Neden Cinemascope?

Burada yazılan herşey gerçeklerdir…
Neden ayrıldım? Neden Cinemascope’u kurdum
Kida, Final başta olamk üzere birçok kuruluşun büyük rakamlara ulaşan bedellerle dolandırıldığını gördüğüm için,
Bilgiyolu yayınlarının borçlarının ödenmediğini gördüğüm için.
Yazarların parası kendisinden tahsis edildiği halde kitabı aylarca basılmadığını gördüğüm için…
Başta Akademi Koleji olmak üzere birçok okulun nasıl mağdur edildiğini gördüğüm için…
Genel Müdür sıfatlarında alınan bayanların nasıl tacize uğradığını ve buna karşı gelen bayanların işlerine nasıl son verildiğini gördüğüm için,
Satılan kitaplarımın parasını alamadığım için…
Çalışan birçok presonelin işten cıkarıldığı halde halen paraları ödenmediği için…
Kaçırılan vergilerle devletin nasıl zarara uğratıldığını gördüğüm için…
Yasadışı fuarlar düzenlendiği için…
Gencecik bir delikanlının okuduğu okulundan kovulduğu için…

Bunları okuyanlar şunu sorgulayabilir, bunlar gerçek mi… haklısınız, o kadar ustaca oynanıyor ki… Benim bile anlamam çok güç oldu. Ayrıca heryerde anlatılan bir konu var. Firmasını zarara uğrattığım dile getiriliyormuş. Ben sadece 1 ay yanıldım ve kaldım…Bahsi geçen tüm olaylar benden önce gelişen olaylardır. Yine şahşıma haciz getirdiği anlatıyormuş ki böye bir şey hiç olmadı, olamazda… Kurumlar, kuruluşlar, kurum yöneticileri… Sizden rica ediyorum ki, çalışacağınız insanları ve kurumları iyi seçiniz. Unutmayın, size görünen yüzün diğer bir tarafıda var. Ve o diğer tarafta o kadar çok insan mağdur ki… Bunlara ortak olmayın…

Hazel

Dün,
Hazel başını adamın omuzundan ayırdı. Gözlerine bakıyordu.
- Söyle bakalım, beni ne kadar seviyorsun?
Ali sustu. Biliyordu, ne dese az olacaktı.

- Benim seni ne kadar sevdiğimi anlatmaya ne dilim ne de kelimelerim yeter Hazel. Ama elimde olsa seni ne kadar sevmek isterdim biliyor musun? Ezan ile namaz arası kadar… Doğduğumda kulağıma okunan ezan, öldüğüm kılınan cenaze namazıma kadar, her saniye seni sevmek isterdim.

Bugün,
Başer Ali’nin haline üzülmüştü. Tedirgin bir halde sordu.
- Ne zamandır görmüyorsun Hazel’i evlat?

- Dünya takvimine göre mi soruyorsun ağabey, gönül takvimime göre mi? Bendeki takvime göre bir ömür geçti.
- Belki yeniden bir araya gelirsiniz Ali…
- Bizim kaderimiz ayrı yazılmış ağabey. Bırak bedenlerimizin bir araya gelmesini, isimlerimizin baş harfleri yan yana gelse bir acıyı ifade ediyoruz.
Ali odadan çıktıktan sonra Başer önündeki kağıda iki harf yazdı.
”Ah”

Peki dün ile bugün arasında yaşananlar neydi?

Hazel’i yazarından imzalı almak isterseniz burayı tıklayın…

Hazel’i kredi kartı ya da kapıdan ödemeli olarak almak isterseniz buraya tıklayın.

Aşk-ı Mekan – Mehdi

Hikaye devam ediyor… Aşk mekan, aşk zaman değiştiriyor… ‘’Mehdi’’

İlk romanı Hazel ile satış listelerinde ilk sıralara yerleşen Tayfun Şahin’in ”Mehdi” isimli yeni romanı çıktı. Üçlemenin ikincisi olan Mehdi, 2050 yılında başbakan olacak bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Hazel’in devamı olan roman aynı zamanda ölüm sonrası hayata ve evrensel bir konu haline gelen Mehdi akımına da değiniyor. Hazel ve Mehdi, satış noktalarının yanı sıra 12-20 Kasım’da düzenlenecek İstanbul Kitap Fuarı’nda 2. Salonda 308 nolu Marjinal Dağıtım standında yer alacak. Işte Mehdi’den kesintiler.

