<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tayfun Şahin</title>
	<atom:link href="http://www.tayfunsahin.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tayfunsahin.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 16 May 2012 06:42:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Hazel 1. Bölüm</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/hazel-1-bolum/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/hazel-1-bolum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 15:24:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[E-Hazel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=1133</guid>
		<description><![CDATA[1. Bölüm
Yıl 2050… Başbakanlık Ofisi, Ankara
Mehdi, başbakanlığının üçüncü yılında, yaptığı ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1. Bölüm</p>
<p>Yıl 2050… Başbakanlık Ofisi, Ankara<br />
Mehdi, başbakanlığının üçüncü yılında, yaptığı reformlar ile<br />
Türkiye’yi dünya üzerinde çok iyi bir konuma getirmişti. Dur durak<br />
bilmeden çalışıyordu. Bir pazar günü ofisinde dosyaları incelerken<br />
kapısı çaldı.<br />
- Gir!<br />
Gelen kişiyi gördüğünde gülümsedi. O an bütün sıkıntısı gitmişti.<br />
- Gel canım. Hayırdır, pazar pazar beni mi özledin bakalım?<br />
Yüzü değişmiş, gördüğü manzara karşısında şaşkınlık ve<br />
şok halini almıştı.<br />
- Ne yapıyorsun? Çıldırdın mı? Bu bir şakaysa hoş d…<br />
Sözünü tamamlayamadan iki el silah sesi duyuldu. Mehdi, göğsü kanlar<br />
içinde adım atmak istedi, gücü yetmedi. Yere düştüğünde gözleri<br />
komodinin üzerinde duran bir fotoğrafa ve altındaki yazıya bakıyordu…“Ali Aşiroğlu”<br />
Ve masmavi gözler kapandı…<br />
Suikast sorumlusu olarak tutuklanan Şahin müebbet hapis cezasına<br />
çarptırıldı.<br />
Mehdi’nin ölümü ülkeye karabulut gibi çöktü. Dünya basını bu<br />
ölüme kayıtsız kalmayıp manşetlerine taşıdı. Ülke basını birçok<br />
manşetler attı. Fakat iki gazete vardı ki, manşetlerine taşıdıkları cümleler<br />
oldukça ilginçti. Başbakan olduğu dönemden beri haberleri ile<br />
muhalefet olan Hakimiyet Gazetesi ‘’Türkiye sevgilisine ağlıyor…’’</p>
<p>başlığını atarken, babasının kurduğu Manşet Gazetesi bu acıyı simsiyah<br />
bir zemin üzerine yazılmış cümle ile anlatıyordu.<br />
‘’İnsanı sadece en yakınındaki yok eder…’’</p>
<p>Yıl 2009… İstanbul</p>
<p>İstanbul’da bir pazartesi sabahı daha başlıyordu. Ali her sabah yaptığı gibi saat 6’da uyandı. Pazar gününü gösteren takvim yaprağına elini uzattı.<br />
‘Ben seni sadece buradan silebiliyorum, sen beni bütün bir hayattan…’</p>
<p>E-postalarını kontrol etti. Gazete editöründen gelen bir e-postaya göz attıktan sonra; “Bunları assan da bitmeyecekler.” diye mırıldandı. Telefonunu eline aldı, sinirle konuşmaya başladı:<br />
- Bu şerefsizin yanındakini tanıyor musun?<br />
- Evet efendim, üniversitede konservatuar bölümünde okuyan bir kız.<br />
- Hangi otel bu? Ama dur, ben tahmin edeyim… Greenland?<br />
- Evet efendim.<br />
- Haberi hemen yarın manşetten koyun! Otelin adını da mutlaka verin.<br />
- Ama efendim! Tazminat davası açma hakları olur.<br />
- Sana ne! Sen mi ödeyeceksin? Ne diyorsam onu yap!<br />
- Peki efendim.</p>
<p>E-postaları cevaplarken, hala mırıldanıyordu:<br />
- Kaç yıldızın olduğu kimin umurunda? 65 yaşında bir adamın yanında, 21 yaşında bir kız görüyorsun. Bu adamın amacını bildiğin halde aynı odayı veriyorsun. Hiç mi vicdan yok sende? Rezil adam! Seni bu ülkeden kovmazsam, bana da bu meslek haram olsun Edward.</p>
<p>Dışarıya çıktı. Hem yürüyor hem de anlaşılmayan kelimeler mırıldanıyordu. 37 yaşındaydı. Bu koca şehre geleli 8 yıl olmuştu. Hala bazı şeylere hayret ediyordu. Bilmediği bir sektöre girmiş, her gece, sabah acaba hangi çirkinlikle uyanacağım korkusuyla uyumaya çalışıyordu.</p>
<p>Şirkete her zamanki gibi yürüyerek gelip, asansöre bindi. Ofisine girer girmez sordu:<br />
- Herkes hazır mı?<br />
- Evet efendim, toplantı odasında sizi bekliyorlar.<br />
- Babamın dışında kim olursa olsun, toplantıyı bölecek hiçbir iletişim istemiyorum Semiray!<br />
- Tamam efendim.<br />
Sekreterin masasındaki neskafe bardağına gözü takıldı.<br />
- Aferin! Kendi kahvemizin içine de ettiniz ya. Bana toplantı başlamadan şekerli bir kahve, hemen!</p>
<p>Odaya girdiğinde kurmayları ayağa kalktı. Hepsine şöyle bir göz gezdirip söylenmeye başladı.<br />
