<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tayfun Şahin &#187; tayfun şahin yazıları</title>
	<atom:link href="http://www.tayfunsahin.com/tag/tayfun-sahin-yazilari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tayfunsahin.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Jan 2012 20:46:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Ömür Gedik&#8217;in atacağı hava&#8230;</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/omur-gedikin-atacagi-hava/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/omur-gedikin-atacagi-hava/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Feb 2011 15:54:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin videoları]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=895</guid>
		<description><![CDATA[Sözüm ona sinema yazarı Ömür Gedik’in, her ne kadar kendim ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/02/astoria.jpg"><img src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/02/astoria.jpg" alt="" title="astoria" width="275" height="184" class="alignleft size-full wp-image-898" /></a>Sözüm ona sinema yazarı Ömür Gedik’in, her ne kadar kendim kadar bile olsa sinemacı görmediğimden yinede bir arkadaşımın tavsiyesi  üzerine 15 Şubat tarihli yazısını okudum. Okumaz olaydım. En azından o ana kadar sinemaya azda olsa yakın görüyordum.<br />
Ömür Gedik’in gafları sanırım alışkanlık haline geldi. Ya da kendisi bir gafomen oldu. Havalı başlamış cümlesine.  ‘’ Claudia Cardinale ile yemekteyiz’’ deniş başlamış olanları anlatmaya.<br />
Astoria’nın bir odasının kapatıldığını, yapımcıların çok özel davrandığını&#8230; Bla bla&#8230;<br />
Bu yemek olayını birde ben anlatayım. Yapımcı firma oldukça firavun kibrine sahip birileri. PR işlerini yürüten şirketide kendilerine uygun bulmuşlar. Sinyora Enrica ilk uzun metraj filmleri. Ali İlhan muhteşem bir senaryo ve kadro ile bu kişilere meslekleri boyunca göremeyecekleri bir imkan sunmuş. Peki bunlar ne yaptı Ali İlhan’a? Neredeyse hiçe saydılar&#8230; Bu konu hakkında uzunca bir yazım hazır, film gösterime girdiğinde okuyacaksınız.<br />
Astoria’daki yemeğe dönersek&#8230; Bu yapımcı firma  yazarları ikiye ayırmış. Astoria’ya davet ettikleri sözüm ona VİP kesimi. Takriben davet ettikleri sayı 25-30&#8230; Gelenlerin sayısı 5.<br />
Bir sonraki yemek Gmall’da basın gösteriminden sonra sinema yazarlarına verildi. Katılım onlarca&#8230; Ömür Gedik bu yemeğede katıldı. Sanırım aynı havayı burada bulamadı ki yazısında hiç değinmemiş. Ya da kendiside gerçeği gördü, sinema yazarı olmadığını anladı. </p>
<p>Claudia Cardinale ile ilgili bilgiler verip kültürünüde ortaya koyuyor yazarımız. Her ne kadar bu bilgiler Google&#8217;den araklanmış gibi görünsede&#8230;</p>
<p>Sonra Claudia Cardinale&#8217;nin dergilere kapak olduğu bilgilerini döşüyor önümüze. Yahu bu bilgiler zaten daha iki gün önce bütün basına toplu e-posta olarak atıldı. Milyonlarca sitede bunları yayınladı.</p>
<p>Yani uzun lafın kısası&#8230;</p>
<p>Ah Ömür Gedik ah&#8230; Gereksiz bir çok kelimeyi eklemeyi ihmal etmemişsin, hani havalıda olmuş&#8230;<br />
Ama, keşke yönetmenin adınıda doğru yazabilseydin.  Ali Kuzu değil&#8230; Ali İlhan&#8230; Hadi birlikte tekrar edelim&#8230; <strong>&#8221;A – l – i      İ- l – h – a – n&#8221;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/omur-gedikin-atacagi-hava/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ölümün, diğer yüzü</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/bir-olumun-diger-yuzu/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/bir-olumun-diger-yuzu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Feb 2011 13:34:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=870</guid>
		<description><![CDATA[Ölülerin arkasından konuşulmaz derler, halt etmiş diyenler. Öyle durumlar vardır ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/02/defme-joy-e1296740316635.jpg"><img src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/02/defme-joy-e1296740316635.jpg" alt="" title="defme joy" width="290" height="181" class="alignleft size-full wp-image-872" /></a>Ölülerin arkasından konuşulmaz derler, halt etmiş diyenler. Öyle durumlar vardır ki konuşulması gerekir. Kaldı ki bir kişi öldüğünde, arkasından ‘’Gençlik zamanında gitti, vah vah çok iyiydi, sağlığında şunu yapmıştı’’ diye ağıt yakmalar konuşmak olmuyor mu? Artık ölülerin ardından sadece konuşulmuyor, dizisi ya da filmi bile yapılıyor.</p>
<p>Defne Foster, genç bir yaşta ne yazık hayatını kaybetti. Bir sürü haber yazıldı, çizildi. Herkes sağlığında yapamadığı kadar yanında olmaya çalıştı Defne’nin&#8230; Bir gerçek daha var ki, üç güne kalmaz unutulur gider… </p>
<p>Bu ölümün birde diğer yüzü vardı. Kimsenin görmediği… Ya da görmek istemediği…</p>
<p>Defne’nin öldüğü yer Ahmet Altan’ın oğlu Kerem Altan’ın evi. Belki medya çok geniş yer vermeseydi bu ortaya bile çıkmayacaktı. Bakın neler var bu ölümün ardında göremediğimiz.</p>
<p>Kerem Altan verdiği ifadede birkaç poliklinik gezdiğini ve doktor bulamadığını söylüyor fakat kimse olayın bu kısmına pek değinmedi nedense. Bir poliklinik ne için vardır? Sağlık Bakanlığı bu olaya acilen el atmak zorunda değil mi?</p>
