Adı ‘İnanmak’ Bu Eziyetin

| 04 Eylül 2010 Yorum Yok

Üç yıl öncesi temeli atılan Suat Şenocak’ın yönettiği ‘Adı Aşk Bu Eziyetin’ filmi 3 Eylül Cuma günü izleyici ile buluştu. Filmi, yıllardır heyecanla bekleyenlerden biri olarak en az kendi filmim gösterime girmiş kadar mutlu oldum. Üç yıl önce Bursa İpekyolu Film Festivali’nde tanıştığım Suat Şenocak’ı sinemaya verdiği emek için sevmiştim. Ve ben her yıl katıldığım festivalde bu bebeğin büyümesini dinledim, izledim. Filmin basın gösterimi İstanbul’da yapılacağı halde ben bu bebeğin doğduğu yerde, Bursa’da izlemek için Bursa Zafer Plaza’da yapılan galasına gittim. Galada ilk gözüme takılan, İstanbul’da yapılan diğer galalara katılan beleşçi takımından kimse olmamasıydı. Oysaki bu takım içindeki insanlar kimi zaman sinema yazarı kılığında, kimi gazeteci kılığında, bu gibi galaları kaçırmazlardı pek…

Görünen o ki, filme baştan daha inanmadıklarını ortaya koymuşlardı. Bakın ben size bir hikâye anlatacağım…

Yıl 2008… Yer Bursa Festivali kapsamındaki film gösterimlerinin yapıldığı Tayyare Kültür Merkezi. Korkunç bir kalabalık, film izlemek için bir birini eziyordu. Bir adam çarptı gözüme. Zaten o boyu ile çarpmaması imkânsızdı. Girişe kurduğu ufak bir esnaf tezgâhı görünümündeki masası ile sinemaya ait broşürler dağıtıyordu. Merak ettim yaklaştım, uzattım elimi tanıştım. Bursa’da gücü yettikçe sinemaya emek vermeye çalışan bir kişi tanıdım karşımda. Suat Şenocak… Orada ki konuşmamız uzun sürmedi pek, ama özellikle o ekipten İlyas ile o günden bu zamana hep görüştük. Daha o gün duymuştum bu filmin hikâyesini ve tanımıştım inanan onca yüreği. Bakın, 2008 diyorum. Bursaspor şampiyon olmamış henüz, olacağına imkân dahi verilmemiş… Ama bu birkaç iyi adam Bursa’nın şampiyonluğuna bir film yapmak için yola çıkmışlar. Öyle inanmışlar ki, filmin bitiminde Bursaspor şampiyonluğu yaşadı.

Aradan geçen bir yılın sonunda ilk haberi gelmişti filmin. Her habere tereddütle yaklaşan ben, zerre tereddüt etmeden yayınlamıştım sitelerimizde. Bir arkadaşım ‘Bizim haberimizi yaptırmak için kırk takla atıyoruz, daha sonu belli olmayan filmin haberini yapmışsın’ dediğinde ‘Her son daha başlangıcından bellidir’ diyerek inancımı dile getirmiştim. Zaten başka bir yerde de filme ait hiçbir haber görmedim. Milletin frikiklerini, kavgalarını haber yapmak için bir biri ile yarışan basınımız, gazetelerin bir yerlerinde yazan ‘Basın ve ilkelerine uyma’ sözünü çoktan unutmuş. En son Bursa Festivali’nde karşılaştığım İlyas’a hal ve hatırından önce filmin gidişatını sormuştum. %75’i tamamlandığını duyunca da mutlu olmuştum. Bu yıl filme Mehmet Ali Arslan’nın yapımcı olduğunu duyunca hem umudum hem de mutluluğum daha da artmıştı. Mehmet Ali Arslan sinema emekçilerinin en usta isimlerinden biridir benim için. O an bir daha inandım ki film bitecekti.

Galaya katılımım en az kendi filmimin galası kadar heyecanlı oldu. Suat’ın heyecanını gördüm. İlyas’ın yorgunluğunu, Mehmet Ali’nin dostluğunu ve davete katılanların vefalarını…

Film eksikleri var elbet, ama ben beğendim. Herkesin gördüğü kamera önüydü. Ya kamera arkası? Kamera arkasını ben anlatayım.

Örneğin Suat varını yoğunu bu filme harcadı…
Mehmet Ali Arslan elinden gelenin yanı sıra, elinden gelemeyenleri bile yaptı.
Bülent Doruker Dijital Film Akademi’nin olanaklarını sundu.
Rıza Sönmez işini gücünü bıraktı, oynadı.
Halil Kumova, manevi desteğini her zaman bağıra çağıra sergiledi.
İlyas Sarı, çalıştı, çabaladı, inandı.
Ve diğer oyuncular gecesini gündüzüne kattı.

Şimdi çok ses diyor ki; ‘Milyonlarca dolarlık filmleri beğenmeyen Sayın Şahin bu filmi nasıl beğendi’ İşte meselede burada…
Bu çocukların milyon dolarları hiç olmadı. Ama inanmış ve bu inanmışlığı hiç kaybetmemiş dev gibi yürekleri vardı…

Suat, İlyas, Mehmet Ali, Bülent Doruker, Rıza Sönmez ve bu filme emeği geçen herkes…
Sizleri bu inancınız için teşekkür ediyorum ve diyorum ki daha iyilerde olacaktır…
Ben inanıyorum… Ve yine ekliyorum…
Adı ‘İNANMAK’ Bu Eziyetin…

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , ,


Yorum Yapın

haberler haberler