- Allah’ım! Bu insanlar paranın gücü karşısında gösterdikleri saygıyı, senin gücün karşısında nasıl gösteremiyorlar? Nasıl bir sabırdır sendeki? Ben bu saygıya bana gösterdikleri halde tahammül edemezken, her şeylerini borçlu oldukları sen, nasıl sabredebiliyorsun?</p>
<p> Ses tonu oldukça sertti.<br />
- Oturun! Evet, haftanın gündemini acil ve hızlı bir şekilde alayım. Ege sen başla!<br />
- Üstad, şirketin genel durumu iyi, sıkıntımız yok. Ama dergi grubuna bakarsak şu an kazandırmadığı gibi, aksine genel harcamalardan götürüyor diyebilirim.</p>
<p>Dergi grubunun başında Yüksel bulunuyordu. Ali, Yüksel’e baktı, bir şey söylemesine gerek kalmadan Yüksel konuşmaya başladı:<br />
-Efendim, bu ülkede yayıncılığın durumu belli. En fazla reklamı yine bizim dergilerimiz alıyor ancak…<br />
Yüksel lafını tamamlayamadı.<br />
- Ancak ne Yüksel? Yine mi aynı hikaye? Firmalar, haklarında yalanlar söyleyip yaptıkları işlerin, ürettikleri ürünlerin ne kadar kaliteli olduklarını yazmamızı mı istiyorlar? Peki sen evine o ürünlerden kaçını sokuyorsun? Biz bu dergileri neden çıkarıyoruz Yüksel? Sen üstüne düşeni yap bildiğimiz yoldan git. Ben sana şimdiye kadar gelirler hakkında bir şey sormadım, bundan sonra da sormayacağım.<br />
- Peki efendim.<br />
- Ege, devam et!<br />
- Şu Amerikan firması, hala ortaklık için arayıp duruyorlar. İyi de para veriyorlar.<br />
- Ege! Bırak da onların almadığı tek bir şey kalsın!<br />
Ege, “tamam” anlamında başını sallayabildi sadece. Oysaki şirketin mali işler müdürü olmaktan ziyade, Ali’nin en yakın arkadaşıydı. Kimsenin bilmediği sırlarını bilirdi. Buna rağmen Ali, bazen ona karşı çok sert davranıyordu ve son derece mesafeli duruyordu.<br />
- Evet, başka?<br />
Gazetenin yayın yönetmeni Başer söz aldı:<br />
- Ali, dün Sedat’ın attığı maili almışsın. Haberi yarın manşete taşımamızı istemişsin ama otelin ismini vermek riskli olacaktır.<br />
Başer 56 yaşında ve gazetecilik konusunda işinin erbabıydı. Ali ona her zaman, şirketin patronu sanki oymuş gibi saygı gösterirdi. Ses tonunu yumuşattı.<br />
- Ağabey, burada 20 yaşlarında, hayatının baharında ve henüz yapacağı hatanın farkına varamayan bir beyinden söz ediyoruz. Sen benden daha iyi bilirsin ki; gençlerin hatalarından ne yazık ki anne babalarının haberleri olmuyor ya da iş işten geçtiği için bir şey yapılamıyor. Biz üstümüze düşeni yapalım. Gerisi ister alana, ister verene kalsın. Bizim ödeyeceğimiz hiçbir tazminat, aldatılan bir eşin ya da canı acıyan bir anne-babanın acısından daha fazla olamaz.<br />
- Peki, patron sensin.<br />
- Toplantı bitmiştir! Ege sen kal!<br />
Herkes odadan ayrıldığında Ege ile Ali bir süre sessiz kaldılar.<br />
- Nedir bu Amerikalı şirket merakı?<br />
- Merak değil üstad, iyi para veriyorlar. O parayla başka alanlara yatırım yapabiliriz.<br />
- Ne gibi yatırımlar Ege?<br />
- Bilmiyorum birçok şey olabilir, mesela dünyaya açılabiliriz. Yani mutlaka bir yatırım yapılır.<br />
- Bilmediğin bir yatırım için neden bu ısrar?<br />
Tatmin edici bir cevap vermek yerine, hafif kısık bir ses tonuyla konuyu değiştirmeye çalıştı.<br />
- Bu arada toplantı kısa sürdü bahsedemedim. Bu yıl yaz dönemi için başvuran stajyerlerden dördünü yönetim binasına aldık.<br />
Ali’nin öfkesi hala dinmemişti.<br />
- O iş personelin işi, sen neden uğraşıyorsun? Yapacağın işlerle ilgilen! Çıkabilirsin!<br />
Ege çıkmak için kapıya yönelmişti ki:<br />
- Sinem nerede? Toplantıya neden katılmadı?<br />
- Bilmiyorum ben seninle olduğunu sanıyordum. Semiray’a sorayım belki not bırakmıştır.<br />
- Gerek yok not bırakmış olsa Semiray söylerdi.<br />
Ali, Ege çıktıktan sonra, bir süre toplantı odasında yalnız kaldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/hazel-1-bolum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hazel ve Mehdi yazarından imzalı almak ister misiniz?</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/hazel-ve-mehdi-yazarindan-imzali/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/hazel-ve-mehdi-yazarindan-imzali/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Apr 2012 18:56:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=1127</guid>