Haşmetli dev kapının iki kanadı birden açıldı. Gözleri kör edecek kadar kuvvetli bir ışık içeri sızdı. İçeri gireni gören her başın saygı ile eğildiğini gördü. Aynı ses o ismi zikretti…
”Alemlerin Sultanı, Hazreti Muhammed (S.A.V)”
Aklını oynattığını hissetti. Sultan’ın sureti belirdiğinde aralarında sadece bir karış mesafe kalmıştı. Sesi titriyordu…
”Ama siz…” diyebildi…
Kolunu tutan bir el sözünü tamamlamasını engelledi. Elin sahibine baktığında İbrahim Efendi’yi gördü. Gözleri doldu. Artık biliyordu, bu ne bir Şeytan aldatması ne de bir rüya değildi. Eğildi, Sultan’ın elini öptü. Sultan makamına oturduğunda herkes etrafında toplanmaya başladı. İbrahim Efendi’ye baktı.
”Neredeyiz efendim?”
”Burası yerle gök arasında, insan gözünün görmediği, zamansız, mekansız Berzah Âlemi…”
Sultan’ın karşısında bulundular. Sultan ayağa kalktı, konuşmaya başladı.
”Sizler Allah tarafından yeryüzüne birer görev için gönderildiniz. Allah sizden razıdır, bende sizden razıyım. Şimdi size yeni yüzyılın kutbunu tanıtacağım.”
Sağ elini açık bir şekilde havaya kaldırdı. Yere indirdiğinde iki âlem arasındaki bütün perdeler kalktı. 10 Yaşlarında bir erkek çocuk, elinde Zülfikar ile ucu bucağı görünmeyen bir meydanda masmavi gözlerini ufuklara dikmiş bakıyordu. Sultan’ın mübarek sesi yine duyuldu…
”Allah O’na, Fatih’in kudretini, Ömer’in adaletini, Hamza’nın cesaretini, Ebubekir’in sadakatini, Ali’nin ilmini, Mustafa’nın zekasını, Süleyman’ın ihtişamını, benimde şefkatimi verdi. O, Ali oğlu Mehdi’dir”
Ali gözlerinde yaşlar, dünya gözü ile göremediği oğluna bakıyordu. İbrahim Efendi’ye baktı, yarı ağlamaklı bir ses ile mırıldandı.
”O benim oğlum…”

Yıl: 2020 – Şanlı Urfa
Yeryüzü mahşer gibiydi. Mirza’nın elinde iki silah, hareket eden her şeye ateş ediyordu. Mehdi kan dolu avuçlarını semaya kaldırdı. Gözbebekleri yaşların içinde kaybolmuştu… Son gücü ile seslendi…
”Yusuf! Yusuf yetiş! Yusuf!”
Cebrail (as) belirdi semalarda, iki dev kanadı açık…
Elinde Hazreti Ali’nin Zülfikar’ı…
Hemen arkasında Mikail (as), yerle gök arasında bir yerde. Dönmeye başladı kendi ekseninde… O döndükçe rüzgarlar toplandı etrafına…
İsrafil (as)’in dudakları ile Sur arasında artık sadece milimler mesafe…
Ve Azrail (as),
Yaratıldığı günden beri hiç olmadığı kadar acımasız… Daha Zülfikar inmeden söküp alıyor ruhları…
Bir ses yankılanıyor kainatta,
‘’Arş üzerindeki hakimiyetime yemin ederim ki, benim sevdiğime dil dahi uzatana ben harp ilan ederim!’’
Ve Cebrail (as)’in şefkat dolu sesi…
‘’Yetiştim dostum, sen iste hepsini helak edeyim, sen iste bu dünyayı tersine çevireyim… Sen iste dostum, senin için gökleri yere indireyim…
Mehdi sağ elini kaldırdı, işaret parmağını uzattı.
‘’Ben annemi istiyorum.’’
Cebrail (as) başını çevirdi. Azrail (as) görev için bekliyordu. Nemli gözlerle seslendi dostuna.
”Yapma…”

Aşk-ı Makam – Başkan

baskan-tayfun-sahin‘AŞK’ Serisinde, Aşk-ı Makamdayız…
Hikaye devam ediyor Aşk makam değiştiriyor.

