<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tayfun Şahin &#187; Hazel romanı</title>
	<atom:link href="http://www.tayfunsahin.com/tag/hazel-romani/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tayfunsahin.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Jan 2012 20:46:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>&#8216;O&#8217; Bir Seyyid, Peygamber Soyundan&#8230; &#8216;O&#8217; Geleceğin Türkiye&#8217;sinde Bir Başbakan&#8230; &#8216;Mehdi&#8217; satış noktalarında!</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/o-bir-seyyid-peygamber-soyundan-o-gelecegin-turkiyesinde-bir-basbakan-mehdi-satis-noktalarinda/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/o-bir-seyyid-peygamber-soyundan-o-gelecegin-turkiyesinde-bir-basbakan-mehdi-satis-noktalarinda/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Nov 2011 20:11:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel romanı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi Tayfun Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin Mehdi kitabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=1071</guid>
		<description><![CDATA[Aşk Zaman, Aşk Mekan Değiştiriyor&#8230;
İlk romanı ‘’Hazel’’ ile başarılı bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2011/11/mehdi-kapak.jpg"><img src="http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2011/11/mehdi-kapak-297x420.jpg" alt="" title="mehdi-kapak" width="297" height="420" class="alignleft size-large wp-image-46094" /></a><strong>Aşk Zaman, Aşk Mekan Değiştiriyor&#8230;</strong><br />
İlk romanı <strong>‘’Hazel’’</strong> ile başarılı bir satış yakalayarak listelerde üst sıralara yerleşen Tayfun Şahin&#8217;in yeni romanı &#8216;<strong>&#8216;Mehdi&#8221;</strong> raflarda yerini aldı.  İnsan, Allah ve vatan aşkının kaleme alındığı Hazel – Mehdi – Başkan üçlemesinin ikincisi olan Mehdi, 2050 yılında başbakan olacak bir çocuğun hayat hikayesini anlatıyor. Hazel&#8217;in devamı da olan romanda ölüm sonrası hayat ile ilgili kesitlerede yer veriliyor.<br />
10 yaşlarında Urfa&#8217;da bulunan ve babası Ali Aşiroğlu&#8217;nun vasiyeti üzerine İstanbul&#8217;a getirilen  Mehdi, çocukluğundan beri manevi koruyuculuğunu yapan İbrahim Efendi&#8217;den ilim dersleri almaya devam ederken Yusuf isimli biri ile arkadaşlık kurar. Yusuf Cebrail (as)&#8217;in kendisidir. Mehdi aynı zamanda yeni yüzyılın kutbudur. Bunun işareti olarak omuzunda bir mühür taşımaktadır. Mehdi yaşamına devam ederken ölümünden sonra Berzah Alemi&#8217;nde yeni hayatına başlayan Ali ise halen yarım kalan aşkı Hazel&#8217;i aramaktadır. İbrahim Efendi’nin aracılığı ile iletişim kurduğu dünya hayatını gördükçe bıraktıklarının planladığı gibi gitmediğini görür. Mehdi bir gün suikasta uğrar. Saldırıda çok ağır kayıplar verilir. Hikayenin en önemli noktası, dört büyük meleğin yeryüzüne indiklerinde Mehdi için yaptıkları olacaktır.</p>
<p><strong>İşte Mehdi’den kestiler&#8230;</strong></p>
<p>Haşmetli dev kapının iki kanadı birden açıldı. Gözleri kör edecek kadar kuvvetli bir ışık içeri sızdı. İçeri gireni gören her başın saygı ile eğildiğini gördü. Aynı ses o ismi zikretti&#8230;</p>
<p>&#8221;Alemlerin Sultanı, Hazreti Muhammed (S.A.V)&#8221;</p>
<p>Aklını oynattığını hissetti. Sultan&#8217;ın sureti belirdiğinde aralarında sadece bir karış mesafe kalmıştı. Sesi titriyordu&#8230;</p>
<p>&#8221;Ama siz&#8230;&#8221; diyebildi&#8230;</p>
<p>Kolunu tutan bir el sözünü tamamlamasını engelledi. Elin sahibine baktığında İbrahim Efendi&#8217;yi gördü. Gözleri doldu. Artık biliyordu, bu ne bir Şeytan aldatması ne de bir rüya değildi. Eğildi, Sultan&#8217;ın elini öptü. Sultan makamına oturduğunda herkes etrafında toplanmaya başladı. İbrahim Efendi&#8217;ye baktı.</p>
<p>&#8221;Neredeyiz efendim?&#8221;</p>
<p>&#8221;Burası yerle gök arasında, insan gözünün görmediği, zamansız, mekansız Berzah Âlemi…&#8221;</p>