		<description><![CDATA[Hazel ve Mehdi kitaplarımızı hem imzalı, hem de hesaplı almak ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/08/hazel3.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-988" title="hazel3" src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/08/hazel3-195x300.jpg" alt="" width="195" height="300" /></a>Hazel ve Mehdi kitaplarımızı hem imzalı, hem de hesaplı almak ister misiniz?<br />
Hazel&#8217;i almak istiyorsanız kargo dahil fiyatı 15 TL<br />
Mehdi&#8217;yi  almak istiyorsanız kargo dahil fiyatı 10 TL<br />
Hazel ve Mehdi&#8217;yi almak isterseniz iki kitabın kargo dahil fiyatı 20 TL olacaktır.<br />
Havalenizi yaptıktan sonra imzalanacak adı ve adres bilgilerini aşağıdaki e-posta adresine mesaj atabilirsiniz.<br />
<a href="http://www.tayfunsahin.com/hazel/">HAZEL ve MEHDİ&#8217;Yİ OKUYANLARIN YORUMLARINA BURAYI TIKLAYARAK ULAŞABİLİRSİNİZ</a><br />
<span id="more-1127"></span></p>
<p>CFP YAPIM YÖNETİM REKLAMCILIK YAYIN VE İLETİŞİM TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ</p>
<p>AKBANK<br />
İBAN TR62 0004 6004 0688 8000 0647 63</p>
<p>HESAP BİLGİLERİ<br />
SIRACEVİZLER ŞUBESİ SUBE KODU 0406<br />
HESAP NO : 0064763</p>
<p>POSTA HESAP NO : 05538287</p>
<p>Her türlü bilgi için tayfunsahin@gmail.com adresine yazabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/hazel-ve-mehdi-yazarindan-imzali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Teşekkürler METEM</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/tesekkurler-metem/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/tesekkurler-metem/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Apr 2012 18:01:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=1120</guid>
		<description><![CDATA[Tarih 26 Mart 2012… Tekirdağ – Malkara yolu 5. km. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih 26 Mart 2012… Tekirdağ – Malkara yolu 5. km. Beydanur, Mehmet ve ben… Hiç bilmediğimiz, görmediğimiz iki okula doğru yoldayız. Endişeli konuşuyorum.<br />
- İnşallah bugün herşey güzel geçer…<br />
Şarköy’e girdiğimizde sol tarafımızda bir bina çarpıyor gözüme. Kısacası METEM.<br />
Okul aradığımızdan burası olmayacağını düşünüyoruz. Bir benzinlik görüyoruz, soruyoruz.<br />
- Şarköy Anadolu Teknik Lisesi’ni arıyoruz.<br />
- Geçtiniz efendim… Az geride kaldı…<span id="more-1120"></span><br />
Okulun bahçe kapısından daha girdiğimizde bir kaç kız, bir kaç erkek öğrenciden oluşan arkadaşlar karşılıyor… Ve müdür bey, ve öğretmenler… Bir an düşünüyorum,<br />
- Başka birilerini bekliyolar da, karıştırdılar mı?<br />
Birisinin sesini duyuyorum…<br />
- Tayfun Abi hoş geldin…<br />
Şaşırmam normal, alışık değiliz bu manzaraya… Güleryüzlü müdür Necmettin Çavuş ile tanışıyor odasına çıkıyoruz. Öğrenciler arı gibi ekibime yardım ediyor. Kahveler, çaylar geliyor. Ve diğer okulumuz Şarköy Anadolu Lisesi müdürü Gökhan Gökkaya geliyor yanımıza… Tıpkı özlediğimiz o eski mahalle dostlukları gibi… Sanki ilk defa geldiğimiz bir yer değil, bir baba ocağı, bir ana kucağı…<br />
Belkide Hazel’den sonra yaşadığım en mutlu anlar… Anılarıma işliyor.</p>
<p>Ve söyleşi saati… Ömrüm boyunca, hatta diyebilirim ki Mehdi’de anlattığım Berzah Aleminde bile unutamayacağım anların ilk saatler… Salona girdiğimde bir müzik çarpıyor kulaklarıma… İnanın o duymayan sağ kulağım bile duyuyor… Orhan Gencebay benim için ‘Diyemedim ki’ şarkısını söylüyor… Evet, şu romanda da geçen şarkı…<br />
Duvarlar çarpıyor gözüme… Her bir köşede romadan bir alıntı… mırıldanıyorum…<br />
- Allahım eğer rüyaysa ne olur biraz daha…<br />
Ben bitmesinden korkarken bir video oynamaya başlıyor… Hazel’in en sevdiğim iki sahnesi. Oturmuşlar çekmişler… Hem yazmışlar, hem oynamışlar… Bu güzelliğin üzerine ben ne konuşacağım onu düşünüyorum.<br />
Ve sahneye çıkıyorum… Bir süre sonra erkek bir öğrenci yanıma gelip mikrofonu istiyor… Ne yapacağını merakla beklerken Mardinli Güzel yarim şarkısını söylemeye başlıyor…<br />
Ve ben… Tayfun Şahin… Çok okunan kitapların yazarı güya… Söyleyecek tek cümle bile bulamıyorum…</p>
<p>Teşekkürler Necmettin Çavuş<br />
Teşekkürler Funda Yakar<br />
Teşekkürler Barış Elma…<br />
Teşekkürler Yonca, Selin, Umut, Can…<br />
ve diğerleri… Ali, Ahmet, Merve, kim varsa o gün orada…<br />
Teşekkürler Şarköy Anadolu Teknik Lisesi<br />
