Buradasınız: Ana Sayfa // Yazıları // Hazel…

Hazel…

admin | 24 Kasım 2011 54 Yorum


Tayfun Şahin Hazel ve Mehdi imza günü
Kitap Severler için güzel bir yarışma…
http://www.tayfunsahin.com/hazel/ adresine girerek Hazel için en iyi yorumu yapan 2 kişi ister kendisinin isterse bir arkadaşının adına imzalı Hazel kitabı kazanacaktır. Son katılım tarihi: 30 Ocak 2012′dir. Kazananlar 1 Şubat’ta http://www.facebook.com/hazelroman sayfasında yayınlanacaktır…

Not: Mehdi romanı Hazel’in devam niteliğini taşımaktadır. Seri 3 roman olarak tasarlanmış olup sonuncusu Mayıs ayında çıkacak olan bAŞKan-dır

Tayfun Şahin’in Hazel konulu radyo söyleşisi için tıklayınız
Hazel kitabını %40 indirimli almak için tıklayınız
21. Yüzyılda dillere destan bir aşk… Ve bu aşktan doğacak bir başbakan…
‘Hazel – Mehdi – Başkan’ üçlemesinin birincisi – ‘’Çok yakında sinemalarda’’

Dün
Hazel başını adamın omzundan ayırdı. Gözlerine bakıyordu.
- Söyle bakalım Ali Aşiroğlu, beni ne kadar seviyorsun?
Ali bir an sustu. Biliyordu, ne dese az olacaktı.

- Benim seni ne kadar sevdiğimi anlatmaya ne dilim ne de kelimelerim yeter Hazel. Ama elimde olsa seni ne kadar sevmek isterdim biliyor musun? Ezan ile namaz arası kadar… Doğduğumda kulağıma okunan ezan, öldüğüm kılınan cenaze namazıma kadar, her saniye seni sevmek isterdim.

Bugün
Başer Ali’nin haline üzülmüştü. Tedirgin bir halde sordu.
- Ne zamandır görmüyorsun Hazel’i evlat?

- Dünya takvimine göre mi soruyorsun ağabey, gönül takvimime göre mi? Bendeki takvime göre bir ömür geçti.
- Belki yeniden bir araya gelirsiniz Ali…
- Bizim kaderimiz ayrı yazılmış ağabey. Bırak bedenlerimizin bir araya gelmesini, isimlerimizin baş harfleri yan yana gelse bir acıyı ifade ediyoruz.
Ali odadan çıktıktan sonra Başer önündeki kağıda iki harf yazdı.
”Ah”
Peki dün ile bugün arasında yaşananlar neydi?

İşte Hazel’den kesitler

‘’Burada, 20 yaşlarında, hayatının baharında ve daha yapacağı hatanın farkına varamayan bir beyinden söz ediyoruz. Ben şunu gördüm, gençlerin yaptıkları hatalardan, ne yazık ki anne babalarının haberleri olmuyor. Olduğunda ise çok geç kalınmış oluyor. Biz üstümüze düşeni yapalım. Gerisi ister alana, ister verene kalsın. Bizim ödeyeceğimiz hiçbir tazminat, aldatılan bir eşin ya da canı acıyan bir anne-babanın acısından daha fazla olamaz.’’
————————————————————————————————————————————————

‘’ Allah’ım! Bu insanlar paranın gücü karşısında gösterdikleri saygıyı, senin gücün karşısında nasıl gösteremiyorlar. Nasıl bir sabırdır sendeki? Ben bana gösterdikleri halde bu saygıya tahammül edemezken, her şeylerini borçlu oldukları sen, nasıl sabredebiliyorsun?’’

————————————————————————————————————————————————

“Remzi Efendi misafirlerimizle ilgilendiniz mi?’’
Remzi Efendi,Amerikalılara bu kadar yalakalık yaptığı için Ege’ye kızıyordu. Cevabı gecikmedi.
‘’Sordum ama Türkçe bilmiyorlarmış. Bende bu kayıplarından ötürü, utandırmayayım diye üstelemedim’’
Ege Remzi Efendi’nin laf soktuğunu anlamış ve çaktırmadan ayıp dercesine başını bükmüştü.

————————————————————————————————————————————————

‘’Hadi kızım iyisin yine. Artık sırtın yere gelmez. Genel müdür asistanı oldun.’’
Hazel gözleriyle Ali’yi işaret etti.
‘’Birazdan Ali Bey’in odasına gideceğimizi unuttun galiba. Bizi balkondan atacak gibi duruyor. Bakalım yere vardığımız da sırtımız üstümü düşeriz yoksa tepemiz üstümü göreceğiz…’’

————————————————————————————————————————————————

Gözlerinden yaşlar yağmur gibi akıyordu.
‘’Bana emanet ettiğin kardeşini de koruyamadım. Her şeye gücü yettiğini sanan bu oğlun ne kadar aciz kaldı ölüm karşısında. Telefonun hala “annem” diye kayıtlı değiştiremedim. Babamı her arayışımda ekranımda annem yazıyor ya, her çalışın ardından senin sesin gelecekmiş gibi heyecanlanıyorum. Yemeklerini o kadar özledim ki. Sıcaklığını. Saçımla oynayışını. Sana hep yalan söyledim. Saçıma dokunuşun o kadar hoşuma giderdi ki, yaşımdan utanırdım. Saçımla oynarken uyuya kalmak çok güzeldi. Bunun için hep saçımda bit var yalanını uydururdum. Hep bir gün söyleyeceğim derdim gerçeği. Şimdi ancak mezarının başında söyleyebiliyorum ancak.’’