<p>Sultan&#8217;ın karşısında bulundular. Sultan ayağa kalktı, konuşmaya başladı.</p>
<p>&#8221;Sizler Allah tarafından yeryüzüne birer görev için gönderildiniz. Allah sizden razıdır, bende sizden razıyım. Şimdi size yeni yüzyılın kutbunu tanıtacağım.&#8221;</p>
<p>Sağ elini açık bir şekilde havaya kaldırdı. Yere indirdiğinde iki âlem arasındaki bütün perdeler kalktı.  10 Yaşlarında bir erkek çocuk, elinde Zülfikar ile ucu bucağı görünmeyen bir meydanda masmavi gözlerini ufuklara dikmiş bakıyordu. Sultan&#8217;ın mübarek sesi yine duyuldu&#8230;</p>
<p>&#8221;Allah O&#8217;na, Fatih&#8217;in kudretini, Ömer&#8217;in adaletini, Hamza’nın cesaretini, Ebubekir’in sadakatini, Ali’nin ilmini, Mustafa&#8217;nın zekasını, Süleyman&#8217;ın ihtişamını, benimde şefkatimi verdi. O, Ali oğlu Mehdi&#8217;dir&#8221;</p>
<p>Ali gözlerinde yaşlar, dünya gözü ile göremediği oğluna bakıyordu. İbrahim Efendi&#8217;ye baktı, yarı ağlamaklı bir ses ile mırıldandı.</p>
<p>&#8221;O benim oğlum&#8230;&#8221;</p>
<p><strong>Yıl: 2020 &#8211; Şanlı Urfa</strong></p>
<p>Yeryüzü mahşer gibiydi. Mirza&#8217;nın elinde iki silah, hareket eden her şeye ateş ediyordu. Mehdi kan dolu avuçlarını semaya kaldırdı. Gözbebekleri yaşların içinde kaybolmuştu&#8230; Son gücü ile seslendi&#8230;</p>
<p>&#8221;Yusuf! Yusuf yetiş! Yusuf!&#8221;</p>
<p>Cebrail (as) belirdi semalarda, iki dev kanadı açık…</p>
<p>Elinde Hazreti Ali’nin Zülfikar&#8217;ı…</p>
<p>Hemen arkasında Mikail (as), yerle gök arasında bir yerde. Dönmeye başladı kendi ekseninde… O döndükçe rüzgarlar toplandı etrafına…</p>
<p>İsrafil (as)&#8217;in dudakları ile Sur arasında artık sadece milimler mesafe…</p>
<p>Ve Azrail (as),</p>
<p>Yaratıldığı günden beri hiç olmadığı kadar acımasız… Daha Zülfikar inmeden söküp alıyor ruhları…</p>
<p>Bir ses yankılanıyor kainatta,</p>
<p>‘’Arş üzerindeki hakimiyetime yemin ederim ki, benim sevdiğime dil dahi uzatana ben harp ilan ederim!’’</p>
<p>Ve Cebrail (as)&#8217;in şefkat dolu sesi…</p>
<p>‘’Yetiştim dostum, sen iste hepsini helak edeyim, sen iste bu dünyayı tersine çevireyim… Sen iste dostum, senin için gökleri yere indireyim…</p>
<p>Mehdi sağ elini kaldırdı, işaret parmağını uzattı.</p>
<p>&#8221;Ben annemi istiyorum.&#8221;</p>
<p>Cebrail (as) başını çevirdi. Azrail (as) görev için bekliyordu. Nemli gözlerle seslendi dostuna.</p>
<p>&#8221;Yapma&#8230;&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/o-bir-seyyid-peygamber-soyundan-o-gelecegin-turkiyesinde-bir-basbakan-mehdi-satis-noktalarinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hazel&#8230;</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/hazel/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/hazel/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 23:23:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel romanı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi Tayfun Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin Mehdi kitabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=201</guid>
		<description><![CDATA[
Tayfun Şahin Hazel ve Mehdi imza günü
Kitap Severler için güzel ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/11/hazel.jpeg"><img src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/11/hazel.jpeg" alt="" title="hazel" width="180" height="267" class="alignleft size-full wp-image-1109" /></a><br />
<a href="https://www.facebook.com/events/348142748538001/"><strong>Tayfun Şahin Hazel ve Mehdi imza günü</strong></a><br />
Kitap Severler için güzel bir yarışma&#8230;<br />
http://www.tayfunsahin.com/hazel/ adresine girerek Hazel için en iyi yorumu yapan 2 kişi ister kendisinin isterse bir arkadaşının adına imzalı Hazel kitabı kazanacaktır. Son katılım tarihi: 30 Ocak 2012&#8242;dir. Kazananlar 1 Şubat&#8217;ta http://www.facebook.com/hazelroman sayfasında yayınlanacaktır&#8230;</p>