Teşekkürler METEM…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/tesekkurler-metem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tekirdağ Fatih Anadolu Lisesi söyleşisi</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/tekirdag-fatih-anadolu-lisesi-soylesisi/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/tekirdag-fatih-anadolu-lisesi-soylesisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Apr 2012 17:54:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=1118</guid>
		<description><![CDATA[Söyleşi yapacağım her okula en az 1 saat önceden gider ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Söyleşi yapacağım her okula en az 1 saat önceden gider gerekirse ekibimle birlikte çalışırım… Fatih Anadolu lisesi kuzenlerimin bu okulda okumasından dolayı heyecanla o günün gelmesini beklediğim söyleşiydi. Daha önce görüşmelerimizde öğrencilerin pahalılıktan dolayı kitapları alamadığından dolayı okulda indirimli kitap satışı yapabileceğimizi belirtmiş, bununla ilgilide onay almıştık.<span id="more-1118"></span> Sabah 08:30 gibi ekibimi kendim götürdüm. aracımızdan inen Mehmet arkadaşımız bir süre sonra geri gelerek kapıda duran ve kendisini sanki güvenlik değil de başbakan sanan Fatih’in kendisine okula girmesine izin vermediğini beyan etti. Semih hocanın telefonunu istemesini ya da kendisinin aramasını söylemesini istedm. Bir süre sonra Mehmet yine geldi ve güvenliğin bunuda kabul etmediğini söyledi. Kendim giderek yetkili birisi ile konuşmak istediğimi belirttim. Okulda ne öğretmen gözüme çarptı ne bir yönetici… Müdür beyin kapısı kilitli olduğundan açık bulduğum ve müdür yardımcısı olduğunu öğrendiğim Ata Uğur Öngel’in odasına girerek durumu izah ettim. Dışarı çıkıp geri geldiğinde müdür beyin izin vermediğini belirtti. Semih Bey’i aramasını rica ettim. Kendi cep telefonundan arayarak bana verdi. Semih Bey onayı verdiğinde yeniden okul dışına çıkarak aracıma gitmek isterken güvenlik içeri girilmesine izin vermeyeceğini söyledi. Yeniden geri dönerek Uğur Bey’in odasına girerek durumu anlattığımda yapacak bir şey olmadığını kantinde beklemem gerektiğini söyledi. Yine sabrıma hakim oldum, kantine doğru yürümeye başladım. Bir duyuru panosunda Semih hocanın imzasını taşıyan duyurumuzu gördüm. Panodan aldığım duyuruyu koridorda karşılaştığım Ata Uğur Öngel’e gösterdim. Yine umursamadı, kantinde beklemem gerektiğini söyledi. Ata uğur gittiğinde bir kız öğrenci bana seslendi… ‘Tayfun abi ben sana çay söyleyebilirim…’ O an içimden geçen tek soru ‘Kimin kime örnek olması gerek acaba?’ oldu. Aracı yanına inerek bir süre bekledim. Yeniden güvenliğie gelerek okulun dışarısına, kapının yanına kitapları indireceğimizi söyledim. Semih Bey geldiğinde onayı verir arkadaşlarım içeri alır dedim. İzin yine çıkmadı… Kapının önünde giremediğimiz okula bakarak 20 dakika geçirdik. Belkide daha fazla… Semih Bey geldiğinde müdür beyin odasına girdik ve ben sabah yaşadıklarımdan sonra söyleşiyi yapmak istemediğimi belirttim.<br />
Oysa ki, daha güvenlik ve müdür yardımcısı diye geçinen Ata Uğur’un yaptığı saygısızlıktan sonra orayı hemen terketmem gerekirdi. Lakin öğrenci okurlarıma ve Semih Bey’e olan saygımdan dolayı yapmadım…<br />
Özete gelince, ben bu kadar saygısız bir müdür yardımcısı ve güvenlik için imzası geçerli olmayan yöneticilerin olduğu bir kurum hayatımda görmedim.<br />
Yazar olmamıda geçtim, okula bir misafir olarak gidiyorum ve bana kantinde beklemem söyleniyor…<br />
Ne kadar yazık…<br />
Atatürk ‘Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacak’ derken sanırım bazı öğretmenleri tahmin edemedi…</p>
<p>Tayfun Şahin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/tekirdag-fatih-anadolu-lisesi-soylesisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başkan</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/baskan/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/baskan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Apr 2012 12:43:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=1115</guid>
		<description><![CDATA[Şahin Ali’nin bakışları arasında ayağa kalkarak duvarda asılı duran bir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şahin Ali’nin bakışları arasında ayağa kalkarak duvarda asılı duran bir tablonun önüne geldi. Tabloda Allah’ın 99 ismi yer alıyordu. İşaret parmağı ile isimlere tek tek dokundu. Bir yerde parmağını sabitledi. Pencerenin önüne gelerek dışarıyı izlemeye başladı. Ali ile Mirza birbirine baktılar. Şahin yüzünü Ali’ye çevirdi.<br />
