12 yaşındayım…
Daha bu yaşta ticareti öğreniyorum. Zekeriya Ağabey, kapı komşumuz Billur Abla’ya aşık. Yazdığı mektupları bir şişe kola karşılığı Billur Abla’ya götürüyorum. Yine bir iş günü: Yazının kalanını okuyun »
Romandın, gözlerin satır başındı…
12 Ağustos 2010Şöhret uğruna harcanan bedenlerin ve halkın parasını dolandırıcılara kaptıran belediyelerin hikayesi
11 Ağustos 2010
Aslında her yazıma başlarken aklımla takılan şu sorudur; ‘’Yazıyorsun, düşman ediniyorsun, göze batıyorsun, iftiralara uğruyorsun… Değiyor mu? Senin haklarını korumaya çalıştığın insanlar, kendi haklarını korumuyorlar…’’
Son yazdığım Yaşar Çiftçi olayından sonra birçok genç kızımızdan e-posta ve telefonlar aldım. Anladım ki doğru yoldayım. Her ne kadar foyasını çıkardığım Yaşar Çiftçi hakkımda iftiralar atsa da ben çok insanı kurtarabildiğim, ya da dertlerini dile getirebildiğim için mutluyum…
Şimdiye kadar yazdığım sahtekârlıklar hep İstanbul içinden oldu. Şimdi size İstanbul’da başlayıp Anadolu’ya uzanan bir sahtekârlığın hikâyesini yazacağım. Bakmayın hikâye dediğime… Gerçektir. Ama siz okuduğunuzda ‘’Bu kadarda olmaz canım’’ demekten kendinizi alıkoyamayacaksınız. Neler yok ki içinde, kullanılan bedenler, peşkeş çekilen kızlar, grup seksler, dolandırılan ama sessiz kalan belediyeler ve bunların başındaki bir adam… UMUT ERTEK… Yazının kalanını okuyun »
Otuz dokuz yıllık bir hayat ve içine sığdırılan kırk bin yalan
09 Ağustos 2010
Yaklasık üç gündür Facebook üzerinde kurulmuş bir tuzak ağını anlattım size köşemde… Ve bu olayın kahramanı Yaşar Çiftçi’yi… Aslında ilk yazımı yazarken Yaşar Çiftçi’nin adını vermeyi düşünmüyordum. Ama o ilk yazımda ne kadar tutuştuysa organlarının bir tarafı, hemen ”Hazel” projesine çirkince saldırıda bulundu. Ben bu şahsı ne gördüm, ne karşılıklı bir sohbetim oldu. Yazının kalanını okuyun »
Facebook’ta oyuncu – model- hostes adaylarını bekleyen tehlike…
08 Ağustos 2010
Facebook bir sosyal paylaşım ağından çok sosyal yalancılar ağı oldu. Canı sıkılan herkesin istediği karakter olma özelliğini taşıyan Facebook’ta son zamanlarda bir profil dikkatimi çekmeye başlamıştı. Bu profil daha önceleri de dikkatimi çekmişti. Fakat araştırmaya girdiğimde profil ansızın kapatıldı. Bu profilin adı Secretagency Secretajans. Bu ajansın başında olduğunu söyleyen kişi Serpil Akduman adında bir bayan. Facebook linki budur.
http://www.facebook.com/album.php?aid=644&id=100001110459583#!/secretagency
Profilinde İzmir’li olduğunu yazmış, okuduğu okul İstanbul, abone olduğu sayfalarda ise hep Babaeski okulları kayıtlı. Kısacası böyle bir isim yok… Hiç olmadıda… Bakın gerçek ne… Yazının kalanını okuyun »
En Büyük Yalancı Aramızda
07 Ağustos 2010
Okuyun! Çok dikkatli okuyun. Okumakla kalmayın sevdiklerinizle, dostlarınızla paylaşın. Size Facebook üzerinde kurulmuş en büyük tuzak ağını yazıyorum. Kahramanımızın adı Yaşar Çiftçi…
Kadın delisi olmuş bu adam gözünü öyle karartmış ki, kendisinin attığı yalanların haricinde çekinmeden en ünlü yapım şirketleri ve yönetmenlerinin isimlerini kullanıp Facebook’ta profillerini bile açabiliyor.
Peki, Yaşar Çiftçi’nin kurduğu ağ nasıl işliyor.