<p>Not: Mehdi romanı Hazel&#8217;in devam niteliğini taşımaktadır. Seri 3 roman olarak tasarlanmış olup sonuncusu Mayıs ayında çıkacak olan bAŞKan-dır</p>
<p><a href="http://www.sinemaloji.net/hazel.mp3">Tayfun Şahin&#8217;in Hazel konulu radyo söyleşisi için tıklayınız</a><br />
<a href="http://www.kitapturk.com/roman/hazel-80380k.html"><strong>Hazel kitabını %40 indirimli almak için tıklayınız</strong></a><br />
21. Yüzyılda dillere destan bir aşk… Ve bu aşktan doğacak bir başbakan…<br />
‘Hazel – Mehdi – Başkan’ üçlemesinin birincisi – ‘’Çok yakında sinemalarda’’</p>
<p>Dün<br />
Hazel başını adamın omzundan ayırdı. Gözlerine bakıyordu.<br />
- Söyle bakalım Ali Aşiroğlu, beni ne kadar seviyorsun?<br />
Ali bir an sustu. Biliyordu, ne dese az olacaktı.</p>
<p>- Benim seni ne kadar sevdiğimi anlatmaya ne dilim ne de kelimelerim yeter Hazel. Ama elimde olsa seni ne kadar sevmek isterdim biliyor musun? Ezan ile namaz arası kadar&#8230; Doğduğumda kulağıma okunan ezan, öldüğüm kılınan cenaze namazıma kadar, her saniye seni sevmek isterdim.</p>
<p>Bugün<br />
Başer Ali&#8217;nin haline üzülmüştü. Tedirgin bir halde sordu.<br />
- Ne zamandır görmüyorsun Hazel&#8217;i evlat?</p>
<p>- Dünya takvimine göre mi soruyorsun ağabey, gönül takvimime göre mi? Bendeki takvime göre bir ömür geçti.<br />
- Belki yeniden bir araya gelirsiniz Ali&#8230;<br />
- Bizim kaderimiz ayrı yazılmış ağabey. Bırak bedenlerimizin bir araya gelmesini, isimlerimizin baş harfleri yan yana gelse bir acıyı ifade ediyoruz.<br />
Ali odadan çıktıktan sonra Başer önündeki kağıda iki harf yazdı.<br />
&#8221;Ah&#8221;<br />
Peki dün ile bugün arasında yaşananlar neydi?</p>
<p>İşte Hazel&#8217;den kesitler</p>
<p>‘’Burada, 20 yaşlarında, hayatının baharında ve daha yapacağı hatanın farkına varamayan bir beyinden söz ediyoruz. Ben şunu gördüm, gençlerin yaptıkları hatalardan, ne yazık ki anne babalarının haberleri olmuyor. Olduğunda ise çok geç kalınmış oluyor. Biz üstümüze düşeni yapalım. Gerisi ister alana, ister verene kalsın. Bizim ödeyeceğimiz hiçbir tazminat, aldatılan bir eşin ya da canı acıyan bir anne-babanın acısından daha fazla olamaz.’’<br />
————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’ Allah’ım! Bu insanlar paranın gücü karşısında gösterdikleri saygıyı, senin gücün karşısında nasıl gösteremiyorlar. Nasıl bir sabırdır sendeki? Ben bana gösterdikleri halde bu saygıya tahammül edemezken, her şeylerini borçlu oldukları sen, nasıl sabredebiliyorsun?’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>“Remzi Efendi misafirlerimizle ilgilendiniz mi?’’<br />
Remzi Efendi,Amerikalılara bu kadar yalakalık yaptığı için Ege’ye kızıyordu. Cevabı gecikmedi.<br />
‘’Sordum ama Türkçe bilmiyorlarmış. Bende bu kayıplarından ötürü, utandırmayayım diye üstelemedim’’<br />
Ege Remzi Efendi’nin laf soktuğunu anlamış ve çaktırmadan ayıp dercesine başını bükmüştü.</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’Hadi kızım iyisin yine. Artık sırtın yere gelmez. Genel müdür asistanı oldun.’’<br />
Hazel gözleriyle Ali’yi işaret etti.<br />
‘’Birazdan Ali Bey’in odasına gideceğimizi unuttun galiba. Bizi balkondan atacak gibi duruyor. Bakalım yere vardığımız da sırtımız üstümü düşeriz yoksa tepemiz üstümü göreceğiz…’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Gözlerinden yaşlar yağmur gibi akıyordu.<br />
‘’Bana emanet ettiğin kardeşini de koruyamadım. Her şeye gücü yettiğini sanan bu oğlun ne kadar aciz kaldı ölüm karşısında. Telefonun hala “annem” diye kayıtlı değiştiremedim. Babamı her arayışımda ekranımda annem yazıyor ya, her çalışın ardından senin sesin gelecekmiş gibi heyecanlanıyorum. Yemeklerini o kadar özledim ki. Sıcaklığını. Saçımla oynayışını. Sana hep yalan söyledim. Saçıma dokunuşun o kadar hoşuma giderdi ki, yaşımdan utanırdım. Saçımla oynarken uyuya kalmak çok güzeldi. Bunun için hep saçımda bit var yalanını uydururdum. Hep bir gün söyleyeceğim derdim gerçeği. Şimdi ancak mezarının başında söyleyebiliyorum ancak.’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’Herkesin bir bedeli vardır Ertaç! Sadece bu bedeli ödeyeceğin zamanı iyi seçmelisin…’’</p>