- Bu kararına emin misin dayı?<br />
- Sen bu yükü kaldıracağına emin misin?<br />
- Bana vereceğin yetkiyi, yaratacağım etkiyi düşünerek ver ki, ne düşman olalım ne pişman. Sen tamam diyorsan senin tamam dediğin bana zaten tamamdır.<span id="more-1115"></span><br />
Ali endişeliydi. Fakat yapacak başka bir şeyde yoktu. Onaylarcasına başını sallayabildi. Şahin çıkmak için kapıya yöneldi.<br />
- Hazırlıklara başla Mirza. Ofisimiz 42. katta. Diyerek dışarı çıktı. Ali’nin yüzündeki endişeyi Mirza fark etti.<br />
- Efendim… Bir sorun mu var?<br />
- Bu bina… Neden 99 kat yapıldı biliyor musun Mirza? Her bir katı Allah’ın bir ismi, bir sıfatıdır.<br />
Yani efendim?<br />
- 42. kat… Kahhar sıfatıdır… Kahreden, yok eden.<br />
Mirza Şahin’in arkasından çıktığında Şahin çekmecesinden İbrahim Efendinin fotoğrafını çıkardı. Korku dolu gözlerle baktıktan sonra arkasında yaslandı. Ağlamaklı bir sesle mırıldandı.<br />
- Hani ben bu kaderi değiştirebilirdim…<br />
Mirza Şahin’i 42 katı dolaşırken buldu. Odaların kapılarını açıp bir süre izledikten sonra kapatıyordu. Boş bir odanın kapısını açarak önünde durdu.Bir süre odayı izledi.<br />
- İşte dünyanın yeni tahtı burası Mirza. Bu tahtın hükümdarı ben, asası sensin. Herkes bu dünyayı değiştirmeye çalıştı. Ben bu dünyayı durduracağım. Öyle bir durudracağım ki, insanlar o günün adına kıyamet diyecekler. Ya onlar bana kıyam edecek… Ya ben onlara kıyım…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/baskan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hazel&#8230;</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/hazel/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/hazel/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2012 23:23:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel romanı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi Tayfun Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin Mehdi kitabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=201</guid>
		<description><![CDATA[
Hazel ve Mehdi kitaplarımızı BURAYA tıklayarak çok daha ucuza alabilirsiniz. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2012/04/hazel.jpg"><img src="http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2012/04/hazel.jpg" alt="" title="hazel" width="180" height="267" class="alignleft size-full wp-image-47458" /></a><br />
<a href="http://www.ilknokta.com/yazar/30051/0/1/Tayfun-Sahin.html">Hazel ve Mehdi kitaplarımızı BURAYA tıklayarak çok daha ucuza alabilirsiniz. Ya da bulunduğunuz il ya da ilçede kitapçınıza Prefix&#8217;ten sipariş etmek kaydıyla sipariş bırakabiliyorsunuz</a></p>
<p>21. Yüzyılda dillere destan bir aşk… Ve bu aşktan doğacak bir başbakan…<br />
‘Hazel – Mehdi – Başkan’ üçlemesinin birincisi – ‘’Çok yakında sinemalarda’’</p>
<p>Dün<br />
Hazel başını adamın omzundan ayırdı. Gözlerine bakıyordu.<br />
- Söyle bakalım Ali Aşiroğlu, beni ne kadar seviyorsun?<br />
Ali bir an sustu. Biliyordu, ne dese az olacaktı.</p>
<p>- Benim seni ne kadar sevdiğimi anlatmaya ne dilim ne de kelimelerim yeter Hazel. Ama elimde olsa seni ne kadar sevmek isterdim biliyor musun? Ezan ile namaz arası kadar&#8230; Doğduğumda kulağıma okunan ezan, öldüğüm kılınan cenaze namazıma kadar, her saniye seni sevmek isterdim.</p>
<p>Bugün<br />
Başer Ali&#8217;nin haline üzülmüştü. Tedirgin bir halde sordu.<br />
- Ne zamandır görmüyorsun Hazel&#8217;i evlat?</p>
<p>- Dünya takvimine göre mi soruyorsun ağabey, gönül takvimime göre mi? Bendeki takvime göre bir ömür geçti.<br />
- Belki yeniden bir araya gelirsiniz Ali&#8230;<br />
- Bizim kaderimiz ayrı yazılmış ağabey. Bırak bedenlerimizin bir araya gelmesini, isimlerimizin baş harfleri yan yana gelse bir acıyı ifade ediyoruz.<br />
Ali odadan çıktıktan sonra Başer önündeki kağıda iki harf yazdı.<br />
&#8221;Ah&#8221;<br />
Peki dün ile bugün arasında yaşananlar neydi?</p>
<p>İşte Hazel&#8217;den kesitler</p>
<p>‘’Burada, 20 yaşlarında, hayatının baharında ve daha yapacağı hatanın farkına varamayan bir beyinden söz ediyoruz. Ben şunu gördüm, gençlerin yaptıkları hatalardan, ne yazık ki anne babalarının haberleri olmuyor. Olduğunda ise çok geç kalınmış oluyor. Biz üstümüze düşeni yapalım. Gerisi ister alana, ister verene kalsın. Bizim ödeyeceğimiz hiçbir tazminat, aldatılan bir eşin ya da canı acıyan bir anne-babanın acısından daha fazla olamaz.’’<br />