Öncelikle Yaşar Çiftçi’nin sahte profillerini ele alalım. Kendi profilinde okuduğu okul ve meslek hariç sorun yok. Kendisini görüntü yönetmeni olarak tanıtıyor. Oysa ki haber merkezinde çalışan bir kameraman. Ay yapım, Tims Yapım gibi şirketlerde çalıştığını söylüyor. Elbette bunlarda yalan. Zaten profil fotoğraflarında yer alan setten kareler başlığı altında ki fotoğraflarına bakarsanız o fotoğraflarda kendisini göremiyoruz.
Yaşar Çiftçi kendisi hakkında söylediği yalanlarla kalmıyor. Sahte profillerde açıyor. Facebook’ta bulunan Tims Yapım, Uluç Bayraktar, Secretajans başta olmak üzere bir çok sahte profilde kendisine ait. Önce Secretajans ve Tims giriyor devreye. Secret bayan oyuncuları kendisi ekliyor, Tims ise eklenmeyi bekleniyor. Ne de olsa bilinen bir şirket. Ve bu örümcek ağlarını örmeye başlıyor. Bir kere kesinlikle erkeklerle konuşulmuyor. Konuşulsa da kısa ve net. Ama aday eğer bayansa…
Uluç Bayraktar burada güven sağlayan bir profil. Uluç’a soran olursa Yaşar Çiftçi’yi tanıdığını, çalıştığını onaylıyor. Hatta aşağıdaki fotoğraftan göreceğiniz gibi Yaşar’ın duvarına bile yazıyor. Ama fotoğrafa dikkat. Ne kadar tesadüf: aynı saatte Facebook’talar her ikiside… Ve koskoca Bayraktar işi gücü bırakmış, telefon denilen aleti kullanmıyor ve Yaşar’ın duvarına yazıyor.

Ve benim yazımdan sonra sanırım Uluç Bayraktar hemen Facebook’a girip yazıyı kaldırıyor??? (Burada anlaşıldığı gibi Uluç Bayraktar profilide kendisine aittir.
Oysaki telefonla görüştüğüm Uluç Bayraktar’ın ne bu adamdan, ne böyle bir profilden haberi yok. İsteyen Ay Yapım’ı ve Tims Yapım’ı arayıp bilgi edinebilir. Kesinlikle böyle bir adamı tanımıyorlar ve Facebook’ta böyle bir profilleri olmadığını beyan ediyorlar. Secretajans profilindeki sistemi dün anlatmıştım.
Secretajans ile ilgili yazımı buradan okuyabilirsiniz
Yaşar Çiftçi’yi Yaşar’zadeler anlatıyor
Yazımdan sonra profil kapatılmış.
Ve sonra planın 2. kısmına geçiliyor. Aday ilk profilden oyunculuk için ne kadar meraklı olup olmadığı, ne kadar fedakar olup olmayacağı test ediliyor bir anlamda… Her profil yeni projelerinin olduğunu beyan edip aynı görüşülecek yetkili ismi söylüyor. Tesadüf aynı isim çıkıyor karşımıza. Yaşar Çiftçi…
Profiller neredeyse hep aynı cümleleri kuruyorlar. Ama özü şu: ‘Projemizde yer almak isterseniz Yaşar Çiftçi ile yakın ilişki kurmanız gerekiyor.’
Oysa kahramanımız kendi profilinde duvarına güzel ve anlamlı sözler yazan, romantik şarkılar paylaşan bir beyzade modunda. Çok sıkışınca insanları Uçan Kuş programına haber yapmakla tehdit ediyor. (Bu tehdidi haberi yayınlayacağımı söylediğimde bizzat şahsıma da yaptı)
Uzun lafın kısası, oyunculuk için girdiğiniz yol bir şekilde Yaşar Çiftçi’ye çıkıyorsa bilin ki o yol yanlış yoldur.
Ve son olarak kendi kendime soruyorum…
Nasıl oluyor da bu dolandırıcı hiç çekinmeden birilerinin adını kullanabiliyor ve nasıl oluyor da Gece Kuşu gibi bir programın adını kullanarak insanları tehdit etme cüretini gösterebiliyor…
Cevabı kendim veriyorum. Çünkü ne kullandığı kişilerin ne de Gece Kuşu yetkililerinin bundan haberi yok. Ama ben haberdar edeceğim… Bu kişi tarafından mağdur edilenler buradan belirtebilir ya da savcılığa suç duyurusunda bulunabilirler. Unutmayız sessiz kaldığımız her şey bir gün yine bizim başımıza gelebilir.