<p>Kerem Altan Defne’nin fenalaştığını gördüğünde acil yardım ekibi çağırmak yerine ya da Defne’yi bir hastaneye götürmek yerine neden kapı kapı doktor aramayı seçti? Bu acaba Defne ile o gece birlikte olduklarının deşifre olmaması için olabilir mi?</p>
<p>Ve en önemli konu… Bunu yazdığımda biliyorum ki tepkilerde gelecek. Ama biraz olsun mantıklı ve adaletli düşünen anlayacaktır. Defne evli bir kadın, iki yaşında bir bebeği var. Gece bara gidiyor, eğleniyor, yiyor, içiyor. En doğal hakkı diyenler olabilir ama benim için değil. Kerem Altan’ın ve diğerlerinin ifadelerinden de anlaşılacağı üzere Kerem Altan ile o gece barda ilk kez tanışıyorlar. Ve iki saat sonra Kerem Altan’ın evine gidiyorlar.</p>
<p>Şimdi soruyorum…<br />
Evli bir kadın ilk kez tanıştığı bir adamın evine neden gider?<br />
Daha doğrusu bir kadın evine, eşine ve çocuğunun yanı yerine başka bir eve neden gider?<br />
Bu gitmeden eşinin haberi var mıdır?</p>
<p>Şimdi yazımı okuyanlardan kimse bana ne masal anlatsın, ne maval okusun. ‘’Vay kadın ölmüş senin dediğine bak, ayıp ayıp’’ vb. vb.</p>
<p>Eğer bu gitmeden eşinin haberi varsa medeniyet der, modernlik der yazdığımla kalırım. Ama eşinin haberi yoksa bir cümle daha yazarım…</p>
<p>Hep ölenlere üzülmeyin… Birde geride kalanlar var… Bir eş ve bir yavru gibi…</p>
<p>Ve eğer benim içimden geçenler doğru ise, birilerinin gittiği yerde huzurla uyuması çok zor gibi görünüyor…</p>
<p>Kimbilir belkide evinde olsaydı, birilerinin medyanın diline düşmemek uğruna kapı kapı doktor aramasının kurbanıda olmazdı&#8230;</p>
<p>Defne ve Kerem Altan&#8217;ın son görüntüleri&#8230;<br />
<embed src="http://sinema.sinemaloji.com/face/player.swf" width='450' height='300' allowscriptaccess='always' allowfullscreen='true' flashvars='height=300&#038;width=450&#038;logo=http://sinema.sinemaloji.com/face/logo.png&#038;file=http://videonuz.cubecdn.net/flvideo/defne-joy-foster-ve-altan-in-birlikte-son-goruntuleri.mp4&#038;=true'  /></p>
<p>Kerem Altan&#8217;ın ifadesi &#8211; (İfade yazımdan sonra yayınlanmıştır)</p>
<p>Defne Joy Foster&#8217;ın evinde öldüğü Kerem Halit Altan&#8217;ın polise verdiği ifade şoke edici.</p>
<p>Kerem Halit Altan, Defne Joy Foster&#8217;la duygusal yakınlaşmalarının olduğunu ama aralarında cinsel ilişki yaşanmadığını polise söyledi.</p>
<p>Altan’ın ifadesinde geceyi şöyle anlattığı öğrenildi:</p>
<p>&#8220;Arkadaşlarımla gittiğimiz mekanda, bir müddet sonra Defne ile konuşmaya başladık. Bir süre sonra Defne ile dans etmeye başladım. Bu şekilde tanıştık. Defne çok fazla alkol almadı. Ben de iki adet vokta içtim. Yaklaşık 20-30 dakika eğlendikten sonra bardan ben, Defne ve iki arkadaş beraber çıktık.</p>
<p>Bir ticari taksiye bindik. Yol üzerinde iki arkadaşı evlerine bıraktık. Defne ile Göztepe Mahallesi’nde bulunan evime saat 04.00 sıralarında gittik. Bir müddet oturduk.</p>
<p>Duygusal anlamda aramızda yakınlaşma oldu. Ancak cinsel ilişki yaşanmadı. Otururken Defne’nin boğazından hırıltı şeklinde sesler gelmeye başladı. Benden yiyecek istedi. Dolabı açıp zeytin ezmesi ve krem peynirden biraz yedikten sonra votka istedi. Kola ile karıştırılmış bir bardak votka verdim. Votkasından bir ya da iki yudum aldıktan sonra masaya bıraktı. Yatak odasına gittik. Aramızda duygusal anlamda yakınlaşma burada da oldu. Ancak yine cinsel ilişki yaşanmadı.</p>
<p>Tanıştığımız andan itibaren Defne’nin alkol dışında herhangi bir madde aldığın görmedim. Hasta olup olmadığını da bilmiyordum. Sonra Defne’nin boğazından yine aynı ses geldi. Çok bitkin görüyordu. Soğuk su ile yıkarsam kendine geleceğini düşündüm. Banyoya götürüp biraz soğuk su ile yıkadım. Ancak gittikçe kötüleşiyordu. Eve yakın olan Bağdat Caddesi’ndeki Acıbadem Kliniği’ne gittim.?</p>
<p>Güvenlik görevlisi kimsenin olmadığını söyleyerek İstek Vakfı’na ait kliniğe yönlendirdi. Ancak burada da kimse yoktu. Sonrasında eve döndüm. Yatakta baygın halde yatıyordu. Ben biraz da alkollü olduğunu düşünüyordum. Durumu düzelmeyince 06.30 sıralarında Back-up’ı aradım. Hangi doktorla görüştüm bilmiyorum. Hatırladığım tek şey acil bir ambulans istediğimdi. Yaklaşık 10-15 dakika içinde ambulans geldi ve doktor hemen ilk müdahaleyi yaptı. Defne’nin ex olduğunu söyledi. Sonra da polise bilgi verdik.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/bir-olumun-diger-yuzu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu insanların &#8216;İslamiyet&#8217;ten haberleri var mı?</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/bu-insanlarin-islamiyetten-haberleri-var-mi/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/bu-insanlarin-islamiyetten-haberleri-var-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Jan 2011 13:53:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[muhteşem yüzyıl eleştirleri]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=857</guid>
		<description><![CDATA[Anlattığınız Kanuni Sultan Süleyman... Benzemez Su’ya, Aslı’ya Efe’ye]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2011/01/muhtesem.jpg"><img src="http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2011/01/muhtesem.jpg" alt="" title="muhtesem" width="278" height="213" class="alignleft size-full wp-image-35705" /></a>Kendisi daha yayınlanmadan haberleri rekor kırdı dizinin. Başlarda olumsuz eleştirileri yapanları bende yadırgamadım değil hani. Daha dizi başlamadan bu kadar yaygara neden diye sorguladım kendimce…</p>