————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’ Allah’ım! Bu insanlar paranın gücü karşısında gösterdikleri saygıyı, senin gücün karşısında nasıl gösteremiyorlar. Nasıl bir sabırdır sendeki? Ben bana gösterdikleri halde bu saygıya tahammül edemezken, her şeylerini borçlu oldukları sen, nasıl sabredebiliyorsun?’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>“Remzi Efendi misafirlerimizle ilgilendiniz mi?’’<br />
Remzi Efendi,Amerikalılara bu kadar yalakalık yaptığı için Ege’ye kızıyordu. Cevabı gecikmedi.<br />
‘’Sordum ama Türkçe bilmiyorlarmış. Bende bu kayıplarından ötürü, utandırmayayım diye üstelemedim’’<br />
Ege Remzi Efendi’nin laf soktuğunu anlamış ve çaktırmadan ayıp dercesine başını bükmüştü.</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’Hadi kızım iyisin yine. Artık sırtın yere gelmez. Genel müdür asistanı oldun.’’<br />
Hazel gözleriyle Ali’yi işaret etti.<br />
‘’Birazdan Ali Bey’in odasına gideceğimizi unuttun galiba. Bizi balkondan atacak gibi duruyor. Bakalım yere vardığımız da sırtımız üstümü düşeriz yoksa tepemiz üstümü göreceğiz…’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Gözlerinden yaşlar yağmur gibi akıyordu.<br />
‘’Bana emanet ettiğin kardeşini de koruyamadım. Her şeye gücü yettiğini sanan bu oğlun ne kadar aciz kaldı ölüm karşısında. Telefonun hala “annem” diye kayıtlı değiştiremedim. Babamı her arayışımda ekranımda annem yazıyor ya, her çalışın ardından senin sesin gelecekmiş gibi heyecanlanıyorum. Yemeklerini o kadar özledim ki. Sıcaklığını. Saçımla oynayışını. Sana hep yalan söyledim. Saçıma dokunuşun o kadar hoşuma giderdi ki, yaşımdan utanırdım. Saçımla oynarken uyuya kalmak çok güzeldi. Bunun için hep saçımda bit var yalanını uydururdum. Hep bir gün söyleyeceğim derdim gerçeği. Şimdi ancak mezarının başında söyleyebiliyorum ancak.’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’Herkesin bir bedeli vardır Ertaç! Sadece bu bedeli ödeyeceğin zamanı iyi seçmelisin…’’</p>
<p>———————————————————————————————————————————————–</p>
<p>”Hazel’in bana ihtiyacı var gitmem gerek.” dedi endişeli bir sesle. Başer biliyordu ki; Ali kalmayacaktı. Yine de uyarmak istedi. ”Gelen milletvekili, başın ağrımasın sonra.” Ali güldü;” Adı üstünde, milletvekili.” Sonra işaret parmağını göğsüne bastırarak, ”Millet burada, vekil kim oluyor.”</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Ali boğaza doğru bakıyor, hiç konuşmuyordu. Sessizliği Naşide bozdu; ”Güzel kız Hazel, ama şunu unutma, kalp dediğin belki bin kez vurur, ama bir kez durur.” Ali gözlerini Naşide’ye çevirdi. Sonra yine denize bakarak mırıldandı, ”Bin kez vurduğu da O olsun… Bir kez durduğu da…”</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Hazel tavlada kazandığı her sette Ali’nin yanaklarını okşuyor ”Oy oy, üzülme başkanım kıyamam ben sana” diyerek burnunu sıkıyordu. Ali her seti vermeye başladı. Her giden set ona Hazel’i getiriyordu. Zaten kural da bu değilmiydi. Kumarda kaybeden, Aşkta kazanır…</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>”Hayırdır, ne bu hal? Saç sakal bir birine girmiş.”<br />
”Çağrı filmini yeniden çekeceğim, Hz. Hamza rolü benim…”<br />
Naşide gülümsedi..<br />
”Sen Hazel’siz bir şey yapmasın. Ona da bir rol verirsin artık.”<br />
Ali mırıldandı…<br />
”Vermem mi? Vahşi rolü onun…”</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>Naşide’nin yanına gittiğinde Ege yoktu.<br />
‘’Ne erkekten, ne dişiden Ali?’’<br />
‘’O ne abla?’’<br />
‘’Eskiden Ege ile gelirdin, sonra Hazel. Ama şimdi hep teksin. İstersen bir de gay dene. Vefalı olduklarını duydum.’’<br />
Ali gülümsedi.<br />
‘’Ya oda tutmazsa?’’<br />
‘’O zaman kaderin tek yazılmış Ali…’’<br />
‘’Kalbimiz gibi…’’ diye mırıldandı<br />
‘’Efendim?’’<br />
Ali kısa bir süre suskunluktan sonra;<br />
‘’Farkında mısın abla? Vücudumuzda hemen her organımızın bir eşi var. Bir tek kalbimiz tek. Ve o kendi eşini bulabilsin diye ne kadar acı çekiyor…’’</p>
<p>————————————————————————————————————————————————</p>
<p>‘’Ne zamandır görmüyorsun Hazel’i evlat?’’<br />
‘’Dünya takvimine göre mi, benim mi? Bana göre bir ömür geçti…’’<br />
‘’Belki yeniden bir araya gelirsiniz Ali.’’<br />