<p>———————————————————————————————————————————————–</p>
<p>”Hazel’in bana ihtiyacı var gitmem gerek.” dedi endişeli bir sesle. Başer biliyordu ki; Ali kalmayacaktı. Yine de uyarmak istedi. ”Gelen milletvekili, başın ağrımasın sonra.” Ali güldü;” Adı üstünde, milletvekili.” Sonra işaret parmağını göğsüne bastırarak, ”Millet burada, vekil kim oluyor.”</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Ali boğaza doğru bakıyor, hiç konuşmuyordu. Sessizliği Naşide bozdu; ”Güzel kız Hazel, ama şunu unutma, kalp dediğin belki bin kez vurur, ama bir kez durur.” Ali gözlerini Naşide’ye çevirdi. Sonra yine denize bakarak mırıldandı, ”Bin kez vurduğu da O olsun… Bir kez durduğu da…”</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Hazel tavlada kazandığı her sette Ali’nin yanaklarını okşuyor ”Oy oy, üzülme başkanım kıyamam ben sana” diyerek burnunu sıkıyordu. Ali her seti vermeye başladı. Her giden set ona Hazel’i getiriyordu. Zaten kural da bu değilmiydi. Kumarda kaybeden, Aşkta kazanır…</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>”Hayırdır, ne bu hal? Saç sakal bir birine girmiş.”<br />
”Çağrı filmini yeniden çekeceğim, Hz. Hamza rolü benim…”<br />
Naşide gülümsedi..<br />
”Sen Hazel’siz bir şey yapmasın. Ona da bir rol verirsin artık.”<br />
Ali mırıldandı…<br />
”Vermem mi? Vahşi rolü onun…”</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Naşide’nin yanına gittiğinde Ege yoktu.<br />
‘’Ne erkekten, ne dişiden Ali?’’<br />
‘’O ne abla?’’<br />
‘’Eskiden Ege ile gelirdin, sonra Hazel. Ama şimdi hep teksin. İstersen bir de gay dene. Vefalı olduklarını duydum.’’<br />
Ali gülümsedi.<br />
‘’Ya oda tutmazsa?’’<br />
‘’O zaman kaderin tek yazılmış Ali…’’<br />
‘’Kalbimiz gibi…’’ diye mırıldandı<br />
‘’Efendim?’’<br />
Ali kısa bir süre suskunluktan sonra;<br />
‘’Farkında mısın abla? Vücudumuzda hemen her organımızın bir eşi var. Bir tek kalbimiz tek. Ve o kendi eşini bulabilsin diye ne kadar acı çekiyor…’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’Ne zamandır görmüyorsun Hazel’i evlat?’’<br />
‘’Dünya takvimine göre mi, benim mi? Bana göre bir ömür geçti…’’<br />
‘’Belki yeniden bir araya gelirsiniz Ali.’’<br />
‘’Bizim kaderimiz ayrı yazılmış ağabey. Bırak ikimizin bir araya gelmesini, isimlerimizin baş harfleri bile yan yana gelse acının ifadesi oluyor.’’<br />
Ali odadan çıkınca Başer beyaz bir kağıda iki harf yazdı.<br />
‘’AH…’’</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/hazel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>60</slash:comments>
<enclosure url="http://www.sinemaloji.net/hazel.mp3" length="32093021" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Hikaye devam ediyor&#8230; Aşk mekan, aşk zaman değiştiriyor… ‘’Mehdi’’</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/hikaye-devam-ediyor%e2%80%a6-%e2%80%98mehdi%e2%80%99-geliyor%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/hikaye-devam-ediyor%e2%80%a6-%e2%80%98mehdi%e2%80%99-geliyor%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Oct 2011 04:32:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel romanı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi Romanı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi Tayfun Şahin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=237</guid>
		<description><![CDATA[Yıl: 2020 - Şanlı Urfa...  Yeryüzü mahşer gibiydi. Mirza'nın elinde iki silah, hareket eden her şeye ateş ediyordu. Mehdi kan dolu avuçlarını semaya kaldırdı. Gözbebekleri yaşların içinde kaybolmuştu... Son gücü ile seslendi...
''Yusuf! Yusuf yetiş! Yusuf!''
