Google ile arası iyi olan bir yazarım… Sağ olsun sever beni. E kolay değil binlerce insan tarafından okunan bir yazarı ağırlamak…
Bu kadar hava yeter diyelim gerçek konumuza geçelim.
Son günlerde Google’ye beş kişi sormuş. ‘’Tayfun Şahin dolandırıcı’’
Google cevap vermiş. Bunu mu demek istediniz? ‘’Tayfun Şahin kimdir önce araştırın’’
Google bunu bana iletince oturdum düşündüm. 10 yıldır yazıyorum, bir çok dolandırıcılığı ve sahtekârlığı ortaya çıkardım. Şimdiye kadar hiç böyle aranmadım. Birden Hz. Mevlana’nın sözü geldi aklıma ‘’Ne ararsan önce kendinde ara’’
Tek tek geçirdim on yıllık hayatı gözümde. Düşündüm… Çayımı yudumladım. Düşündüm, çiğ köftemden bir yudum aldım. Düşündüm, anneannemin sobanın küllerine attığı patatesimi (şimdiki adı ile kumpir) dişledim. Ve buldum. Evet, ben bir dolandırıcıydım. Hem de bunu birçok defa yapmıştım. Nasıl mı?
Cinemascope Dergisi’sinin çıktığı yıllar… Bir bebeğim sanki. O kadar seviyor o kadar üstüne titriyorum. Bir dost geliyor. Amerika’da yetişmiş bir yönetmenin ‘Lost’ tarzında bir film yapacağını anlatıyor. Bu tarzlar ve Amerika’da yetişen yönetmenler hep şaşırtmıştır beni. Adını soruyorum, ‘Berk’ diyor. Gençmiş diyorum, yok elli var diyor. Telefonumu çıkarıyorum ve söyleniyorum. ‘ Ah baba sorarım ben sana şimdi’ Arkadaşım şaşkın. ‘Osman Amca’nın ne suçu var?’ Öfkeliyim, titreyen sesle söyleniyorum. ‘Madem o yıllarda ‘Berk’ adı vardı bana nedene koymadı İsmet!’ Düşünsenize, torunlarım olsa ne havalı olurdum.
‘Berk Dede’
Geldiğimiz yer Cihangir… Hayallerin havada uçtuğu, yapımcı, yönetmen, oyuncudan başka insanın yaşamadığı muhit… Bir kafe… Kocaman bir masa… Masanın etrafında bedenlerine çok az düşen kumaş parçaları ile genç ve güzel hanımcıklar. Söyleniyorum dilimde olmadan.
‘Bu tarz olan filmde erkek oyuncu yok sanırım. Lost’ta vardı oysa…’’
Oturuyorum iki sarışının ortasına. Havam o biçim. Sağıma baksam et, soluma baksam et… O sırada telefonu çalıyor Berk Hoca’mızın. Konuştuğu kişi Sinan Çetin… O bitiyor Ezel Akay arıyor. O bitiyor Haluk Bilginer… Derken benim telefon çalıyor. Arayan dostum Mehmet Ali Nalbant. O an bir cinlik geliyor aklıma. Basıyorum yes tuşuna.
‘Efendim Sinan Çetin Hocam’
Mehmet Ali şaşkın ama anlıyor, bozuntuya vermiyor. Ben devam ediyorum…
‘’Sağ olun hocam. Sizin için herkes kötü söylüyor. Ama ya lafınızın üstüne geldiniz, ya da çomak aramam lazım. Bu arada Berk Hoca’nın yanındayız… Berk Hoca mı kim? Hocam şimdi aradınız konuştunuz ya? Nasıl yani? Durun hocam vereyim kendisine…’’
Telefonu Berk Hoca’ya uzattığımda Berk Hoca elime bir vuruyor, telefon bir yana, benim kol bir yana… Kalkıyorum… Benimle kalkan sadece iki kızımız…
Evet, Mehmet Ali ile Sinan Çetin diyerek konuşmam bir dolandırıcılıktı.
Sonra bir hatun giriyor hayatıma. Cin mi Cin? Akıllı mı akıllı… Bir gün soruyorum ‘ Var mı yavuklun’ Varmış. Hem de senarist. Hatta yeni çekeceği dizide kızımıza ana karakter sözü vermiş. Adını soruyorum. Gururlanarak söylüyor. ‘İhsan Coşkun, Avşar Film adına bir dizi yazıyor.’