‘’Bizim kaderimiz ayrı yazılmış ağabey. Bırak ikimizin bir araya gelmesini, isimlerimizin baş harfleri bile yan yana gelse acının ifadesi oluyor.’’<br />
Ali odadan çıkınca Başer beyaz bir kağıda iki harf yazdı.<br />
‘’AH…’’</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/hazel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>98</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hazel&#8217;i yazarından imzalı almak ister misiniz?</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/hazel-kitap/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/hazel-kitap/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Mar 2012 16:04:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel kitap]]></category>
		<category><![CDATA[hazel kitap satış]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel sinema filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel Tayfun Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin Hazel]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=987</guid>
		<description><![CDATA[Hazel ve Mehdi kitaplarımızı hem imzalı, hem de hesaplı almak ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/08/hazel3.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-988" title="hazel3" src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/08/hazel3-195x300.jpg" alt="" width="195" height="300" /></a>Hazel ve Mehdi kitaplarımızı hem imzalı, hem de hesaplı almak ister misiniz? </p>
<p>Hazel&#8217;i almak istiyorsanız kargo dahil fiyatı 15 TL<br />
Mehdi&#8217;yi  almak istiyorsanız kargo dahil fiyatı 10 TL<br />
Hazel ve Mehdi&#8217;yi almak isterseniz iki kitabın kargo dahil fiyatı 20 TL olacaktır.<br />
Kapıda ödeme yapmak isteyenler yapabilir. (Bunun için kargo firması 5 TL hizmet bedeli almaktadır.<br />
Havalenizi yaptıktan sonra imzalanacak adı ve adres bilgilerini aşağıdaki e-posta adresine mesaj atabilirsiniz.<span id="more-987"></span></p>
<p>CFP YAPIM YÖNETİM REKLAMCILIK YAYIN VE İLETİŞİM TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ</p>
<p>AKBANK<br />
İBAN TR62 0004 6004 0688 8000 0647 63</p>
<p>HESAP BİLGİLERİ<br />
SIRACEVİZLER ŞUBESİ SUBE KODU 0406<br />
HESAP NO : 0064763</p>
<p>Her türlü bilgi için tayfunsahin@gmail.com adresine yazabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/hazel-kitap/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ay Büyürken Oynayamam</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/ay-buyurken-oynayamam/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/ay-buyurken-oynayamam/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 22:23:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=1083</guid>
		<description><![CDATA[Film öyle bir dolunay ile başladı ki, bir an çocukluk ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://img03.imgsinemalar.com/images/afis_buyuk/185844/ay-buyurken-uyuyamam-1.jpg" class="alignnone" width="385" height="555" />Film öyle bir dolunay ile başladı ki, bir an çocukluk kahramanımız E.T. bisikletine atlamış önünden geçecek diye bekledim&#8230;</p>
<p>Oysa ki ne umutlarla gitmiştim filme&#8230; Hemde sabahın köründe, koşa koşa. Bu kadar star oyuncuları aynı karede görmek hep hayalimdi. Hani belki de ben çok şey bekledim demekte yanlış. Çünkü film kötünün de ötesinde.</p>
<p>Yılların yönetmeni Şerif Gören böyle bir filmi nasıl yaptı sormak isterdim&#8230; Hemde çok.</p>
<p>Bazı eleştirmenler Necati Cumalı mezarında ters dönmüştür dediler. Yok öyle bir şey&#8230; Kimse ne mezarında ters döner, ne de kimseyi me zar atar. Ama ben Necati Cuma&#8217;lının bir an salona girip &#8216;Yeter! Bitirin artık bu rezaleti&#8217; demesini bekledim. Benim hiç alakam olmadığı halde bir an ben kalkıp bağıracaktım neredeyse.</p>
<p>Amma velakin, ratinglerde en üst sıralarda yer alan tüm dizilerin başrollerini paylaşan oyuncuların yer aldığı Ay Büyürken Uyuyamam tam bir fiyasko olmuş.<br />
Şerif Gören hala Yeşilçam kafasından çıkamadığı gibi ne çektiğini unutmuş lacak ki sahnelerin devamlılığında buraya nereden geldik sorusunu kendinize soruyorsunuz.</p>
<p>Param ve zamanım çok diyorsanız&#8230; izleyin elbette.</p>
<p>Tayfun Şahin<br />