Cebrail (as) belirdi semalarda, iki dev kanadı açık…
Elinde Hazreti Ali’nin Zülfikar'ı…]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/03/mehdi-afis.jpg"><img src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/03/mehdi-afis-212x300.jpg" alt="" title="mehdi-afis" width="212" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-1019" /></a></p>
<p>Hikaye devam ediyor&#8230; Aşk mekan, aşk zaman değiştiriyor… ‘’Mehdi’’</p>
<p>İlk romanı Hazel ile satış listelerinde ilk sıralara yerleşen Tayfun Şahin’in &#8221;Mehdi&#8221; isimli yeni romanı çıktı. Üçlemenin ikincisi olan Mehdi, 2050 yılında başbakan olacak bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Hazel’in devamı olan roman aynı zamanda ölüm sonrası hayata ve evrensel bir konu haline gelen Mehdi akımına da değiniyor.  Hazel ve Mehdi, satış noktalarının yanı sıra 12-20 Kasım’da düzenlenecek İstanbul Kitap Fuarı’nda 2. Salonda 308 nolu Marjinal Dağıtım standında yer alacak. Işte Mehdi’den kesintiler.</p>
<p>Haşmetli dev kapının iki kanadı birden açıldı. Gözleri kör edecek kadar kuvvetli bir ışık içeri sızdı. İçeri gireni gören her başın saygı ile eğildiğini gördü. Aynı ses o ismi zikretti&#8230;<br />
 &#8221;Alemlerin Sultanı, Hazreti Muhammed (S.A.V)&#8221;<br />
Aklını oynattığını hissetti. Sultan&#8217;ın sureti belirdiğinde aralarında sadece bir karış mesafe kalmıştı. Sesi titriyordu&#8230;<br />
&#8221;Ama siz&#8230;&#8221; diyebildi&#8230;<br />
Kolunu tutan bir el sözünü tamamlamasını engelledi. Elin sahibine baktığında İbrahim Efendi&#8217;yi gördü. Gözleri doldu. Artık biliyordu, bu ne bir Şeytan aldatması ne de bir rüya değildi. Eğildi, Sultan&#8217;ın elini öptü. Sultan makamına oturduğunda herkes etrafında toplanmaya başladı. İbrahim Efendi&#8217;ye baktı.<br />
&#8221;Neredeyiz efendim?&#8221;<br />
&#8221;Burası yerle gök arasında, insan gözünün görmediği, zamansız, mekansız Berzah Âlemi…&#8221;<br />
Sultan&#8217;ın karşısında bulundular. Sultan ayağa kalktı, konuşmaya başladı.<br />
&#8221;Sizler Allah tarafından yeryüzüne birer görev için gönderildiniz. Allah sizden razıdır, bende sizden razıyım. Şimdi size yeni yüzyılın kutbunu tanıtacağım.&#8221;<br />
Sağ elini açık bir şekilde havaya kaldırdı. Yere indirdiğinde iki âlem arasındaki bütün perdeler kalktı.  10 Yaşlarında bir erkek çocuk, elinde Zülfikar ile ucu bucağı görünmeyen bir meydanda masmavi gözlerini ufuklara dikmiş bakıyordu. Sultan&#8217;ın mübarek sesi yine duyuldu&#8230;<br />
 &#8221;Allah O&#8217;na, Fatih&#8217;in kudretini, Ömer&#8217;in adaletini, Hamza’nın cesaretini, Ebubekir’in sadakatini, Ali’nin ilmini, Mustafa&#8217;nın zekasını, Süleyman&#8217;ın ihtişamını, benimde şefkatimi verdi. O, Ali oğlu Mehdi&#8217;dir&#8221;<br />
 Ali gözlerinde yaşlar, dünya gözü ile göremediği oğluna bakıyordu. İbrahim Efendi&#8217;ye baktı, yarı ağlamaklı bir ses ile mırıldandı.<br />
 &#8221;O benim oğlum&#8230;&#8221; </p>
<p>Yıl: 2020 &#8211; Şanlı Urfa<br />
Yeryüzü mahşer gibiydi. Mirza&#8217;nın elinde iki silah, hareket eden her şeye ateş ediyordu. Mehdi kan dolu avuçlarını semaya kaldırdı. Gözbebekleri yaşların içinde kaybolmuştu&#8230; Son gücü ile seslendi&#8230;<br />
&#8221;Yusuf! Yusuf yetiş! Yusuf!&#8221;<br />
Cebrail (as) belirdi semalarda, iki dev kanadı açık…<br />
Elinde Hazreti Ali’nin Zülfikar&#8217;ı…<br />
Hemen arkasında Mikail (as), yerle gök arasında bir yerde. Dönmeye başladı kendi ekseninde… O döndükçe rüzgarlar toplandı etrafına…<br />
İsrafil (as)&#8217;in dudakları ile Sur arasında artık sadece milimler mesafe…<br />
Ve Azrail (as),<br />
Yaratıldığı günden beri hiç olmadığı kadar acımasız… Daha Zülfikar inmeden söküp alıyor ruhları…<br />
Bir ses yankılanıyor kainatta,<br />
‘’Arş üzerindeki hakimiyetime yemin ederim ki, benim sevdiğime dil dahi uzatana ben harp ilan ederim!’’<br />
Ve Cebrail (as)&#8217;in şefkat dolu sesi…<br />
 ‘’Yetiştim dostum, sen iste hepsini helak edeyim, sen iste bu dünyayı tersine çevireyim… Sen iste dostum, senin için gökleri yere indireyim…<br />
Mehdi sağ elini kaldırdı, işaret parmağını uzattı.<br />
‘’Ben annemi istiyorum.’’<br />
Cebrail (as) başını çevirdi. Azrail (as) görev için bekliyordu. Nemli gözlerle seslendi dostuna.<br />
&#8221;Yapma&#8230;&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/hikaye-devam-ediyor%e2%80%a6-%e2%80%98mehdi%e2%80%99-geliyor%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hazel yeni baskısı ile 16 Ağustos&#8217;ta raflarda yerini alıyor</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/hazel-yeni-baskisi-ile-8-agustosta-raflarda-yerini-aliyor/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/hazel-yeni-baskisi-ile-8-agustosta-raflarda-yerini-aliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jul 2011 01:53:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel romanı]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel sinema filmi]]></category>
		<category><![CDATA[hazel tayfun şahin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin Hazel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=968</guid>
		<description><![CDATA[
 
Romanı yazar imzalı olarak almak istiyorsanız tıklayın.