Aklıma Betül geliyor, yeni başlamıştı Avşar Film’e. Hemen mesaj atıp soruyorum. Gelen cevap tahmin ettiğim gibi. ‘Böyle birisi ve böyle bir proje yok bizde’ Ama kıza bunu söyleyemiyorum. Günler geçiyor, kızımız hala senaryo bekliyor. Bir gün dayanamıyorum, oturtuyorum kızı dizimin dibine, açıyorum handsfreemi telefonumdan. ‘Çevir İhsan’ın telefonunu’ Kızımız şaşkın. Telefona çıkan ses konuşmaktan aciz…
‘İhsan Bey ATV’den arıyorum. Bizim için bir dizi yaptığınızı söylüyormuşsunuz. Sizi de aramak istedik. Hukuksal işlemler başlıyor bilginiz olsun’
Ses titriyor, yeminler ediyor böyle bir şey olmadığına. Kızımızın adını söylüyorum. Aman Allah’ım ne küfürler kıza… Kız dayanamıyor başlıyor bağırmaya.
ATV’ de çalıştığımı söylemem dolandırıcılıktı…
Yine canımın sıkıldığı bir gün…
Bir ihbar alıyorum. Kendini Amerikalı bir şirketin sahibi olduğunu söyleyen Hilal Erdoğan adında bir yönetmen, kızları kandırıp taciz ediyor, grup sekslere zorluyor. Fakat bir efsane sanki kimse ne gerçek adını biliyor, ne yüzünü gören var. Giriyorum Facebook’a açıyorum otuz tane bayan profili. Timsah moduna giriyor bekliyorum, mutlaka düşecek diyorum ağıma… Çok gecikmiyor yönetmenimiz. Aslında haklı, ben bile bakıp iç geçiriyorum profilimdeki fotoğrafa…
Bir bayan profili açmış beyimiz. Hilal Erdoğan’ın asistanıyım diyor. Beni göreceksiniz o an… En kral fahişe elime su dökemez. Nasıl oynaşıyorum, nasıl fingirdiyorum. Ben bile tav oluyorum kendime. Ve randevu hazır. Beyoğlu’nda bir kafe. Uzaktan fotoğraflarını alıyorum ve köşeme yazıyorum. Adam facia. Neler yapmamış ki? Yakalanıyor ceza evine konuyor. Her ne kadar üç ay sonra çıksada…
Kız profili açmam dolandırıcılıktı.
Şimdi huzurlarınızda ayağa kalkıyorum ve itiraf ediyorum.
‘Evet! Ben bir dolandırıcıyım. Kabul ediyorum! Ama bir sorun… Neden?’
Anlatayım…
Yıl 1996. Yer Tekirdağ.
Gülşah… Güzeller güzeli bir kız. Ben yeşil rengine yeşil demezdim onun gözlerine bakmadıkça. Ben güneşi tanımazdım onun saçlarına dokunmadıkça… Daha on beşinde, hayatının baharında. Can dostumun kız kardeşi. Ben onun ikinci ağabeyi. Bir gün kayboluyor ortalıktan. Üç gün sonra geliyor perişan bir halde. Konuşmuyor, anlatmıyor. Ne gözleri yeşil artık, ne saçları sarı Gülşah’ımın… Ağlıyor, hissediyorum ama akıtmıyor yaşlarını dışarıya. Bir ömür gözlerindeki yeşillikte yaşamak isteyeceğim o vatan gitmiş, yerine savaşta talan edilmiş bir şehir gelmiş karşıma… Bir gün beni istedi yanına. Gittiğimde bir ayıcık uzattı bana. En sevdiğim renk olan kırmızı bir ceket örmüş üstüne. Zorla bir cümle çıktı o kırmızı dudaklarından.
‘Bunun adı Tarık Ağabey’
Üç gün sonra ağabeyi geldi yanıma. Gözleri şişmiş ağlamaktan. Gülşah kendisini asmış o akşam, doymadan daha gencecik hayatına. Cenazesine bile katılamadım dayanamayacağım diye acısına. Bir gün ayı kucağımda bakarken televizyona, eski bir film çıktı karşıma. Tarık Tarcan’ın oynadığı bu filmi görünce yeşil gözlüm geldi aklıma. Çok severdi Tarık Tarcan’ı. Hatta âşıktı hayalindeki bu adama. İşte o an dank etti kafama.
Hep oyuncu olmak isterdi. Tarık Tarcan ile evlenmeyi koymuştu kafasına. Hem sözü vardı, Tayfun adını verecekti doğacak çocuğuna. Ayıcığın fermuarını açtım, bir mektup düştü kucağıma.