Başkanlık koltuğuna aday, iki güçlü adam… Sadece birisi Başkan olabilecek.
İki güçlü adamın yüreğinde, iki güzel kadın… Sadece birisi hayatta kalabilecek.
İki kan, iki can… Sonrasında iki düşman…

Çok konuşulan Hazel ve Mehdi kitaplarının yazarı Tayfun Şahin, üçüncü kitabı ‘Başkan’ ile okuyucuları 2050 Türkiye’sinde nefesleri kesecek bir maceraya sürüklüyor.

İşte Başkan’dan kesitler….

”Bu odaya iyi bak… Bu oda dünyanın yeni tahtı. Bu tahtın hükümdarı ben asası sensin. Herkes bu dünyayı değiştirmeye çalıştı. Ben bu dünyayı durduracağım. Öyle bir yerde durduracağım ki, İnsanlar o günün adına kıyamet diyecekler.
Ya onlar bana kıyam edecek, Ya ben onlara kıyım…”

‘Sen sadece nasıl sevilmek istediğini söyle… Gerisini ben hallederim…’’

‘’ Kadar ile Kader arasında ki 1 harfi değiştirmeye gücün yetmiyorsa, 13 harfi birleştirip “Seni Seviyorum” demeyeceksin…’’

‘’Hayatında hiç kumar oynadın mı?’ diye sordu genç kadın. ‘Hayır’ dedi adam. ‘Hiç mi?’ diye takrarladı. ‘Hiç’ dedi ve devam etti. ‘Bir kere kumar oynarım, sadece bir kere… O da bir tekseninle. Ama bir şartım var. Yenilsende pişman olmak yok’ Sonra cebinden demir bir para çıkardı, gözlerini kızın gözlerine dikti. ‘Yazı gelirse sen benimsin, tura gelirse ben senin…’ Parayı havaya atacakken kız tutu elini… ‘Ben yenilgiyede razıyım…’

Aşk-ı Kıyamet

Aşk-ı Kıyamet

Aşk-ı Kıyamet

-HİÇBİR AŞK BU KADAR KISALIKTA UZUN SÜRMEDİ-
Gözleri yerde duran bir taş parçasına takıldı. Mırıldandı. – Şeytan diyor al şu taşı yerden, yaz üstüne seni çok özledim diye, fırlat suratının ortasına. Anlasın özlemenin ne kadar acı olduğunu… Sonra arkasını dönüp gitmek istedi, ayakları gitmedi. Yeniden yüzünü Şahine doğru döndü. Gözleri taş parçasına yeniden takıldı. – Haklısın be Şeytan! diyerek yerden taşı alarak seslendi. – Hey Başkan! Başta Şahin olmak üzere binlerce göz Esilaya çevrildi. Esila elindeki taşı var gücü ile fırlattı. Şahin, taşı havada yakalasa da, taş sert geldiğinden yüzük parmağının derisini yırtmıştı. Polisler Esilaya doğru hareket edeceklerdi ki Şahin durdurdu. Sonra Esilanın yanına gitti. Taş atan elini tutarak Esilanın avucunu açtı. Dudaklarını yaklaştırıp kızın avucunu öptü. Gözlerini uzun zamandır görmediği kahve tonlarına dikerek fısıldadı. – Şimdi anlıyorum tek taşı neden erkeklerin aldığını. Siz hanımların tek taşları böyle oluyormuş demek… Eli kanıyordu. Esilanın içi acımıştı. Şahinin avucunu iki eli ile tutarak kanayan yeri dudaklarına götürerek öpmeye başladı. – Özür dilerim… Özür dilerim… Özür dilerim… – Sakin ol… Yaşayacağım… dedi Şahin gülümseyerek. Sol elini kızın sağ yanağına götürdü. Dudaklarını kulağına yaklaştırdı. – Duyduğuma göre arkamdan çok konuşmuşsun… – Yani… Konuşmuşluğum çoktu, ama söylediğim hep tekti… – Neymiş o tek olan? – Onu çok özledim… – Yani kalbin hala benimle dolu mu? Esila başını geri çekerek, yüzünü örten saçların arasından gözlerini bakmayı özlediği gözlere dikti. Sesi neredeyse sessiz gibiydi… Mırıldanabildi sadece. – Ne kalbi Başkanım? Ağzıma kadar sen doluyum… İki güçlü adam… Biri dünyayı yönetiyor, diğeri dünyayı yöneteni. Sözlerini geçiremedikleri tek yer ‘Kalpleri’ 1400 yıl süren aşk geçmişte tamamlanıyor… ‘Aşk serisi’ yürekleri dağlayacak bir final ile sona eriyor…