&#8221;Yıl 2050… Başbakanlık ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/07/hazel1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-970" title="hazel1" src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/07/hazel1.jpg" alt="" width="200" height="306" /></a><span style="color: #ff0000;"></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"> </span></p>
<h2><span style="color: #ff0000;"><a href="http://www.tayfunsahin.com/hazel-kitap/">Romanı yazar imzalı olarak almak istiyorsanız tıklayın.</a></span></h2>
<p>&#8221;Yıl 2050… Başbakanlık Ofisi, Ankara<br />
Mehdi, başbakanlığının üçüncü yılında, yaptığı reformlar ile<br />
Türkiye’yi dünya üzerinde çok iyi bir konuma getirmişti. Dur durak<br />
bilmeden çalışıyordu. Yine bir pazar günü ofisinde dosyaları incelerken<br />
kapısı çaldı.<br />
- Gir!<br />
Gelen kişiyi gördüğünde gülümsedi. O an bütün sıkıntısı gitmişti.<br />
- Gel canım. Hayırdır, pazar pazar beni mi özledin bakalım?<br />
Birden yüzü değişti. Gördüğü manzara karşısında şaşkınlık ve<br />
şok halini almıştı.<br />
- Ne yapıyorsun? Çıldırdın mı? Bu bir şakaysa hoş d…<br />
Sözünü tamlayamadan iki el silah sesi patladı. Mehdi, göğsü kanlar<br />
içinde adım atmak istedi, gücü yetmedi. Yere düştüğünde gözleri<br />
komodinin üzerinde duran bir fotoğrafa ve altındaki yazıya bakıyordu…“<br />
Ali Aşiroğlu”<br />
Ve masmavi gözler kapandı…<br />
Suikast sorumlusu olarak tutuklanan Şahin müebbet hapis cezasına<br />
çarptırıldı.<br />
Mehdi’nin ölümü ülkeye karabulut gibi çöktü. Dünya basını bu<br />
ölüme kayıtsız kalmayıp manşetlerine taşıdı. Ülke basını birçok<br />
manşetler attı. Fakat iki gazete vardı ki, manşetlerine taşıdıkları cümleler<br />
oldukça ilginçti. Başbakan olduğu dönemden beri haberleri ile<br />
muhalefet olan Hakimiyet Gazetesi ‘’Türkiye sevgilisine ağlıyor…’’<br />
başlığını atarken, babasının kurduğu Manşet Gazetesi bu acıyı simsiyah<br />
bir zemin üzerine yazılmış cümle ile anlatıyordu.<br />
‘’İnsanı sadece en yakınındaki yok eder…’’</p>
<p>İlk baskısı ile raflara çıktığı tarihlerde satış listelerinde en üst sıralara oturmayı başaran Tayfun Şahin&#8217;in yazdığı aşk romanı <strong>&#8220;Hazel&#8221;</strong> yeni ve düzenlenmiş baskısı ile 8 Ağustos&#8217;ta yeniden raflara çıkıyor.</p>
<p>Üçleme olarak tasarlanan <strong>&#8216;Hazel&#8217;</strong> projesi her seride farklı bir aşkı anlatacak. Seriye adını veren ve ilki olan &#8216;Hazel&#8217; insanın insana olan aşkını anlatırken serinin 2. romanı olan <strong>&#8216;Mehdi&#8217;</strong> insanın Allah&#8217;a olan aşkına değienecek. Serinin sonu olaacak olan <strong>&#8217;2050&#8242;</strong> ise insanın devlete olan aşkını anlatacak.</p>
<p><strong>&#8216;Hazel</strong>&#8216;in umduğundan daha büyük bir ilgi gördüğünü belirten Tayfun Şahin şunları söyledi&#8230;<br />
&#8221;Aslında bir roman yazmak hiç planlarımda yoktu. Yaşamış olduğum bir hikayeden yola çıkarak başladığım öykü bir romana dönüştü. Okurlardan çok güzel yorumlar ve e-postalar aldım. <strong>&#8216;Hazel&#8217;</strong> tek başına kalmamalıydı. <strong>&#8216;Hazel&#8217;</strong> yaşadıklarımdı. Peki sonrasında ne yaşamak isterdim diye düşündüm ve onları kaleme almaya karar verdim. Sonraki serilerde ölümü ve Berzah Alemini göreceğiz. Üçlemeden sonra Deccal adında son yazacağım roman aslında bu üçlemedeki olaylardan sonra dünyayı nelerin beklediğini anlatacak. Umarım diğer romanlarda <strong>&#8216;Hazel&#8217;</strong> gibi sevilir. Aynı zamanda her romanı beyazperdeye taşımak niyetindeyiz.&#8221;</p>
<p>Ve Yıl 2009… İstanbul<br />