<p>Diziler her ne kadar hayal dünyası olsa da, Muhteşem Yüzyıl tarihimizde bütün dünyanın Muhteşem Süleyman dediği Kanuni Sultan Süleyman’ın hayatı. İlk bölümde başlayan harem sahneleri ikinci bölümde dahada hızlandı. Hayır, padişahlar hiç yatağa girmez demiyorum, ama bu filmdeki padişah yataktan çıkmıyor.<br />
Hürrem tarihe nam salmış önemli bir şahıs fakat Kanuni zamanında yaşamış çok büyük kişilerde bulunuyor. Henüz bunlara değinilmedi dizide. Hele sultan yataktan bir çıksın ileride görürüz diye umut ediyorum. Kimler mi? Mesela dünyaya nam salmış Mimar Sinan, mesela dünya haritasını çizerek Osmanlı ve Kanuni’ye başarılarında yardım etmiş olan Piri Reis.<br />
Bu kadar önemli kişiler dururken Kanuni gibi bir kişinin baştan sonra Hürrem ile bağdaştırılması mallığın en üst seviyesi.</p>
<p>Bukadarlada kalmıyor mallık. Vatikan’ı gösterirken kiliseyi şahane sahnelerle gösterenler Cuma namazına giden Süleyman’ı camide göstermeye korkmuşlar. Cihan sultanını ve İslamiyet’in halifesini yatakta gördük ama henüz bir namaz kılarken görmek nasip olmadı. Dizi yapımcıları ya da senaristi ya da tarihçisi… Sanırım İslamiyet’ten bihaberdarlar. Muhafazakâr değilim. Fakat bu dinin getirdiği hükümlülükler var. Kaldı ki anlatılan İslam’ın halifesi Kanuni Sultan Süleyman.</p>
<p>Hele ki bir sahnesinde Kanuni halktan gelen dilekleri okuturken ‘’Oku bakalım kullarım benden ne diler’’ ibaresi çok saçma ve şirk koşan bir cümle olmuş. Meral Okay, hangi dine hizmet ediyor bilmiyorum ama en büyük mallığı burada yapmış. Kulum kelimesi sadece Allah’a mahsustur. Senaryoya koydukları o cümle Allah’ın meleklere söylediği buyruktur. Kulun kula kul olduğu hiçbir dinde görülmemiştir. Hele ki Kanuni böyle bir cümle kuracak bir zat hiç değildir.<br />
 Bu yapım şirketinin daha önceki dizilerini de izledik. Kavak Yelleri’nde arkadaşının sevgilisine göz dikmeyi, kanka dediğimizle sevgili olabileceğimizi, kucaktan kucağa gezebileceğimizi öğrendik. Küçük Sırlar’a değinmeye bile gerek yok. Bu yapım şirketi nedense yataktan çıkmayı bilemiyor. </p>
<p>Son olarak bir uyarı&#8230;<br />
Anlattığınız Kanuni Sultan Süleyman… Anlattığınız bir cihan padişahı… Anlattığınız İslam’ın halifesi…<br />
Benzemez Su’ya, Aslı’ya Efe’ye… Alırlar bir gün merkeze… Sonuç? Allah kerim…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/bu-insanlarin-islamiyetten-haberleri-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hangi hadsiz Ata&#8217;ya söz edecekmiş? Şaşarım!</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/hangi-hadsiz-ataya-soz-edecekmis-sasarim/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/hangi-hadsiz-ataya-soz-edecekmis-sasarim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Jan 2011 14:01:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[hür adam]]></category>
		<category><![CDATA[hür adam yazar eleştirileri]]></category>
		<category><![CDATA[hür adam yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet tanrısever]]></category>
		<category><![CDATA[said nursi]]></category>
		<category><![CDATA[said nursinin hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=841</guid>
		<description><![CDATA[Mehmet Tanrısever bir rüya görüyor. Rüyasında aksakallı bir dede geliyor ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/01/ataturk.jpg"><img src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/01/ataturk-300x247.jpg" alt="" title="ataturk" width="300" height="247" class="alignleft size-medium wp-image-844" /></a>Mehmet Tanrısever bir rüya görüyor. Rüyasında aksakallı bir dede geliyor ve kendisine böyle bir film yapmasını müjdeliyor. Tanrısever oturuyor düşünüyor, sanırım Amerikan süper kahramanlarının etkisinde kalıyor ve sanal bir kahraman ortaya çıkarmaya karar veriyor. Adına da Hürman diyor.</p>
<p>Filme gelmeden önce Tanrısever’i bir tanıyalım. Mehmet Tanrısever bir yaşa kadar günahlar içinde hayatını yaşarken bir şeylerin vesile olup doğru yolu ve çokça parayı bulan bir iş adamı. (Bunu kendi anlatmıştır) Şirketine gittiğinizde şirket etrafına yayılmış megafonlardan Kuran’ı Kerim okumaları duyarsınız. Eğer kendisi ile iş yapacaksanız işte o kadar kolay değil. Önce Sırat’tan geçmeniz gerekiyor. Konuşulacak işten önce sizin dini bilgileriniz test ediliyor. Namaz var mı? Oruç var mı? Hani artık dayanamayıp ‘Sana ne be adam!’ diyesiniz geliyor. Oysa ki bakın bir hikayede bu konu nasıl anlatılıyor.</p>
<p><em>‘’Hz Musa’ya gelen komşusu bir ekmeğe ihtiyacı olduğunu söyler. Hz Musa’da eğer Allah’a biat ederse ona iki ekmek vereceğini söyler. Komşusu buna razı gelmez çıkar gider. Hz Cebrail ışık hızıyla yeryüzüne iner ve der ki; Ey Musa Rabbının selamı var. Buyuruyor ki; Ben o kuluma yıllardır hiçbir şart koşmadan rızık verdim. Sen kimsin ki sana gelen komşuna şart koşarak yardım etme talebinde bulunuyorsun?’’</em></p>
<p>Gelelim filmin konusuna…</p>
<p>Hür Adam zamanın âlimlerinden olarak lanse edilen Said-i Nursi’nin hayatını anlatmaya yönelik çekilmiş bir yapım. Ama gel gör ki niyet amacı aşmış görünüyor. Elbette Said-i Nursi’yi eleştirecek değilim. Fakat senaristler ve yönetmen o kadar zırvalamış ki ben Hür Adam’ı eleştirmeden geçemeyeceğim.</p>
