı, pislik, yalancı, dolandırıcı, gözünü kırpmadan insanlar hakkında yalan söyleyen olmadı. Bu zavallı adam yaptıklarını ortaya çıkarınca ne yapacağını şaşırdı. Önce projemiz olan Hazel’e çirkin iftiralar attı. Şimdi var olan bir şirketi sahtecilikle suçluyor. Cinemascope’u şirket sanan bu salak, daha Cinemascope’un yazılışını beceremeyen bu cahil, şirketimizi sahtekârlıkla suçluyor. Be geri zekalı, be iftiracı şerefsiz ben sana öğreteyim. (daha fazla…)

Dişili – Erkekli bir sahtekarlık hikayesi

Çarşamba, 18 Ağustos 2010

Bu hikâyemizde kahramanımız erkekli – dişili… Analı – kızlı çorba misali… Yabancı değil kahramanlarımız, listesinden binlerce oyuncu adayı sırasını bekliyor şu an. Facebook’taki namı Lodos Yapım, gerçek ismi Hakan Kara. Soyadına bu kadar yakışan bir isim daha… Ama tek değil bu kahramanımız. Birde ortağı var. Zeynep adı. Severdim bu adı oysa… Kısa keseceğim bu sefer. Anlayan kısada da anlıyor, anlamayana uzunda boş geliyor.

Kızımızın bir profili var Zeynep Hostes Merkezi. Dolgun ücretlerle bayan arıyor her zaman. Lodos Yapım’ında adres, telefon yerine bir msn adresi mevcut profilinde. (Tabi ben yazıyı yazdıkan sona profil kalkmazsa). Hakan Kara 40–45 yaşlarında ve bakın nasıl kandırıyor kızı yaşında gencecik kızları. (daha fazla…)

“Yaşadığım 52 günü anlatmak istedim”

Cumartesi, 14 Ağustos 2010

Yeni kitabı “Hazel”in içeriğini arka kapakta “Aşkın peşinde yiten bir hayatın öyküsü sözleriyle tanımlayan Tayfun Şahin, şimdilerde kitabından uyarlanacak aynı adlı filmin senaryosunu yazıyor. Böyle olunca yazarın dünyasıyla senaristin hayal dünyası arasındaki ayrımın ortadan kalkacağını düşünen Şahin’in amacı, filmi dünyanın her köşesindeki festivallere göndermek… Ancak bunu yaparken gişeyi oynayacağını özellikle vurguluyor. (daha fazla…)

Öyle bir sevmek ki…

Cumartesi, 14 Ağustos 2010

Ben seni,sevmenin en zor anlarında seviyorum.
Sevmek uğruna nem varsa harcayarak,
Sessiz bir volkan gibi yanarcasına,
Yağmur ormanlarından öte ağlarcasına
Adına yazdığım her mısra da durup,durup,
Saçlarımı yolarcasına SEVİYORUM..
(daha fazla…)

Ben bir dolandırıcıyım

Cuma, 13 Ağustos 2010

Google ile arası iyi olan bir yazarım… Sağ olsun sever beni. E kolay değil binlerce insan tarafından okunan bir yazarı ağırlamak…
Bu kadar hava yeter diyelim gerçek konumuza geçelim.

Son günlerde Google’ye beş kişi sormuş. ‘’Tayfun Şahin dolandırıcı’’
Google cevap vermiş. Bunu mu demek istediniz? ‘’Tayfun Şahin kimdir önce araştırın’’
Bu cümle, ne zaman Yaşar Çiftçi olayını ortaya çıkardım, o zaman çıktı ortaya…

Google bunu bana iletince oturdum düşündüm. 10 yıldır yazıyorum, bir çok dolandırıcılığı ve sahtekârlığı ortaya çıkardım. Şimdiye kadar hiç böyle aranmadım. Birden Hz. Mevlana’nın sözü geldi aklıma ‘’Ne ararsan önce kendinde ara’’ (daha fazla…)

Tayfun Şahin Medya Sahtekarlarını anlatıyor

Cuma, 13 Ağustos 2010

Videoların tamamı için yazının devamını tıklayınız (daha fazla…)

Tayfun Şahin Perdeler Programı’nda sinemayı anlatıyor

Perşembe, 12 Ağustos 2010

Romandın, gözlerin satır başındı…

Perşembe, 12 Ağustos 2010

12 yaşındayım…
Daha bu yaşta ticareti öğreniyorum. Zekeriya Ağabey, kapı komşumuz Billur Abla’ya aşık. Yazdığı mektupları bir şişe kola karşılığı Billur Abla’ya götürüyorum. Yine bir iş günü: (daha fazla…)

Şöhret uğruna harcanan bedenlerin ve halkın parasını dolandırıcılara kaptıran belediyelerin hikayesi

Çarşamba, 11 Ağustos 2010

Aslında her yazıma başlarken aklımla takılan şu sorudur; ‘’Yazıyorsun, düşman ediniyorsun, göze batıyorsun, iftiralara uğruyorsun… Değiyor mu? Senin haklarını korumaya çalıştığın insanlar, kendi haklarını korumuyorlar…’’
Son yazdığım Yaşar Çiftçi olayından sonra birçok genç kızımızdan e-posta ve telefonlar aldım. Anladım ki doğru yoldayım. Her ne kadar foyasını çıkardığım Yaşar Çiftçi hakkımda iftiralar atsa da ben çok insanı kurtarabildiğim, ya da dertlerini dile getirebildiğim için mutluyum…

Şimdiye kadar yazdığım sahtekârlıklar hep İstanbul içinden oldu. Şimdi size İstanbul’da başlayıp Anadolu’ya uzanan bir sahtekârlığın hikâyesini yazacağım. Bakmayın hikâye dediğime… Gerçektir. Ama siz okuduğunuzda ‘’Bu kadarda olmaz canım’’ demekten kendinizi alıkoyamayacaksınız. Neler yok ki içinde, kullanılan bedenler, peşkeş çekilen kızlar, grup seksler, dolandırılan ama sessiz kalan belediyeler ve bunların başındaki bir adam… UMUT ERTEK… (daha fazla…)