Ali Aşiroğlu hayatının uzun bir bölümünü yapay insanların bulunduğu fanusun içinde derin nefesler alarak yaşamaya çalışmış bir medya patronudur. Başında bulunduğu şirketi kendi alanlarında deneyimli kişilerle birlikte yönetmektedir. Ege, Başer, Sinem… Başer’i bir baba gibi görürken, Ege en saklı sırlarını bile paylaştığı bir kardeş, Sinem ise gönlünü verdiği sevgilidir. Ancak yıllardır birlikte olmalarına rağmen hiç birisinde bulamadığını bir gün staj için kapısını çalan Hazel’ de bulacaktır.</p>
<p>Kaybetme korkuları diğer insanlardan farklıdır… Yaşamında değer verdiklerini kaybetmek, onun için elindeki tüm parayı kaybetmekten daha önemlidir… Duygusallığın doruğunda yaşayan ama bulunduğu ortamda katı, çalışanlarının çoğu zaman konuşmaya cesaret edemediği bir patrondur…</p>
<p>Bir Cumartesi sabahı uyuyup kaldığı odasında gözlerini bir Ebru Gündeş şarkısı ile açar. Öfke ile kalkıp camını araladığında gördüğü manzara ya Allah’ın bir lütfu olacaktır, ya da vereceği sınavın ilk bölümü. Hazel elinde klimanın kumandasından yaptığı bir mikrofon ile çalan müziği sanki kendisi söylermiş gibi yapıyor bir yandan da müziğin ritmine kendisini kaptırmış dans ediyordur. Bu manzara onu çocukluğunun en derinliklerine kadar götürmüştür. Artık Hazel’i her görüşünde kalbi hiç atmadığı kadar hızlı atıyor, o despot ve sert adam gidiyor, yerine sanki 7 yaşlarında bir çocuk geliyordu.</p>
<p>Artık günler çok daha güzel geçiyordu. Bu kızda unuttuğu duyguları, kaybettiği annesini buluyordu. Allah, Hazel’i sanki desen desen işleyip kendisi için yeryüzüne göndermişti. Gözleri, bakışı, duruşu, oynayışı, esprileri… Tepeden tırnağa her zerresi…</p>
<p>Yaşanan hep güzellik değildir. Baş düşmanı olan İsmet Kartal boş durmamış, zehri verecek olan yılanı Ali’nin içine çoktan salmıştır. Uğrunda bir hayat vereceği Hazel’in ihaneti yetmezmiş gibi en güvendiği dostu Ege, bir gün şirketi İsmet Kartal’a satar. Savcılık Ege’yi yakalayacak ama sırf Hazel’i işe alan Ege olduğu için şikâyetçi olmayacaktır. Bu Öyle Bir Sevmekti ki, savcı neden diye sorduğunda Ali parmağı ile Ege’yi işaret edecek ve şu cevabı verecekti.<br />
‘’O adam bana hayatımın en güzel günlerini getirdi. Hani imkan olsa, ben Ona bir bir şirket daha, Oda bana bir Hazel daha verebilse… Hani imkan olsa da, geçmiş yeniden yaşanabilse…’’</p>
<p>Ali kaybettiği her şeyden vazgeçmiş sadece Hazel’den uzak olmanın acısını yaşıyordur. Fakat bir gün İsmet Kartal Hazel’inde canını yakar. İşte o gün sadece kaderinin yazdıklarını yaşayan Ali, o günden sonra yaşanacakları kendisi yazacaktır…</p>
<p>Sahnelerden…:</p>
<p>‘’Burada, 20 yaşlarında, hayatının baharında ve daha yapacağı hatanın farkına varamayan bir beyinden söz ediyoruz. Ben şunu gördüm, gençlerin yaptıkları hatalardan, ne yazık ki anne babalarının haberleri olmuyor. Olduğunda ise çok geç kalınmış oluyor. Biz üstümüze düşeni yapalım. Gerisi ister alana, ister verene kalsın. Bizim ödeyeceğimiz hiçbir tazminat, aldatılan bir eşin ya da canı acıyan bir anne-babanın acısından daha fazla olamaz.’’<br />
————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’ Allah’ım! Bu insanlar paranın gücü karşısında gösterdikleri saygıyı, senin gücün karşısında nasıl gösteremiyorlar. Nasıl bir sabırdır sendeki? Ben bana gösterdikleri halde bu saygıya tahammül edemezken, her şeylerini borçlu oldukları sen, nasıl sabredebiliyorsun?’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>“Remzi Efendi misafirlerimizle ilgilendiniz mi?’’<br />
Remzi Efendi,Amerikalılara bu kadar yalakalık yaptığı için Ege’ye kızıyordu. Cevabı gecikmedi.<br />
‘’Sordum ama Türkçe bilmiyorlarmış. Bende bu kayıplarından ötürü, utandırmayayım diye üstelemedim’’<br />
Ege Remzi Efendi’nin laf soktuğunu anlamış ve çaktırmadan ayıp dercesine başını bükmüştü.</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’Hadi kızım iyisin yine. Artık sırtın yere gelmez. Genel müdür asistanı oldun.’’<br />