<p>Çocukluğunda gördüğü bir rüya sonucu üstün kerametler veriliyor. Ömrü çileler içinde geçiyor. Onu yok etmek isteyen herkes bir anda ona saygı duyuyor, hatta talebe oluyor. Düşünün Hz Muhammed’de olmayan özellikler var. Neden? Çünkü bizim sultanımızın düşmanı Ebu Cehil bile insafa hiç gelmiyor. Neden? Çünkü Said-i Nursi’ye sadece üç ayda bahşedilen ilim bizim sultanımıza yıllara dağılarak veriliyor. Yüce kitap Kuran bile yıllarca ayetler halinde indiriliyor.</p>
<p>Filmde ve gerçek tarikatçılık kuruluşlarında sıkça rastladığımız konu her zaman kılık-kıyafet oluyor. İslamiyet denildiğinde neden akla gelen ilk sakal ve cüppe oluyor anlamış değilim. Filmde sakalın önemi anlatılırken kahramanımız Hür Adam’da sakal göremiyoruz. Bunun dışında her zaman savunduğu namazıda kılarken pek rastlamıyoruz. Bir tek talebelerinden olan bir subayın üniforması üzerinde namaz kılarken görüyoruz.</p>
<p>Kılık kıyafet konusuna dönersek, sakalı ve cüppeyi savunanlar örnek olarak peygamber efendimizi gösteriyorlar. Hani o yıllarda sanki Tween, Damat, Zara vardı fakat peygamber efendimiz giymedi. O yıllarda çift jiletler vardı da efendimiz tıraş olmadı. Tabi o yılın giyim kuşamını uygulayan bu zihniyet konu teknolojiye geldiğinde aynı inceliği gösteremiyor nedense. Hiçbir tarikat liderinin ben deve ile ya da yaya olarak yolculuk ettiğine pek şahit olmadım. Hep araçları son model jeepler oluyor. Zihinlerinde ki gelişime kıyafet dahil olamamış. İslam dinimizi o kadar geri zihniyette düşünüyorlar ki Mehmet Akif’in İstiklal Marşı’mızda bahsettiği <strong>tek dişi kalmış</strong> medeniyet canavarı gibi oluyoruz.</p>
<p>Her zaman dizlerinin üzerinde oturuken gördüğümüz Hür Adam’ı filmde iki kere bacak bacak üstüne atmış olarak görüyoruz. Birisi mahkemede yargıç karşısında, diğeri Atatürk’ün karşısında&#8230; Yani diğer bir tabir ile Cumhuriyet’in karşısında. Hani burada gülmemek elde değil. Tanrısever’e göre, bununla da yetinmiyor Hür Man. Azarlıyor Atatürk’ü. Bende ‘O biraz sıkar’ diyorum.</p>
<p><strong>Toparlarsak…</strong></p>
<p>Hür Adam bir Said-i Nursi filmi değil, sanal bir kahraman filmidir.</p>
<p>İslam Dini asla ama asla geri kalmış bir din olmayıp, her zaman en ileriyi emreden bir dindir.<br />
Her seferinde peygamber efendimizi örnek gösterirken sadece sakalını bırakmayı bilen zihniyet gösteriş ehli olmaktan öteye geçemez.</p>
<p>Yine peygamber efendimizi örnek gösterip, yolundan gittiğini beyan edenlerin neden bekar gezdiğini anlamış değilim. Kaldı ki kadın ve erkek Allah’ın yarattığı varlıklardır. Bir erkek kadına uzak durmasına imkan yoktur. </p>
<p>O zaman bekar olanlar zina yapmış olmuyor mu? (İmam nikahı ayağına beni yemeyin)</p>
<p>Mustafa Kemal’i dinsiz sananlaradır bu sözüm. Mustafa Kemal dinini kendi yaşayan birisiydi. Allah’ın emrettiği gibi. ‘Beni gizli zikrediniz’ İbadette gösteriş yapmamıştır.<br />
Mustafa Kemal’in cezalandırdıkları alimler değil Menemen’de Kubilay’ın kafasını kör testere ile kesecek kadar insanlıktan bile çıkmış, din altına sığınan yobazlardır.</p>
<p>Mustafa Kemal çok içermiş. İçmeyenlerden ne gördük?</p>
<p>Başta Can Dündar olmak üzere Atatürk hakkında film yapanlar sadece keselerini doldurmuşlardır. Yaptıkları gerçeği asla yansıtmamaktadır.</p>
<p>Peygamber efendimizin hanımı ülkenin e zengini olduğu halde peygamberimiz tüm malını dağıtıp sıkıntılar içinde yaşarken şimdi O’nun yolunda gittiklerini beyan edenlerin köşklerde yalılarda zevki sefa sürmesi caiz midir?</p>
<p>Gani Şavata eserin kendisine ait olduğunu beyan ediyor. Eğer gerçekse fabrikasında Kuran dinleten birisi için bu hırsızlık ve kul hakkı olmuyor mu? Hani bizim gibi günahkâr sayılanları geçtim…</p>
<p>İslam dininde Arap devri bitmiştir. İslamiyet Araplar ile bağdaşmış bir din değildir.</p>
<p>Peygamber efendimiz özellikle belirtmiştir. ‘Zamana uyun, ahkamı bozmayın’</p>
<p>Her seferinde Atatürk için son günlerinde yalnızdı diyenler için; ‘’Vay o çoğuz diyenlerin haline’’</p>
<p>Bırakın din arkasına sığınmış birisini, kendi zamanında yaşayıp ta Atatürk’ün karşısına geçip kafa tutacak bir yürek varsa getirin de koyun ortaya… Sevelim o yüreği…</p>
<p>Yeryüzünde bizlerin gururla söyleyeceği iki cümle vardır.</p>
<p>La İlahe İllallah<br />
Ne Mutlu Türküm Diyene.</p>
<p>Bundan ötesi ya hayallerde olur, ya da filmlerde…</p>
<p>tayfun@tayfunsahin.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/hangi-hadsiz-ataya-soz-edecekmis-sasarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yılan eğrisini görmez, deveye boynun eğri dermiş&#8230;.</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/yilan-egrisini-gormez-deveye-boynun-egri-dermis/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/yilan-egrisini-gormez-deveye-boynun-egri-dermis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Jan 2011 10:49:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=836</guid>
		<description><![CDATA[Meşhur Cihangir’de yemesi içmesi daha hesaplı bir kafede oturmuş düşünürken ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Meşhur Cihangir’de yemesi içmesi daha hesaplı bir kafede oturmuş düşünürken bir arkadaşım geldi yanıma. Konu önce sektörümüzden açıldı. Türklerin asla iyi bir film yapamayacağından tutunda oyuncuların kalitesine kadar konuştuk. Derken her konuşmalarda olduğu gibi konu devlet meselesine geliverdi. </p>