————————————————————————————————————————————————

‘’Herkesin bir bedeli vardır Ertaç! Sadece bu bedeli ödeyeceğin zamanı iyi seçmelisin…’’

———————————————————————————————————————————————–

”Hazel’in bana ihtiyacı var gitmem gerek.” dedi endişeli bir sesle. Başer biliyordu ki; Ali kalmayacaktı. Yine de uyarmak istedi. ”Gelen milletvekili, başın ağrımasın sonra.” Ali güldü;” Adı üstünde, milletvekili.” Sonra işaret parmağını göğsüne bastırarak, ”Millet burada, vekil kim oluyor.”

————————————————————————————————————————————————

Ali boğaza doğru bakıyor, hiç konuşmuyordu. Sessizliği Naşide bozdu; ”Güzel kız Hazel, ama şunu unutma, kalp dediğin belki bin kez vurur, ama bir kez durur.” Ali gözlerini Naşide’ye çevirdi. Sonra yine denize bakarak mırıldandı, ”Bin kez vurduğu da O olsun… Bir kez durduğu da…”

————————————————————————————————————————————————

Hazel tavlada kazandığı her sette Ali’nin yanaklarını okşuyor ”Oy oy, üzülme başkanım kıyamam ben sana” diyerek burnunu sıkıyordu. Ali her seti vermeye başladı. Her giden set ona Hazel’i getiriyordu. Zaten kural da bu değilmiydi. Kumarda kaybeden, Aşkta kazanır…

————————————————————————————————————————————————

”Hayırdır, ne bu hal? Saç sakal bir birine girmiş.”
”Çağrı filmini yeniden çekeceğim, Hz. Hamza rolü benim…”
Naşide gülümsedi..
”Sen Hazel’siz bir şey yapmasın. Ona da bir rol verirsin artık.”
Ali mırıldandı…
”Vermem mi? Vahşi rolü onun…”

————————————————————————————————————————————————

Naşide’nin yanına gittiğinde Ege yoktu.
‘’Ne erkekten, ne dişiden Ali?’’
‘’O ne abla?’’
‘’Eskiden Ege ile gelirdin, sonra Hazel. Ama şimdi hep teksin. İstersen bir de gay dene. Vefalı olduklarını duydum.’’
Ali gülümsedi.
‘’Ya oda tutmazsa?’’
‘’O zaman kaderin tek yazılmış Ali…’’
‘’Kalbimiz gibi…’’ diye mırıldandı
‘’Efendim?’’
Ali kısa bir süre suskunluktan sonra;
‘’Farkında mısın abla? Vücudumuzda hemen her organımızın bir eşi var. Bir tek kalbimiz tek. Ve o kendi eşini bulabilsin diye ne kadar acı çekiyor…’’

————————————————————————————————————————————————

‘’Ne zamandır görmüyorsun Hazel’i evlat?’’
‘’Dünya takvimine göre mi, benim mi? Bana göre bir ömür geçti…’’
‘’Belki yeniden bir araya gelirsiniz Ali.’’
‘’Bizim kaderimiz ayrı yazılmış ağabey. Bırak ikimizin bir araya gelmesini, isimlerimizin baş harfleri bile yan yana gelse acının ifadesi oluyor.’’
Ali odadan çıkınca Başer beyaz bir kağıda iki harf yazdı.
‘’AH…’’

Etiketler:, , , ,


54 Yorum Yapılmış

  1. Hazel kozan diyor ki:

    Cok güzel bır kitap , iyiki okumuşum. Kitabı tam 3 günde btirdm , o kadar beğendm ki , her sayfayi cevirirken , dahada cok okuyasm gldi. okudukça okuyasm gldi. Herkese tavsiye ederim , okuyunca begenecegnzdn eminim . pişman olmayacksinz

  2. Ufuk Kaya diyor ki:

    bu kitap için sabahladım günü hatrladım

  3. ÖZNUR diyor ki:

    bir çok kitap bahçesinden geçtim rengarenk çiçekleri koklar gibi birçoğunu merakla okudum ama HAZEL bambaşka bir tat bıraktı bende.
    öyle gerçek duygularla bezenmişti ki , öyle nefis kaleme alınmıştı ki öncelikle yazarınıgönülden kutlamak isterim.

    Aşk evet o ekmek gibi, su gibi ihtiyaç duyduğumuz o aşkk bir kitapta bu kadarmı güzel anlatılır?
    kitaptaki karakterleri yaşamak her kitapta okuyucuya nasip olmaz. Sürüklemek ve etkilemek ama en önemlisi kitabın içinde ilerlemek. Yazar işte bu etkiyi bırakıyor okuyucusunda. sayfalar ilerlerken duygularınla beraber sende ilerliyorsun. bir süre sonraçevredeki sesleri bile duymaz oluyor kulakların.

    Kitaplığımdaki listemde en son sırada Hazel.. nedenmi paylaşmaya kıyamadığım benim için en önemli en anlamlı kitaplarımın olduğu yerde.. İlk sıralarda olunca seçilip bu kitabı okuyup getireyim denmesin diye. PAYLAŞAMAYACAĞIM ama tavsiye edeceğim kitaplarımın arasında ..

    YÜREĞİNE SAĞLIK TAYFUN ŞAHİN

Yorum Yapın

haberler haberler