Elbet bu kadar insanı kendi çıkarları için çekinmeden kullanan bu adam gerçek yüzünü ortaya çıkardım diye banada iftiralar atacaktır. Hiç bir yazımı bundan korkarak yazmadım. Ve kalemim yettikçe bu gibi sahtekarlıkları ortaya çıkarmaya devam edeceğim. Neden mi? Bir gün bunu size yine bu köşemde anlatacağım…
Sevgiyle kalın…
Tayfun Şahin
tayfun@tayfunsahin.com
Şeytanın Yeni Yüzyıl Mesleği ”Yazarlık”
25 Temmuz 2010Bugünlerde sanal dünyalardayım. Twitter’de takılıyorum usta yazarlarla. Havam o biçim. Hele köşe yazarlarını hayretler içinde izliyorum. Bazen soruyorum kendime, bunlar hep aynı seri midir? Çoğu defolu, benziyor birbirine…
Bir zamanlar birini takip ediyordum. Haman kılığına girmiş, emir ve parasını aldığı Firavun’a itaat edip yalakalık yapmaktı tek işi. Sonra romancı oldu başımıza. Romancı olmakla kalmadı, terfi ettirdi kendini Firavun mertebesine. İlk sözleri oldu ‘Biat edeceksiniz, inanacaksınız’’
Kaç doğru yazdıysa şimdiye kadar köşesine? Yazının kalanını okuyun »
Bir hayata bu kadar yalan fazla değil mi?
13 Temmuz 2010
Evet kabul ediyorum, belki Tayfun Şahin gibi ben de elimdeki imkanları kullanarak bu tür şeytani rant şebekelerinin foyalarını ortaya çıkarmalıydım. Ama öyle olmadı ne yazık ki ve ilgilenmedim pek.
Ne zaman kadar…
Geçtiğimiz gün bana yollanan bir Facebook linki beynime çivi gibi saplantı. Melih Göğebakan isimli şahıs bu kez sosyal paylaşım sitesi Facebook’a postu sermişti. Yalanın, üçkağıdın bini bir paraydı nasılsa. Kendisiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan oyuncuların, mankenlerin isimlerini kullanarak para toplamaya çabalıyordu. Üstelik bir de internet sitesi açmıştı. Yazının kalanını okuyun »
Melih Göğebakan olayı ve kokuşmuşluk (Haber 7)
13 Temmuz 2010
Bu öykü tek meziyeti, medyanın en büyük zafiyetini fark etmek olan bir girişimciyi (!) ve Türk medyasının saplandığı batağı anlatmaktadır. Önüne gelen her habere, araştırma zahmeti göstermeden atlayan Türk medyası sayesinde filizlenen ve basında çıkan haberleri referans gösteren Melih Göğebakan adı konuyu biraz bilenler tarafından pek de iyi anılmıyor.
Melih Göğebakan adını ilk defa kamuoyuna, vahşice bir cinayete kurban giden Münevver Karabulut’un hayatının film yapacağı iddiasıyla duymuştu. Yazının kalanını okuyun »
Müzik Piyasasının Dolandırıcısı
30 Haziran 2010
Yazarın notu: Can Cüneyt Özcan burada çıkan haberler için şu cümleleri kullnıyor ki sakın inanmayın; ”Eski kız arkadaşım benden intikam almak için bu haberleri yaptırıyor” Bu kesinlikle yalandır. Bu adam insanları dolandırmış ve dolandırmaya devam etmektedir. Hiç çekinmeden Allah’ın adını ağzına alabiliyor ve binlerce yemin edebiliyor. Yazının altında ki yorumlar bizzat dolandırdığı kişilerin yazdığı yorumlardır. tayfun@cinemascope.com.tr adresine telefonlarınızı ya da e-posta adreslerinizi atın. Bu kişi hakkında topluca suç duyurusunda bulunulacaktır.
Can Cüneyt Özcan için daha önce de sitemizde bir yazı yayınlanmıştı hatırlarsanız…
Daha sonra ki telefon görüşmelerimizde insanları dolandırarak aldığı paraları iade edeceğine söz verdiği içinde yazıyı kaldırdık. Ama geçen zaman ne yazık ki bunu göstermedi. Yalanlar üzerine kurulmuş dünyasında, bize de her gün yalanlar söyledi. Daha sonra öğrendik ki, hala bu tür dolandırıcılıklarına devam ediyor. Yazının kalanını okuyun »