<p>Arkadaşın en büyük derdi özelleştirilen kamu kuruluşları. Aslında bu konuya kimse yabancı değil. Hani bir ara e-postalarımıza sürekli yazılar gelirdi. ‘Uyuma’ diye atılan bir başlık ve altında bir sürü daha önce gönderilmiş olan e-posta adresleri. Kendi e-postasına düşen bu yazıyı çoğu insan okumadan listesine gönderir dururdu.</p>
<p>Sırayla okumaya başlardık. Şu banka Hollandalının, şu şirket İngilizin… Uzar giderdi. Bu arada kişisel olan e-posta adreslerimizde hiç tanımadığımız kişilerin eline geçmiş olurdu.</p>
<p>Oysa daha buraya oturmadan birkaç saat önce yaşamıştım bir olayı bu konuyla ilgili. Babamızın kontrolleri için gittiğimiz Çapa Tıp Fakültesi doktoru acil bir tomografi istemiş, bu aciliyete rağmen işlemi yapacak birim Haziran’a kadar zaman olmadığını söylemişti. Daha sonra bir maddi yardımda bulunursak bir şeyler yapabileceklerini de eklemişlerdi. Zoraki yaptığımız yardım sonucunda Haziran’a kadar ful olan tomografi için bir gün sonrasına hemen gün alıvermiştik.</p>
<p>İşte saatler öncede bana verilen bir kart ile sonucu öğrenmek için aradığım hatta çıkan, güzelim Türkçemizden ve insanlık dilinden uzak olan bir hanım bana kartla ilgili sorular soruyor, bende bahsettiği bir bilginin kartta olmadığını söyledikçe ‘salak’ muamelesi yaparcasına ‘var ama sen beceremiyorsun’ diyordu.</p>
<p>Yahu! Karşındaki insanın kim olduğunu bilmeden ses tonuna, konuşma üslubuna dikkat etmeyen bu kadın bir devlet memuru. Benim ödediğim vergiden maaşını alan birisi kalkmış bana ukalalık ve saygısızlık taslıyordu. Haklıydı, poposunu koyduğu yer sağlamdı.</p>
<p>Zihnim çok eskilere gitti. İnternet bağlantımızda sorun olduğu zamanlarda Telekom’u aradığımda bu gibi saygısız konuşmalarla çok karşılaşırdım. Karşımdaki PTT memuru insan dövecek gibi konuşurdu. Ne de olsa onunda koltuğu sağlamdı. Memurun işine son verilemezdi. Ama şimdi aradığımda en azından Türkçe konuşmayı bilen saygılı birileri ile konuşabiliyorum.</p>
<p>Eğer Telekom özelleştirilmeseydi bu saygı olmayacaktı. Hem soruyorum ben şimdi, hiç Avrupa sermayeli bir şirketin banka boşalttığını gördünüz mü? Oysa biz Türkiye’mizde bunu çok gördük.</p>
<p>Ben bu düşünceleri kafamda kurarken arkadaşın sesi ile kendime geliverdim. O hala özelleştirmede ülkenin satıldığını ve neredeyse Avrupalılaştığımızı anlatıyordu. Bir ara gözüm gömleğine takıldı. Markası Zara idi. Sonra sandalyede askılı olan montuna ilişti gözüm. Sonra pantolonuna… Sonra ayakkabı. Bir tek yerli markaya çarpmadı gözüm.</p>
<p>Düşündüm. Ben kimi dinliyordum ki? Kalktım… Yürüdüm…</p>
<p>tayfun@tayfunsahin.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/yilan-egrisini-gormez-deveye-boynun-egri-dermis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Moran Ağa&#8217;yı Kaybettik&#8230;</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/moran-agayi-kaybettik/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/moran-agayi-kaybettik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Dec 2010 23:17:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Moran Ağa]]></category>
		<category><![CDATA[aşk ve ceza]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Kumova]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Kumova Ahmet Moran Ağa]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=824</guid>
		<description><![CDATA[Aşk ve Ceza dizisi’nin Moran Ağasından bahsediyorum. Ne yazık elim ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2010/12/moran-aga.jpg"><img src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2010/12/moran-aga-150x150.jpg" alt="" title="moran aga" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-831" /></a>Aşk ve Ceza dizisi’nin Moran Ağasından bahsediyorum. Ne yazık elim bir kurşun sonucu Moran Ağayı kaybettik. Dizi gün geçtikçe kan kaybediyordu. Senaristlerin değişmesi de pek bir fayda etmedi. Aslında dizi bir yandan şanslı&#8230; Çünkü yayınlandığı gece başka çok güçlü dizi yok karşısında. Bir ‘Öyle Bir Geçer Zaman ki’ dizisi yayına girdi, ezdi geçti Aşk ve Ceza’yı.<br />
Diziyi bir kenara bırakalım ben size bir karakteri anlatayım yazımda. Dizinin Moran Ağasını&#8230; Yani Halil Kumova’yı.<br />
Ahmet Moran Ağa dizinin ilk başlarında pek etkin bir isim değildi. Öyle ki, basına gönderilen basın bildirilerinde dizinin künyesinde adı dahi geçmiyordu. Ufak bir rolle başlayan Moran Ağalık giderek bir fana dönüştü. Sitelerimizde ‘Moran Ağa kimdir’, Ahmet Moran’ı kim oynuyor’ ‘Halil Moran’ gibi bir çok kelimelerle ziyaretçiler aradı ağayı.<br />
Belki dizinin yapımcıları farkında değildi ama bir çok izleyici katkısında bulundu Ahmet Moran Ağa. Benim tahminim dahada güçlenecekti. Fakar senaristler ya da yapımcılar benim gibi düşünmemiş olsa gerek.Verdiler bir çocuğun eline silahı. Vurdurdular Moran Ağayı.<br />
Aşk ve Ceza derken adına, dizi git gide Aşk ve Ceza vadisine döner oldu. Burak Sergen’i soktular sürmeli gözler ile, pek faydası görülmedi. Dizinin aşkı gitti cezaları çoğalmaya başladı. Çok yakında Kurtlar Vadisi’nden Polat, Beşir Ağadan uyuşturucu alırsa şaşırmamak lazım.<br />
Oysaki Moran Ağayı 180 derece döndürüp başka bir duyguya sokmuşlardı. Bildiğimiz o gaddar Moran Ağa oğluna yaptığından dolayı vicdan azabı çekiyordu. Belki devam etseydi başka ağalarada örnek oluverirdi.</p>
<p>Ben olsaydım, Moran Ağayı öldürmek yerine yaptığı hataları telafi etmesini sağlardım. Uyuşturucu ile mücadadele etmesini&#8230; Bir ağada pişman olup yapıverse fena mı olurdu?</p>
