Film-San Vakfı nereye koşuyor?

admin | 17 Kasım 2011 Yorum Yok

Film-San Vakfı ile tanışmam bir arkadaşımın bahsetmesi üzerine oldu. Bahseden arkadaşım bu vakfın müdürünün arkadaşı olduğunu ve sanatçılara büyük önem verdiğinden bahsettiğinde hiç tereddüt etmeden tanışmak istedim. Vakfın müdürü Kıvanç Terzioğlu bizi misafir ettiği gün o kadar güzel şeylerden bahsetti ki, bu vakıftan şimdiye kadar neden haberim olmadı diye kendimden utandım.
Üyelik işlemlerimi tamamlayarak, paramıda yatırarak bu vakfın bir üyesi olmuştum artık. Bu beni kesmedi Birkaç dostuma daha bahsederek üye olmalarını sağladım.

Amma velakin…
Geçen zaman müdür Terzioğlu’nun söylediklerinin hiç birisini getirmedi. Hani olur ya, bir dükkan girersiniz ve satıcı o ürünü satana kadar cenneti bile vaad eder… Sonra üründe bir sorun çıkar ama satıcı sizi neredeyse dövecek hale gelir. İşte tıpkısının aynısı…

Üye olduktan birkaç ay sonra vakfımızın bir gece düzenlediğini günümüzün popüler etkinliği halini alan twitter’dan Kıvanç Terzioğlu’nun duyurusundan öğrendim. Sevindim, mutlu oldum.

Hemen mesaj yazdım; ”Müdürüm mutlu oldum nasıl katılıyoruz? Şartlar nedir?” Cevap istediğim gibi değildi. ”Siz katılamıyorsunuz, bazı özel kişiler. Yeşilçam’a destek verenler…”

Eyvallah, müdürdür bildiği bir şey vardır dedik. Gece düzenlendi ve fotoğrafları basından çok sosyal paylaşım sitelerinde paylaşılmaya başlandı.

Bir şey dikkatimi çekti. Konukların yarısından çoğunun bırakın Yeşilçam’ı… Sinema ile bile alakası yoktu. Yani yeşili atın, kalan sadece çam.

Kimdir bunlar diye araştırırken Birkaç gün önce paylaşılan fotoğraflar dikkatimi çekti. Vakfın başkanı Ferdi Merter ya bir kutlama ya da bir doğum günü düzenlemiş vakıfta… Buraya katılıp alkış tutanlardı bu kişiler…

Hatta şu ”Öyle Bir Geçer Zaman Ki” dizisinde ki kötü kadın Wilma Elles bile oradaydı. Müdürümüzün ağzı tabiri caiz ise kulaklarına varıyordu… Yanındakilere baktım, birisi Ahu diye bir bayan. Araştırdım… Müdürümüzün kankası çıktı. Yani anlayacağınız Yeşilçam bahane. Vakfın başkanı ve müdürü kafa kafaya vermiş eğlenmişler.

Bileniniz bilir, böyle durumlara hiç gelemem hemen alır klavyemi elime yazarım. Ama bu sefer yapmadım. Çünkü bunu kaç defa yaptıysam günah keçisi ben oldum… Sustum…

Aradan aylaaaaar geçti. Ben sabırla vakfımın bana vaat ettiği olanakların gerçekleşmesini beklerken yine sosyal paylaşım sitelerinde müdürümüz yeni bir gecenin sinyalini verdi. Bu kez adı gece değil, gala idi… ”Türk Sinemasının 97. Yılı” adı altında, bir öncekinin biraz daha büyüğü. Sponsor yine Titanic Otel. Bu otelin sahipleri ile tanışmışlığım oldu. Gerçekten güzel işler yapmak isteyen yatırımcılar. Bir soru düştü içime, ”Bunlar ilk geceden ders almadılar mı?” diye…

Müdürümüze telefondan ulaşmak mümkün olmadı sosyal sitelerden ulaştım sordum…
”Biz katılıyor muyuz?”
Cevap aynıydı…
”Maalesef, Yeşilçam’a emek verenler için bu gece.”

Hop dedim kendi kendime. Yeter bu kadar… Benim gibi bir sürü üyenin parası ile bir şeyler yapılıyor ama haberimiz yok. Cevap verdim.

”Ben bunu yazıma, sonrada basına taşıyacağım. Neler yapıyorsunuz kimse bilmiyor…”

Kıvanç Terzioğlu’nun cevabı açık oldu… ”Sen bilirsin, yazarsan vakıftan atılırsın.”
Yani bu bir tehditti. Aldırış etmedim kalktım vakıfa gittim. Sağ olsun Ferdi Merter kabul etti. Kafamdaki soruları sordum cevap yerine nasihatlar aldım. Ama en ilgimi çeken şu oldu.
”Sizler üye değilsiniz… Sizler sadece vakıf kartı sahibisiniz.”

Gece yapıldı, sonuç değişmedi. Körler sağırlar birbirini ağırlar misali, kankalar yine en ön sıralardaydı. Şimdi fotoğraflara bir bakalım. Katılımcılara iyi bakalım…

İlk fotoğraf vakfın binasında bir kutlama fotoğrafıdır…

Şimdi Bakırköy Titanic Otel’de yapılan ilk geceden karelere bakalım. Aynı simaları burada da görebiliyoruz.

Şimdi Türk Sinemasının 97. Yılı gecesinden fotoğraflara bakalım. Öncelikle hemen sormak istediğim bir soruyu sorayım. Aşağıdaki karede Oya Aydoğan haricinde diğer kişiler kimdir ve sinemaya ne gibi emekleri olmuştur.

Aşağıda kutlamada ve ilk geceden bir tanıdık sima daha görüyoruz…

Uzun lafın kısası, daha dün Altın Portakal’ı beğenmeyerek bunu dile getiren yöneticilerin bu hareketleri hiçte savundukları temeli yansıtmıyor. Vakıf başına buyruk ve bir kaç kişinin kişisel menfaatleri üzerine işliyor.

Şimdi diğer sorularımı sorayım…

1. 700 üyeden bahsediliyor, her üye 100 TL veriyorsa bu kadar para nerede?
2. Üyeler üye oldukları kurumun gecelerine katılamıyorsa bu vakıf neden var?
3. Alınan kararlar neden üyelere bildirilmiyor?
4. Türk Sinemasının kuruluş gecesindeki gerçek sinemacılar neredeydi? Neden davet edilmediler.
5. Sadece sıradan bir menejer olan Kıvanç Terzioğlu vakıfa nasıl müdür oldu? Ve hiç bir sanatçılık geçmişi bulunmayan birisinin vakıfa nasıl bir katkısı olabilir?
6. Bu tarz geceler gerçekten sanatçıların bir araya gelmesi için mi yapılıyor yoksa bir kaç kişinin eğlencesi ve gövde gösterisinden ibaret mi?

Yani, bir mesleki kuruluşa üye olacağım diyerek paranızı başkalarının eğlencelerine kurban etmeyin…

Tayfun Şahin
tayfun@tayfunsahin.com

Etiketler:,


Yorum Yapın

haberler haberler