‘’Seni ben ne zaman sevdim biliyor musun ağabey? Simitçi Cemil’i can düşmanın olduğu halde kendi akrabalarından koruduğun o gün. O gün inandım adaletine, doğruluğuna. Ben bir hata ettim ağabey. İstanbul’a gittim. Oyuncu olmak, Tarık Bey’le evlenmek uğruna… Bir ajansın aklına uydum. O adam bana tecavüz etti. Ailem beni lekeli bilsin istemedim. Onlar derslerimden dolayı öldüğümü bilecekler. Ama lütfen bu sır bir tek sende kalsın. Adı Hakan, o adamı bulacağına eminim ağabey. Eminim benim hakkımı soracağına. Annem benim melek olduğumu, cennete gideceğimi söylerdi hep. Günah işleme ağabey, öldüğünde gel benim yanıma…
Ben Hakan’ı bulamadım. Gülşah’ın hesabını da soramadım. Ama o gün yemin ettim. Kaç tane Hakan çıkarsa çıksın karşıma, soracaktım zamansız kapanan bir çift yeşil gözün hesabını onlara…
İşte dolandırdığım insanlar
http://www.sinemaloji.com/haberler/sohret-ugruna-harcanan-bedenlerin-hikayesi.html
http://www.sinemaloji.com/yazarlar/genel-yayin-yonetmeninden/otuz-dokuz-yillik-bir-hayat-ve-icine-sigdirilan-kirk-bin-yalan.html
http://www.sinemaloji.com/haberler/facebookta-oyuncu-model-hostes-adaylarini-bekleyen-tehlike.html
http://www.sinemaloji.com/haberler/en-buyuk-sahtekar-aramizda.html
http://www.tayfunsahin.com/muzik-piyasasinin-dolandiricisi/
http://www.sinemaloji.com/yazarlar/genel-yayin-yonetmeninden/googleye-sormuslar-melih-gogebakan-kimdir-diye.html
http://www.sinemaloji.com/haberler/melih-gogebakan-yine-av-pesinde.html
http://www.sinemaloji.com/yazarlar/genel-yayin-yonetmeninden/sahte-senariste-dikkat.html
http://www.sinemaloji.com/haberler/bu-oduller-turk-sinemasina-bir-ihanettir.html
http://www.sinemaloji.com/yazarlar/genel-yayin-yonetmeninden/bu-adama-bir-isim-ariyorum.html
http://www.sinemaloji.com/yazarlar/genel-yayin-yonetmeninden/internet-cikti-mertlik-bozuldu.html
http://www.sinemaloji.com/yazarlar/genel-yayin-yonetmeninden/istanbulun-gobeginde-bir-fransiz-topragi.html
http://www.sinemaloji.com/yazarlar/genel-yayin-yonetmeninden/yonetmenler-sarmis-dort-bir-yanimizi.html
http://www.sinemaloji.com/haberler/sahte-yapim-sirketine-dikkat.html
Tayfun Şahin
tayfun@tayfunsahin.com

demek paylaştınız sonunda bu hikayeyi.. iyi de yaptınız..
Bu anlattıklarınıza kanıp inanıp görmeden duymadan arastırmadan boyle ahlaksız tekliflere evet diyen varsa . Yani allah akıl vermis fikir vermis yorum yetenegi vermis. Allahın verdigi özellikleri kullanamayan aile terbiyesi ar namus kalmamıs kişiliksiz insanlardır bence. Sadece hırsızı suclu bulmak yanlıs degilmi ? kapıyı pencereyi acık unutanında sucu yokmu ? bu dolandırıcılara bukadar basit amaclarına ulasmaya kim ön ayak olabiliyor sasırırım. bu dolandırıcılar bile genc kızları kandırabiliyorsa yada o kızlar kanıyorsa . kim bilir bu adamlar dolandırıcı olmasalar neler neler oluyordur. kimse yogurdum eksi demez ama anlayan anladı neyse . yerin altının da oldugunu unutmayan dostlarım bu insanlara bırakın tavizi selam bile vermezler. kolay yolu secme sevdasında olanlar hak eden kisilerdir. kimin basına ne gelirse gelsin. önce hatayı kendisinde arasın.
bu yazılarınıza facebookda paylaş butonu eklerseniz facede paylaşabilirz tayfun bey başarılarınızın devamını dilerim