<p>Vurulma sahnesi klasikten öteydi. Tabiri caiz ise iki kaşının ortasından vuruldu Moran Ağa&#8230; Hemde güpegündüz, şehrin göbeğinde ve el kadar çocuk tarafından. Ben bu sahneye güler geçerdim aslında&#8230;</p>
<p>Eğer Halil Kumova’nın o sahnede muhteşem mimikleri olmasaydı&#8230;</p>
<p>Seni, en kısa zamanda ekranlarda görmek dileğiyle Halil Kumova&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/moran-agayi-kaybettik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğru söyleyeni dokuz festivalden kovarlar</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/dogru-soyleyeni-dokuz-festivalden-kovarlar/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/dogru-soyleyeni-dokuz-festivalden-kovarlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Dec 2010 16:20:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[1 Malatya film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[bursa ipek yolu festivali]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul organizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[malatya festivali]]></category>
		<category><![CDATA[malatya festivali eleştirileri]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya film festivali eleştirileri]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya film festivali yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=813</guid>
		<description><![CDATA[Evet, bu bir atasözüydü, ben aldım kendi yazıma uyarladım. Neden ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet, bu bir atasözüydü, ben aldım kendi yazıma uyarladım. Neden mi? Bakın neden?</p>
<p>Geçen yıl Bursa İpekyolu Festivali için yazdığım bir yazı vardı hatırlarsanız. ‘Bu ödüller Türk sinemasına bir ihanettir’ başlıklı. Hatırlamayanlar <span style="color: #ff0000;"><strong><a href="http://www.tayfunsahin.com/bu-oduller-turk-sinemasi%E2%80%99na-bir-ihanettir/" target="_blank">buraya tıklayarak</a></strong></span> yad edebilirler.</p>
<p>Geçen seneki İpekyolu Festivali’nde ödülü Bahtı Kara filmi almıştı. Bahtı Kara filmi içinde Altyazı Sinema Dergisi’nin bulunduğu Mithat Alam Film Merkezi bünyesinde bulunan Bulut Film’e ait. Bulut Film iki sinema yazarının kurduğu bir şirket&#8230; Festivalde juri başkanı Hülya Uçansu’ydu. Hülya Uçansu ayrıca Bulut Film’in genel koordinatörü. Kafanız mı karıştı? Peki…</p>
<p>Yani festivali düzenleyen komite juri başkanının genel koordinatörlüğünü yaptığı bir yapım şirketinin filmini yarışmaya sokuyor ve bu film aynı anda kötüler ötesi olmakla birlikte üç ödül birden alıyordu. Hem de ödüllerden birisi en iyi senaryo ödülü. Ve bu film senaryosuz çekilen bir film olduğu halde…</p>
<p>Daha sonra Bursa İpekyolu festivali yapılmadı. Her ne kadar bazı düşünceler bunun benim yazımla ilgili olduğunu düşünselerde bu doğru değildi. Keşke bir yazı ile bir şeyler düzeltilse…</p>
<p>Fakat kulağıma gelen duyumlar şunlardı. Bursa Belediyesi, festivali düzenleyen İstanbul Organizasyon ile yollarını ayırmaya karar vermişler. Lakin ortada bir sorun vardı. Bu festivalin tüm haklarını İstanbul Organizasyon kendi adına almıştı. İş hal böyle olunca belediye yönetimi yine İstanbul Organizasyon ile çalışmaya mecbur kalmış.</p>
<p>İstanbul Organizasyon Ali Çalışır başkanlığında konserler, etkinlikler, festivaller yapan bir şirket.  Cinemascope Dergisi’ni çıkardığımız dönemlerde Bursa İpekyolu Festivali’ne her zaman destek olduk. Hatta buda yetmedi çıkardıkları ‘Sinematürk’ dergisi ile ilgili paylaşımlarımızda oldu. Bu paylaşımlardan her zaman mutluluk duydum. Ta ki, İstanbul Organizasyon’un düzenledikleri Malatya Festivali’ne kadar… Bu festival boyunca anladım ki, karşımdakilerin çok profesyonel bir şirket olmayıp duygularla hareket eden şahıslardan ibaret olduğuydu.</p>
<p>Biz festival ile ilgili gelen basın bültenlerini yine yayınladık. Bir soru sormak için günde kırk tane e-posta atan sorumluya bir sorumuz oldu. Sorduk, cevap alamadık. Anladık ki ‘Biz sana küsüz. Geçen yıl sen bizim yaptığımız hatayı gördün ve yazdın. Oysaki biz seni kebapçılarda ağırladık, balıklar yedirdik, lüks otellerde ağırladık. Bak diğer yazarlar yazdı mı?’ gibi bir konunun içine düşmüşüz. E malum festivale de davet edilmedik.</p>
<p>Yani dört yıl destek vermek bir işe yaramadı. Yeri geldi başarılarını yazdık, takdir teşekkür görmedik. Kaldı ki sinemanın içinde olduğum 10 yıl, sinemaya desteğimi hiçbir teşekkür ve menfaat beklemeden sürdürdüm. Bir gördüğümüz yanlışı yazdık  tu – kaka olduk. Şimdi ben ne yapayım?<br />
Kalkıp ‘Woody Allen Malatya’ya geliyor’ haberinin perde arkasını mı açayım? Elbette açacağım. Sadece bununla kalmayıp festivalin başka bir yüzünü daha anlatacağım. Ama şimdi değil. Şimdi yazarsam, festivalleri şahsi çıkarlarına çeviren bir çok insan hakkında çok şey yazmak zorunda kalacağım, bunuda yapmak istemiyorum.</p>
<p>En azından şimdilik…<br />
tayfun@tayfunsahin.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/dogru-soyleyeni-dokuz-festivalden-kovarlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mahsun Kırmızıgül, Şenay Düdek, Ahmet Kaya ve Sünnet&#8230;</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/mahsun-kirmizigul-senay-dudek-ahmet-kaya-ve-sunnet/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/mahsun-kirmizigul-senay-dudek-ahmet-kaya-ve-sunnet/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Dec 2010 15:13:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=803</guid>