Araf Romanı

arafOdaya girdiğinde ceketini çıkarıp koltuğun yanına koydu. Psikolog soru dolu gözlerle Aziz’e bakıyordu.
- Ne? Diye sordu gülümseyerek.
- İlk defa ceketinizi çıkardığınızı gördüm, dedi doktor. Aynı anda sol kolunda olan morluklar dikkatini çekti.
- Aziz Bey nedir o morluklar?
- Bunlar mı? Ben yapıyorum, yani ben çimdikliyorum, onlarda morarıyor.
- İyide neden?
- Ses tonunuzda endişe sezinliyorum, korkmayın kötü bir durum yok, dedi ve sustu. Doktorun cevabı beklediği aşikardı. Başını koltuğun arka kısmına koyup tavana dikti gözlerini.
- Bir kızdan bahsetmiştim ya, Medine… Onunla olunca yapıyorum, dedi ve yine sustu. Doktor bir süre konuşmadan cevap bekledi ama dayanamadı sordu.
- Bunu yapmanıza sebep ne oluyor?
- Yani nasıl anlatsam, ben eşimle olan rüyalarımı anlatmıştım size. Hayatımda kimi sevsem sanki bir rüyadan uyanmış gibi hepsini kaybediyorum. Eşim, annem, babam, Münevver Teyze, Kadir, Ali… Şimdi hiçbirisi yok. Medine ile mutluyum. Çok mutluyum. Onunda bir hayal, bir rüya olmasından korkuyorum. Bu yüzden onunla her buluşmamızdan sonra rüyada mıyım diye kendimi çimdikliyorum.
- Peki neden sol kol?
Gülümsedi…
- Çünkü sağ kolum mutluluğu hissettiğim yere çok uzak kalıyor. Beni yanıltabilir diye çekiniyorum.
Doktorun hem şaşkın hem hayranlık dolu bakışları arasında sadece kendisinin duyabileceği bir fısıltı ile mırıldandı.
- Ve umarım yürüdüğüm bu yolda hicretimi mutlu bir sonla tamamlarım… Okumaya devam et

Başbakana sunulan 50 kişilik listede kimler var?

gezif15d98c3Gezi eylemleri ile ilgili soruşturmayı derinleştiren istihbarat birimleri hazırladıkları raporu Başbakanlığa sundu. ‘Organizatör’ olarak nitelendirilen 50 kişilik listede, asker, sanatçı, akademisyen, gazeteci ve işadamları bulunuyor.
Gezi Parkı’nda ağaçların kesileceği bahanesiyle başlayan, ancak kısa sürede ‘hükümet istifa’ kampanyasına dönüşen eylemlerin ardından ‘çok özel bir ekip’ çıktı. Ülkeyi kaos ortamına sürükleyen olaylarla ilgili ayrıntılı bir inceleme başlatan istihbarat birimleri şok bilgilere ulaştı. Okumaya devam et

Gezi eylemlerinin bilançosu açıklandı

taksim-dayanismasiTaksim Gezi Parkı’nda 31 Mayıs’ta başlayan ve Türkiye ’nin pek çok iline yayılan protesto gösterilerinin bilançosu İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarıldı.
İçişleri Bakanlığı’na ulaşan bilgilere göre, “duran adam” eylemlerine dönüşen Gezi Parkı protestoları 81 kentin 79’unda yapıldı. Bir aya yaklaşan eylem sürecinde, gösterilerin büyük bölümü İstanbul ve Ankara ’da yaşanırken, sadece Bingöl ve Bayburt’ta protesto eylemi düzenlenmedi.

Gezi Parkı protestoları sürecinde yaklaşık 2.5 milyon insanın eylemlere katıldığı tespit edildi. Bu eylemlerde yaklaşık 4 bin 900 eylemci “şüpheli” konumunda gözaltına alınırken, 600’den fazla polisin, 4 bine yakın eylemcinin yaralandığı belirlendi.

