Okuyun! İyi okuyun. Bu yazımda Türk Sinemasına, oyuncusuna, emekçisine, festivaline ve izleyicisine yapılan bir ihanetin hikayesini okuyacaksınız.
Festivaller içinde en takdir ettiğim her zaman Bursa İpekyolu Festivali olmuştur. Bu yıl ona da gölge düşürdüler ya helal olsun! Ödül gecesinde jüri üyelerinin isimleri sayılırken jüri başkanının adı tanıdık geldi. Hoş bu camiada herkes tanır bu ismi. Hülya Uçansu! Hani yıllarca İstanbul Film Festivali’nin başkanlığını yapan hanımefendi… Orta yaşlarda, sarışın, ama çakma… Jüriliği gibi…
Bu ismi duyunca kendi kendime hayret ettim. Bu kadının jüri başkanı olduğu bir festivalde Bulut Film’in yaptığı Karabulut Filmi nasıl yarışmıyor? Tabi bu şaşırmanın sebebini merak ediyorsunuz. Hülya Uçansu görevinden ayrıldıktan sonra Mithat Alam Film Merkezi’nde yönetim kurulunda görev almaya başladı. Aynı zamanda Bulut Film’in yapımcılığını üstlendiği bütün filmlerin danışmanlığını yapıyor. 2 yıl önce hatırlarsanız İstanbul Film Festivali’nde esas ödül Havar filmine verildiği halde sonradan vazgeçilerek bu kadının danışmanlığını, Bulut Film’in yapımcılığını yaptığı Tatil Kitabı’na verilmişti. Yani koskocaman bir hilekârlık ve şike yapılmıştı. Bende bunu köşeme taşımıştım. Bu arada Bulut Film’in sahiplerinin hemen isimlerini yazayım. Yamaç Okur ve Nadir Öperli. Siyad üyelerinden ve sinema yazarları. Ben Karabulut Filmi’nin nasıl yarışmaya katılmadığını düşünürken ödüller açıklanmaya başladı.
En iyi senaryo ödülünü Bahtı Kara Filmi adına Theron Patterson aldı. Burada bir kere şaşırdım. Çünkü bu filmde senaryo diye bir şey yok. Bu film doğaçlama çekildi. Ödülü alan Patterson bile şaşkın. Bu filmin senaryosunun olmadığı Facebook’ta bulunan kendi sayfasında da açıkça yazıyor.
http://www.facebook.com/group.php?gid=39233628275
Sonra en iyi oyuncu ödülü geldi. Yine bu film ve bu kez ödül alan Reha Özcan… Reha konuşmasını yaparken şu cümleleri söylüyordu.
‘’Hiç beklemiyordum…’’
Bende Reha bende! İnan bende hiç beklemiyordum. Heyecanla en iyi filmi beklemeye başladım. Ve tahmin edin.
En iyi film ‘’Bahtı Kara’’ Oysaki film kötünün ötesinde bir film. İzlerken sadece uyumaya yarayan bu filmin nasıl ödül aldığını düşünürken yapımcıların isimleri açıklandı. Nadir Öperli ve Yamaç Okur. ‘’Oha!’’ Dedim. Meğerse Karabulut Filmi adını değiştirip Bahtı Kara olmuş. Bu nasıl bir onursuzluktur. Bu nasıl bir hak yemektir. Bu filmin danışmanlığını yapan bir kadının jüri başkanlığı yaptığı festivalde zaten başka bir filmin ödül alma gibi lüksü olabilir mi? Durun daha bitmedi. Sunucu Korhan Abay, ödülleri açıklarken diğer ödül sahipleri için aramızda şu an yok demekten yorulduğu bu gecede, Bahtı Kara Filmi’nin bütün fertleri hepsi oradaydı. Sanki ödülü alacaklarını biliyorlardı. (Bence zaten biliyorlardı.)
Bu şarışının ilk vukuatı değil. Bunu en azından ben biliyorum. Ben, jüri başkanının içinde olduğu bir filmi yarışmaya alan festival yönetimine, diğer jüri üyelerine de yazıklar olsun diyorum. Birilerinin hakları bu kadar kolay gasp ediliyor ve sizler bunlara ortak oluyorsunuz. Bu günahtır. Ben şimdi diğer sinema yazarlarından bu gerçeği hadi yazın diyeceğim ama ne çare! Yapımcılar sinema yazarı. Yazar, yazarı yazar mı? Bilemiyorum… Nasıl bir vicdan vardır sizde ki bu emek hırsızlığına ortak oluyorsunuz. Bu haksızlığı yapan kadar sessiz kalanda en az onun kadar suçludur. Bu yazdıklarımdan zerre kadar şüphe duyanlar, internetten hemen Bulut Film, Hülya Uçansu, Mithat Alam Film Merkezi ile ilgili araştırma yapabilirler. Bunların arasındaki bağı zaten göreceklerdir. Adresleri bile aynıdır…
Bu kadın ne becerikli bir kadındır ki, danışmanlığını yaptığı her film ödül alıyor. Bu Bulut Film ne başarılı yapımcıdır ki en düşük bütçeler ile çektikleri filmler ile dev bütçeli filmlere kafa tutuyor ve onları alaşağı edip ödül alıyor. Bu ekip nasıl bir ekip ki onur, gurur, hak, hukuk nedir bilmiyor. Bu tür olaylar Türk Sinemasını ve yeni nesil sinemacılara zarar veriyor, yok ediyor. Bakın söylüyorum; artık yüksek bütçeli filmler yapılmayacak, her sinemacı sette gönül rızası ile ücret almadan çalışmak zorunda kalacak ve benim ülkemin sineması, bu iğrenç filmler yüzünden hiçbir zaman yurt dışında söz sahibi olamayacak. Aslında daha o kadar çok şey var ki yazılacak… Bu insanlara ve bunlara sessiz kalanlaradır son sözüm. Ya bu haksızlığı düzeltecek bir şeyler yapın ya da gidin bir kilisede günah çıkarın. Evet kilise…
Benim inandığım din bu günahı affetmez…
Tayfun Şahin
tayfun@www.tayfunsahin.com

1 Yorum Yapılmış