		<description><![CDATA[Ne garip bir ülkede yaşıyoruz demek istiyorum ama sanırım garip ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2010/12/ahmet-kaya.jpg"><img src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2010/12/ahmet-kaya-150x150.jpg" alt="" title="ahmet kaya" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-804" /></a>Ne garip bir ülkede yaşıyoruz demek istiyorum ama sanırım garip olan bu ülkede yaşayanlar… Her şeyin kıymetini kaybettikten sonra anlıyoruz.</p>
<p>Yıllar sonra Ahmet Kaya olayı yine gündeme geldi. Bir köşe yazarı o gecenin videosunu izlediğini beyan ederek ortaya bir şeyler attı ve gitti. Neydi peki bunlar hatırlayalım.</p>
<p>Aslında bu olayda fitili ateşleyen Serdar Ortaç olmuştu. Bir ödül gecesinde ortada hiçbir ters giden durum yokken sahneye şarkı söylemek için çıkıp beklide bir sanatçının tüm hayatını etkileyecek olayı başlatmış oldu. </p>
<p>Evet bizim Serdar Ortaç’tı elinde mikrofon, ahkam kesen. Hani şu kumarlardan başını kaldırmayan, Ahmet Kaya mesleğinin zirvesindeyken, bir radyoda sesi erkek mi kadın mı belli olmayan Serdar Ortaç… Hani kendi mesleğinden birisine saygısı olmayacak kadar bencil Serdar Ortaç.</p>
<p>Bu zamana kadar Serdar Ortaç’ı biliyorduk bu olayda. Geçte olsa çıktı ‘Yaptığımdan pişmanım keşke yapmasaydım’ dedi. Dedi demesine ama bu kuru özür neyi değiştirdi?</p>
<p>Köşe yazarı devam ediyordu yazısına. Hatta başlığı şuydu. ‘Ellerin kırılsın Mahsun!’ Neden kırılacaktı, çünkü Serdar’ı alkışlayanlar arasındaydı. Dikkat! Alkışlayanlar arasında… Peki neden o zaman cümle  ‘Elleriniz Kırılsın’ değildi. Sanırım gücü sadece Mahsun’a yetmişti. Diğerleri kalemini kırabilirdi.<br />
E haklı… Kimin gücü kime yeterse.</p>
<p>Bu yazıda en çok bir cümleye dikkat ettim. Davetliler arasında bir kadın Ahmet Kaya’ya dönerek ‘Sünnetsiz Pezevenk’ diye bağırmış ve yazılana göre bu kişi magazinci Şenay Düdek’miş. İşte sorum bu…</p>
<p>Şenay Düdek Ahmet Kaya’nın sünnetsiz olduğunu nereden biliyordu ki?</p>
<p>Hani, bir iddiada bulunmak için duymak yetmez, görmekte gerekir…</p>
<p>tayfun@tayfunsahin.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/mahsun-kirmizigul-senay-dudek-ahmet-kaya-ve-sunnet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mehdi</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/mehdi/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/mehdi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Nov 2010 22:16:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[mehdi film]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi ne zaman gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[mehdi roman]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi Tayfun Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=744</guid>
		<description><![CDATA[Hızır A.S. bir gün bir camide Hz. Mevlana’nın sohbetine katılır. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2010/06/mehdi.jpg"><img src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2010/06/mehdi-150x150.jpg" alt="" title="mehdi" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-250" /></a>Hızır A.S. bir gün bir camide Hz. Mevlana’nın sohbetine katılır. Sohbetin tam en aşk denilen yerine gelindiğinde Hızır .A.S. ‘ın yanında oturan bir adamın başı önüne düşer. Hızır A.S. dirseği ile adamı dürter ve uyarır. <strong>‘Üstat daldınız sanırım’</strong> <span id="more-744"></span></p>
<p>Aradan bir müddet daha geçer ki adam yine gözlerini kapatır. Hızır A.S. adamı yine dirseği ile dürter ve uyarır. <strong>‘Üstat, koskoca Mevlana sohbet etmekte sen uyuyorsun’</strong> Adam yine cevap vermez. Aradan kısa bir süre geçer ki adam yine gözlerini kapatır. Hızır A.S. bu sefer hiddetlenir. <strong>‘ Be adam! Mevlana hazretlerinin sohbetine gelmişsin uyuklayıp durursun!’</strong> Adam en sonunda dayanamaz.<br />
<strong>‘Bana bak! Eğer bir daha beni rahatsız edersen vallahi senin Hızır olduğunu söyler, herkesi başına toplarım.’ </strong>Der ve gözlerini kapatır.</p>
<p>Hızır A.S. şaşkınlık içindedir. Bütün isim silsilesini gözünden geçirir ama nafile. Adamı tanıyordur. Secdeye kapanır.<br />
<strong>‘Yarab… Yarab… Bir günahım varsa yüce affına sığınırım. Kimdir bu yanımdaki kulun, o beni bilir ama ben onu tanımam.’</strong><br />
Bu yakarışa Cebrail A.S. iner yeryüzüne.<br />
<strong>‘Ey Hızır, Rabbının selamı var, buyuruyor ki; ‘Benim öyle kullarım vardır ki, yerler, içerler, gezerler… Halk gibidirler. Onları sadece ben bilirim. Senin bildiklerin beni seven kullarımdır. Senin yanındaki o kul benim sevdiğim kuldur.’</strong> (Mehdi – 2011)</p>
<p>Mehdi Hakkında diğer yazılar<br />
<a href="http://www.tayfunsahin.com/hikaye-devam-ediyor%E2%80%A6-%E2%80%98mehdi%E2%80%99-geliyor%E2%80%A6/">Hikaye devam ediyor</a></p>
<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/mehdi-2/">Mehdi 2</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/mehdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanın zikri neyse&#8230;.</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/insanin-zikri-neyse/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/insanin-zikri-neyse/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Nov 2010 21:56:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ece Yörenç]]></category>
