İnsanı en yakınındaki yok eder…
Kalp dediğin bin kez vurur bir kez durur.
En güzel Güneş ne zaman doğar biliyor musun? O Gün-Eş ile başlıyorsa…
Bu gönülde… Bundan böyle, bir yerin yoksa eğer… Ya değerini bilemedin, ya haddini!
Aşk, Tenlerin Söyleşisidir….
Ve… Bir kez baktığım gözlerinde, Bin kez doğarcasına SEVİYORUM!
En sonunda çıkaracağım bu kalbi yerinden vereceğim ellerine ‘Şuna sahip çık’ diyeceğim ve çekip gideceğim…
Biz onunla peygamber develeri gibiydik… Erkeğin bir anlık mutluluk için, ölümü göze alabilmesi gibi…
Katilini yüreğinde saklayanın katli vaciptir…
sevmeyi ben biliyordum, sevilmekte sana yakışıyordu… güzel oldu…
‘işte o gün bırakılan bu miras bana sizleri getirdi…’ Sonra gözleri Hazel’e takıldı. ‘Ve seni’ demek istedi… Diyemedi. ‘Şimdi bu mirası sizinle paylaşıyorum…
Vazgeçme,
Erteleme,
Üşenme’
Üzülen sen olduktan sonra haklı olmamın bir önemi kalmıyor…
Sevgili dedi ki bu gece rüyana geleceğim, heyecandan, o gün bu gün gözlerim uyku görmedi.
Bir taşın üzerine “Seni seviyorum” yazıp suratına fırlatmak istiyorum. Böylece seni sevmenin ne kadar can acıttığını anlarsın…
Bülbül güle, Ali Hazel’e… Her canlı aşkı tadacaktır…
Kalpte kemik yok, ama en çok o kırılıyor…
Bu kainat ki… Üç kelime üzerine kuruludur. La İlahe İllallah…
Bir ‘nasılsın’ dese… iyi olacağım…
Şimdi “şerefine” kadeh kaldırıp seni de zor durumda bırakmak istemiyorum…
Ben senin sevginden daha büyük bir sevgi, ben senin acından daha büyük bir acı yok sanırdım… Özür dilerim anne…
Sen Hazel… Sen İsrafil’in üflediği Sur kadar kıyametler koparıyorsun içimde…
Kimileri ömrünün yettiği yere kadar sever, kimileri gururunun yettiği yere kadar..
Ya ayrılığa alışacaksın, ya hasrete karışacaksın…
Başlamak bitirmenin yarısıdır… Tam sevmeye başlarsın, bitiverir…
Akla gelen, başa gelir derler ya, yalan. Öyle olsa milyonlarca sen düşerdi başıma
Onlar mi bize yeni bir Dünya sunuyorlar! Bu millet başlıbasina zaten bir Dünyadir. Onlar ancak bu dunyanın etrafında dönen uydular olabilir.
Keske bağlanmak istediğimizde ismini vermek istemeyen izleyici gibi kalbini vermek istemeyen sevgili hakkımız olabilse….
Hani derler ya, ‘Gözün arkada kalmasın…” Soruyorum; ‘Kim giderken gözlerini bırakmış ki?
Ve şu bedende… bir kalbimiz tek. O’da kendi eşini bulabilsin diye ne kadar acı çekiyor…
Ben saçının teline besmele çekmeden dokunamazken, o başka elleri tenine nasıl salıveriyor…
O hesap günü geldiğinde insanlar en büyük sınavı iki arada verecek… Ya iki bacak arası… Ya iki dudak arası…
Ne zaman seninle uyusam, sabahında yatak içinden çıkılmaz bir hal alıyor…
O’nu özlemek, nasıl bir borçsa artık… Özle öze bitmiyor…
Söyleyecek sözün varsa çık ortalığı inlet, söyleyecek sözün yoksa çekil kenara da insan nasıl sevilir seyret…
- Adalet neydi baba?
- Bilmiyorum oğlum biz görmedik hiç, dedene sor belki o görmüştür…
Doğduğum günü onu ilk gördüğüm gün olarak yazın, öyle geçsin kayıtlara…
Zira ondan önce ki yaşamım bir pul dahi etmez…
Öldüğüm günü boş bırakın, onu ben değil bende ki bilir…
Zira Rabbimin bir vaadi var… ”Aşıklar Ölmez”
Herkesin ismi güzeldir… Yeter ki sevdiği söylesin…
En güzel sevgiliden gelebilecek en güzel mektup… ‘Kuran’
Kendi Kurallarımla Oynarım, Baktım Oyun Sıktı Bırakır Kalkarım..!
Benim nelerden vazgeçtiğimi bir bilsen, şansını bu kadar zorlamazdın bence…
Bazen ”özlüyorum” derken ”z” fazla gelir aşık insana…
201’2mizin yılı olsun…
Evlenmeyi düşündüğüm kadınla büyük bir sorunumuz var… hala karşılaşamadık…
Seven ile sevilenin arasındaki mesafenin adı olsa gerek bu sıfat… ‘Yar’
Mustafa Kemal’in dediği gibi “Bu ulusun muhtaç olduğu kudret damarlarindaki Asil kanda mevcuttur” ve onlara liderlik edebilecek tek bir sıfat vardır; Baş-Kan
Aşkın hakkı üçtür… ‘hoşçakal, hoşça-kal, hoşt-çakal
Sen ki, kendine ‘eski’ sıfatını yakıştırıyorsan, kal demem sana… Gidebilirsin ey sevgili…
Ben seni her şey sandim… Sen beni hiç bir şey saydın…
Neden Ana gibi Yar olmaz derler bilir misin? Çünkü her ‘Yar-Ana’ ilaçtır
Bir cin deseki tek dilek hakkın var; ‘Şimdi… Şu an… Dışarıda bir yağmur, iç ürperten bir rüzgar… İçeride gürül gürül yanan bir kömür sobası, hemen arkasında bir yer minderi… Üzerinde hayatın en anlamlı kadını, ‘ANNEM’… Dizinde başım, elinde saçım…
Baktın vermiyor, çalacaksın o kalbi…
Meğerse annem hep anlatırmış çocukluğumda seni bana… ‘Bir varmış bir yokmuş’
Seni şimdi görsem; kendimi bir yerlerden hatırlar ama asla çıkartamam…
Benim meselem seninle olamamak değil; senin yanındayken, sensiz kalmak…
Bizim ‘üç harfli çarpar’ dan kastımız ‘aşk’ tır…
Gönül defterine bugünde adını yazdıran olmadı…
Beni tekrar sevsene… Son bir şey daha deneyeceğim…
Bazen seni özlemiyorum… Ama çabuk geçiyor…
Madem ayrı dünyaların insanlarıydık… Benim dünyamda ne işin vardı?
‘Seni gittikçe daha çok seviyorum’ diyordu… Sanırım bu yüzden gitmesine izin verdim…
İyi miyim? Bilmiyorum… Bir şeyim yok… Misal ‘Sen’
”Ya bak, nasıl anlatsam… Şimdi sen bu çocukla tanışacaksın, onu tanımaya çalışacaksın, kendini anlatacaksın, inandıracak inanacaksın… Alışacak alıştıracaksın… Sevmeye ve sevdirmeye çalışacaksın. Gel hiç uğraşma… Bak burada hazır sevmişi var…”
Kendine biraz benden bahsetsene…
Gerçek mucizemi arıyorsunuz? Tesbihteki, 33.33.33′ü deneyin…