GÜNDE 50 ‘DURAN ADAM’
Performans sanatçısı Erdem Gündüz’ün Taksim’de başlattığı “duran adam” eylemlerine ise her gün ortalama 50 insanın “bireysel” olarak katıldığı belirlendi. Kitlesel olarak tam tespit edilemeyen ‘duran adam’ eylemcilerinin bazıları gözaltına alınırken, önceki gün Taksim’de 40, Çağlayan’da 11, Kadıköy’de 5 kişi “duran adam” eylemi yaptı. Ankara’da ise Kuğulu Park’ta 30, Kızılay Güvenpark’ta 15 kişi “duran adam” oldu.

240 POLİS ARACI 45 AMBULANS
Valiliklerden gelen bilgilere göre hazırlanan hasar tespit raporunda ise 58 kamu binası, 68 MOBESE kamerası ve 337 işyerinin tahrip edildiği, 90 belediye otobüsü, 214 özel araç, 240 polis aracı ve 45 ambulansın kullanılamaz hale geldiği açıklandı. Eylemlerde, biri CHP binası olmak üzere 14 parti binasının zarar gördüğü toplam zararın ise 140 milyon lira olduğu belirlendi. Bu zararın yaklaşık yüzde 90’ının İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, Antalya, Artvin, Bursa, Edirne, Eskişehir, Hatay, Kocaeli, Mersin, Samsun, Kayseri, Manisa ve Tunceli’de yaşanan olaylarda gerçekleştiği tespit edildi.

Mennan Yıldırım ‘Almanya’daki Gönüllerin Türkü’

menan-yildirim2000 Yılında Memleketi olan Tekirdağ Kesin dönüş yapım Tekirdağ ilini Avrupa da yaymak için elinden geleni yapan ve bunun son başarısını Almanya’nın BAYREUTH Şehrini Tekirdağ ilimizle kardeş şehri yapmak için uğraşıp Başarı elde eden ve 2012 Mayıs ve Eylül Ayında Kardeş Şehir imzaları gerçekleştiren Mennan Yıldırım Bu görevlerin ötesinde 2013 Şubat ve Mayıs Ayında CHP Genel Merkez Talimatıyla Almanya daki CHP  örgütünü kurmak için Buralarda görevi yapan Buralarda ki görevi yaparken uzun zamandır Her yerde dile getirdiği Süleyman Paşa Belediye Başkanlıkta devam ettiğini sadece Biraz siyaset Meydanın Boş kaldığını Bunu da Bana Genel Merkezimin Bizzat Almanya için görev verdiğinden dolayı Tekirdağ siyasetinle Fazla ilgilenemediğini ama oradaki örgütleri kurulmasında Payı olduğundan Memnun olduğunu ve yeniden şunu Deklare ediyorum.

Ben siyasetten Kopmadım ve SÜLEYMAN PAŞA BELEDİYE Başkanlığına CHP ‘ den aday Adayım diyerek duyurulur dedi.Yıldırım.Ben Her zaman her ortamda direk aday adayı olduğumu açık yüreklilikle söylüyorum ama diğer Aday aday olacaklarını dile bile getiremeyip Başkalarından umut Bekliyorlar. BAYREUTH’LA Yapılan Kardeşlik antlaşmalarında Mimarı olan Mennan Yıldırım Bunun Meyvelerini alınmaya Başladığını Namık Kemal üniversiteler arası Birleşme öğrenci değişimleri özürlüler arası çalışmalar  Ticaret odalar arası çalışmalar ve Birçok çalışmaların devam ettiğini ifade eden Yıldırım Amacım Avrupa da Tekirdağ dediği zaman Süleyman Paşa ilçesinin  adının duyulması bununda iddia ediyorum ancak Ben seçilirsem olur diyen Mennan Yıldırım,Almanya da Tekirdağ Dendiğin de Benim adımın direk söylendiğini duyuyorum .Bu da Beni son derece sevindiriyor dedi. Yıldırım Benim Haberim olmadan Merkez ilçe için yapılan internet anketlerinde de Ben Birinci cıktım demek Halkımız beni istiyor çünkü Ben halkı içindeyim Halkımızın istediği Hizmetten çok herhalde Budur diyen YILDIRIM BEN KESİN OLARAK SÜLEYMAN PAŞAYA ADAYIM AÇIK AÇIK SÖYLÜYORUM SAKLAMIYORUM BEN MEYDANLARDAYIM DİYEREK HODRİ MEYDAN DİYOR.