		<category><![CDATA[fatmagülün suçu ne Halide İncekara]]></category>
		<category><![CDATA[fatmagülün suçu ne senaristleri ruh sağlığı bozuk haberi]]></category>
		<category><![CDATA[Halide İncekara]]></category>
		<category><![CDATA[Halide İncekara ruh sağlığı bozuk haberi]]></category>
		<category><![CDATA[Melek Gençoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Melek Gençoğlu Ece Yörenç]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin facebook]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin videoları]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=738</guid>
		<description><![CDATA[‘Fatmagül’ün suçu ne’ dizisi başladığı günden beri eleştirileri ile gündemden ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2010/11/dusunce.jpg"><img src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2010/11/dusunce-150x150.jpg" alt="" title="dusunce" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-740" /></a>‘Fatmagül’ün suçu ne’ dizisi başladığı günden beri eleştirileri ile gündemden düşmek bilmiyor. Bu dizi sıfırdan yazılan bir eser değil. Yıllar önce yazılan bir roman… Hani bilmeyene ilk önce bunu hatırlatalım&#8230;<br />
Hani halktan birisinin ya da Beren Saat’e gittiği bir mekânda sırf dizideki rolüne bakarak ahlaksız bir atıfta bulunan salak zihniyeti geçtim, bu ülkenin başındaki partiye mensup bir milletvekilinin diziyi yazan senaristlere söylediği sözleri hayretlerle karşıladım. AKP milletvekili ve aynı zamanda TBMM Kayıp Çocuklar Komisyonu Başkanı Halide İncekara senaristler için “Senaristlerin ruh sağlığından ve şuur altından şüphe ediyorum” cümlesini kurarken, Beren Saat içinde “Bu kızın fiziki ve ruhsal yapısı bozuk” demişti.<span id="more-738"></span></p>
<p>Şimdi burada biraz duralım. </p>
<p>Yapımcının, senaristin ve oyuncunun görevi içinde olduğu diziyi en üste taşımaktır. Ay Yapım hemen her yapımında bunu gayet iyi başarıyor. Senaristlere gelince, önceleri çıkardığımız Dizifilm Dergisi’nde söyleşi yaptığımız bu iki bayan senarist, milletvekilinin dediği gibi ne sapkın, ne ruh hali bozuk olmayıp, aksine gayet akıllı ve başarılıdır. En azından bir dizi filme bakarak insanların ruh sağlığı hakkında söz söyleyen birilerinden daha sağlıklı olduklarına garanti verebilirim.</p>
<p>Milletvekili bu cümleleri kurduktan sonra magazincilerimiz boş durur mu? Hayır! Hemen bir iddiayı ortaya atıverdiler. Beren Saat rolünden rahatsız ve kabul ettiğine bin pişman. Beren’in oyunculuğu tartışılmaz. Büründüğü karakterin hakkını en iyi şekilde veren birisi… Tek suçu böyle zihniyetleri hala aşamamış bir ülkede oyuncu olması.</p>
<p>Şimdi bunu söyleyen bir AKP milletvekili olmasaydı, ya da tam tersi olup bunun gibi bir cümle AKP milletvekiline kurulsaydı ne olurdu? Ay Yapım’a baskı mı yapılacaktı ‘Derhal görevlerine son verilsin!’ diye… Büyük olasılık böyle olurdu. Sonuçta bu gibi cümleler kişiye hakarettir. Saygısızlıktır. Şimdi AKP bu milletvekiline gerekeni yapsın. O zaman bizde diyelim ki ‘ Vay be, adalet bu işte!’</p>
<p>Sanırım milletvekilimiz bu ülkenin gerçeklerinden bi haberdar. Ya da Polyannacılık oynuyor.</p>
<p>Kimse dizileri izlemek için kimsenin boğazına sarılmıyor. Beğenmezseniz izlemezsiniz. Bu film gerçek olsaydı (ki birçok zaman birçok kızımıza tecavüz ediliyor) tecavüze uğrayan kızımız o zaman halkın içine girmeye çalıştığında birileri Beren’e barda yapılan gibi saygısızlık yapacaktı. O zaman ortaya şu sonuç çıkıyor ve bu sonuçta tecavüzcülere cesaret veriyor.<br />
 ‘Ben şimdi bunu açıklarsam, ya da şikâyette bulunursam deşifre olacağım ve herkes bana kötü gözle bakacak’</p>
<p>İnsanın aklında sapkınlık, sapıklık varsa ona her şey bahanedir. Dizilere kaldıysak o zaman aksakallı dedeleride bekleyelim.</p>
<p>Burada ortaya çıkan bir konu daha var aslında… Birileri sürekli Kanal D dizilerine saldırıyor. Bunu Yüksel Aytuğ’da çok yapıyor. Atv dizilerini (özellikle Ezel’i) yere göğe sığdırmayan Aytuğ başka kanalların dizilerini sürekli eleştirebiliyor. </p>
<p>O zaman dizilere göre hayatımızı kuralım. Aşk ve Ceza gibi aşiretler olsun, uyuşturucu kaçıralım, evli olduğumuz halde başka kadınlarla yaşayalım. Kurtlar Vadisi gibi maçamızı sıkalım İsrail’e kafa tutalım, yanımıza dört adam alıp Amerikan üslerine girelim. Çocuklar Duymasın gibi taş fırın olalım ama kendi kızımızı ve karımızı kapatamayalım. Ezel gibi canımız sıkılırsa yüzümüzü değiştirebilelim. Daha sayalım mı? Yani bu kadar diziyi yazanların şimdi ruh sağlığı bozuk mu oluyor? </p>
<p>Ben sayın milletvekilimize bu yazımı okursa bir öneride bulunmak istiyorum. Bir millet olarak vekilime diyorum ki! ‘Boş verin milletin sağlığını görevinizle ilgilenin. Bunun RTÜK’ü var zaten. Her gün kaç çocuk kayboluyor. Hani şu ruh sağlığı bozuk dediğiniz kişiler kadar başarı sağlarsanız eminim bu kayıp oranları düşecektir. Ve emin olun ki o senaristlerin çocukları koruma ile falan gezmiyor. Koruma ile gezenleri herkes biliyor, görüyor.’<br />
Sanırım… İnsanın zikri neyse, fikride o oluyor…<br />
tayfun@tayfunsahin.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/insanin-zikri-neyse/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