tayfun@tayfunsahin.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/ay-buyurken-oynayamam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atilla Saral bu gece cnnturk&#8217;te Burada Laf Çok programında Mesut Yar&#8217;ın konuğu olarak Hazel ve Mehdi&#8217;yi anlatacak&#8230;</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/atilla-saral-bu-gece-cnnturkte-burada-laf-cok-programinda-mesut-yarin-konugu-olarak-hazel-ve-mehdiyi-anlatacak/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/atilla-saral-bu-gece-cnnturkte-burada-laf-cok-programinda-mesut-yarin-konugu-olarak-hazel-ve-mehdiyi-anlatacak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 16:50:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=1080</guid>
		<description><![CDATA[Atilla Saral bu gece 23:45&#8242;te cnnturk&#8217;te Burada Laf Çok programında ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/08/hazel_bulten1.jpg"><img src="http://www.tayfunsahin.com/wp-content/uploads/2011/08/hazel_bulten1-195x300.jpg" alt="" title="hazel_bulten1" width="195" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-999" /></a>Atilla Saral bu gece 23:45&#8242;te cnnturk&#8217;te Burada Laf Çok programında Mesut Yar&#8217;ın konuğu olarak Hazel ve Mehdi&#8217;yi anlatacak&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/atilla-saral-bu-gece-cnnturkte-burada-laf-cok-programinda-mesut-yarin-konugu-olarak-hazel-ve-mehdiyi-anlatacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu köyü mutlaka ziyaret edin</title>
		<link>http://www.tayfunsahin.com/bu-koyu-mutlaka-ziyaret-edin/</link>
		<comments>http://www.tayfunsahin.com/bu-koyu-mutlaka-ziyaret-edin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 07:50:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel]]></category>
		<category><![CDATA[Hazel Tayfun Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi Tayfun Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Tayfun Şahin Hazel]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun şahin romanları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tayfunsahin.com/?p=1077</guid>
		<description><![CDATA[Hani bir galaya, davete ya da ödül törenine gidersiniz de, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2011/11/entelkoy-efekoye-karsi-1.jpg"><img src="http://www.sinemaloji.com/wp-content/uploads/2011/11/entelkoy-efekoye-karsi-1-174x250.jpg" alt="" title="entelkoy-efekoye-karsi-1" width="174" height="250" class="alignleft size-medium wp-image-46170" /></a>Hani bir galaya, davete ya da ödül törenine gidersiniz de, konuşmacılar çıkmaya başladığında kısa kesmeleri için dualar edersiniz&#8230; İşte böyle başladı film&#8230; Ama duam Yüksel Aksu&#8217;nun hiç susmaması üzerine oldu. Neşeli, içten, enerjik, espirili&#8230; Daha en baştan harika bir film izleyeceğimizin fotoğrafını gösteriyordu bizlere.</p>
<p>Entelköy Efeköy&#8217;e karşı filmi uzun zamandır Bkz İletişim&#8217;in de harika tanıtımlarıyla takip ettiğim bir filmdi. Beğenilmesi konusunda şüpheleri çoktu çünkü Dondurmam Gaymak&#8217;ı hiç beğenmemiştim. Aksu yine Ege&#8217;ye kapağı attı, bir Dondurma Gaymak daha yapıyor diye içimden çok geçirdim. Hatta buda yetmedi basın gösterimine gitmedim. Galasına gitmek içinde içimde tereddütler çoktu. </p>
<p>Amma velakin&#8230;</p>
<p>Son anda gittiğim galaya şimdi &#8216;iyiki gitmişim&#8217; diyorum. Atmosferi görmeniz lazımdı. Köyü resmen getirmişlerdi. Hatta galanın hala gerçek amacının ne olduğunu anlayamayan öküzleri bile unutmamışlar saman bile getirmişlerdi.</p>
<p>Keyifli bir konuşmanın ardından film yine Yüksel Aksu&#8217;ya ait espirili bir şekilde başladı. Hele ki bazı zaman araya girerek şarkıları ile filme apayrı bir renk katan &#8216;Prostat müziğin mucidi&#8217; Ortanca Orhan (Orhan Kaplan)&#8217;a bayıldım. Aynı gün izlediğim ve bitmesi için artık neredeyse hatim indirdiğim Hugo filminden sonra hiç bitmesini istemedim bir film çıktı karşıma.</p>
<p>Filmin konusuna uzunca girmeyeceğim. Şunu bilin ki çok güzel bir konu, çok güzel bir hikaye, çok güzel bir yönetim&#8230; Filmin başından sonuna kendinizi gülmekten alıkoyamayacaksınız. </p>
<p>Eleştirim yok mu? Var&#8230; Çok kısa&#8230; Keşke muhtarı Şahin Irmak yerine bir Ata ya da Şafak ya da olsaydı da Cem Yılmaz oynasaydı&#8230;</p>
<p>Teşekürler Yüksel Aksu&#8230;</p>
<p>Çok keyifli bir film izlettiğin için&#8230;</p>
<p>Tayfun Şahin<br />
tayfun@tayfunsahin.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tayfunsahin.com/bu-koyu-mutlaka-ziyaret-edin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