Hazel gözleriyle Ali’yi işaret etti.<br />
‘’Birazdan Ali Bey’in odasına gideceğimizi unuttun galiba. Bizi balkondan atacak gibi duruyor. Bakalım yere vardığımız da sırtımız üstümü düşeriz yoksa tepemiz üstümü göreceğiz…’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Gözlerinden yaşlar yağmur gibi akıyordu.<br />
‘’Bana emanet ettiğin kardeşini de koruyamadım. Her şeye gücü yettiğini sanan bu oğlun ne kadar aciz kaldı ölüm karşısında. Telefonun hala “annem” diye kayıtlı değiştiremedim. Babamı her arayışımda ekranımda annem yazıyor ya, her çalışın ardından senin sesin gelecekmiş gibi heyecanlanıyorum. Yemeklerini o kadar özledim ki. Sıcaklığını. Saçımla oynayışını. Sana hep yalan söyledim. Saçıma dokunuşun o kadar hoşuma giderdi ki, yaşımdan utanırdım. Saçımla oynarken uyuya kalmak çok güzeldi. Bunun için hep saçımda bit var yalanını uydururdum. Hep bir gün söyleyeceğim derdim gerçeği. Şimdi ancak mezarının başında söyleyebiliyorum ancak.’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’Herkesin bir bedeli vardır Ertaç! Sadece bu bedeli ödeyeceğin zamanı iyi seçmelisin…’’</p>
<p>———————————————————————————————————————————————–</p>
<p>”Hazel’in bana ihtiyacı var gitmem gerek.” dedi endişeli bir sesle. Başer biliyordu ki; Ali kalmayacaktı. Yine de uyarmak istedi. ”Gelen milletvekili, başın ağrımasın sonra.” Ali güldü;” Adı üstünde, milletvekili.” Sonra işaret parmağını göğsüne bastırarak, ”Millet burada, vekil kim oluyor.”</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Ali boğaza doğru bakıyor, hiç konuşmuyordu. Sessizliği Naşide bozdu; ”Güzel kız Hazel, ama şunu unutma, kalp dediğin belki bin kez vurur, ama bir kez durur.” Ali gözlerini Naşide’ye çevirdi. Sonra yine denize bakarak mırıldandı, ”Bin kez vurduğu da O olsun… Bir kez durduğu da…”</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Hazel tavlada kazandığı her sette Ali’nin yanaklarını okşuyor ”Oy oy, üzülme başkanım kıyamam ben sana” diyerek burnunu sıkıyordu. Ali her seti vermeye başladı. Her giden set ona Hazel’i getiriyordu. Zaten kural da bu değilmiydi. Kumarda kaybeden, Aşkta kazanır…</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>”Hayırdır, ne bu hal? Saç sakal bir birine girmiş.”<br />
”Çağrı filmini yeniden çekeceğim, Hz. Hamza rolü benim…”<br />
Naşide gülümsedi..<br />
”Sen Hazel’siz bir şey yapmasın. Ona da bir rol verirsin artık.”<br />
Ali mırıldandı…<br />
”Vermem mi? Vahşi rolü onun…”</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Naşide’nin yanına gittiğinde Ege yoktu.<br />
‘’Ne erkekten, ne dişiden Ali?’’<br />
‘’O ne abla?’’<br />
‘’Eskiden Ege ile gelirdin, sonra Hazel. Ama şimdi hep teksin. İstersen bir de gay dene. Vefalı olduklarını duydum.’’<br />
Ali gülümsedi.<br />
‘’Ya oda tutmazsa?’’<br />
‘’O zaman kaderin tek yazılmış Ali…’’<br />
‘’Kalbimiz gibi…’’ diye mırıldandı<br />
‘’Efendim?’’<br />
Ali kısa bir süre suskunluktan sonra;<br />
‘’Farkında mısın abla? Vücudumuzda hemen her organımızın bir eşi var. Bir tek kalbimiz tek. Ve o kendi eşini bulabilsin diye ne kadar acı çekiyor…’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’Ne zamandır görmüyorsun Hazel’i evlat?’’<br />
‘’Dünya takvimine göre mi, benim mi? Bana göre bir ömür geçti…’’<br />
‘’Belki yeniden bir araya gelirsiniz Ali.’’<br />
‘’Bizim kaderimiz ayrı yazılmış ağabey. Bırak ikimizin bir araya gelmesini, isimlerimizin baş harfleri bile yan yana gelse acının ifadesi oluyor.’’<br />
Ali odadan çıkınca Başer beyaz bir kağıda iki harf yazdı.<br />
‘’AH…’’</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/hazel-yeni-baskisi-ile-8-agustosta-raflarda-yerini-aliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

